Susan Rakhsh: ‘Jin, Jiyan, Azadî’ yle gerçek bir değişim yaratabiliriz
Sosyolog Susan Rakhsh, İran’daki protestoların ekonomik koşullardan özgürlük taleplerine evrildiğini belirterek, “Jin, Jiyan, Azadî Manifestosu’nu topluma bir program olarak sunarsak, gerçek bir değişim yaratabiliriz” dedi.
ŞAHLA MUHAMMEDİ
Haber Merkezi - İran’daki protestolar 11’inci gününe girdi. Tahran’daki çarşıda başlayan gösteriler, kısa sürede ülkenin birçok kentine yayıldı. Başlangıçta geçim sıkıntılarına karşı yükselen tepkiler, zamanla özgürlük taleplerine ve hükümetin devrilmesi çağrılarına dönüştü. Protestolar sürerken, özellikle İran lideri Ali Hamaney’in göstericilere yönelik tehditlerinin ardından baskılar arttı. Yargı organları ve Devrim Muhafızları, protestoculara karşı fiilen savaş ilan etti. Olaylarda onlarca kişi hayatını kaybederken, yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Sosyolog ve kadın hakları savunucusu Susan Rakhsh, İran’daki protestoları değerlendirirken, ülkedeki yaşam koşullarının son derece kritik bir noktaya ulaştığını ifade etti. İranlıların yaklaşık yüzde 70’inin ekonomik koşullar nedeniyle satın alma gücünü kaybettiğini söyleyen Susan Rakhsh, bu protestoların önceki dönemlerden farklı olduğuna dikkat çekerek, “Bu kez protestolar piyasanın içinden başladı. Çünkü piyasa, insanların satın alma gücüne bağlıdır. İnsanlar alım gücünü kaybettiğinde, piyasa da tepki göstermeye başlar” dedi.
‘Halk rejimden kurtulmak istiyor’
Piyasanın geleneksel olarak rejimin müttefiki olduğunu ve genellikle bazı tavizler karşılığında geri adım attığını vurgulayan Susan Rakhsh, buna rağmen piyasaya duyulan güvenin kalmadığını ifade etti. Susan Rakhsh’a göre bugün piyasanın gerçekleştirdiği protestolar, doğrudan rejimi değil, rejimin uyguladığı ekonomik politikaları hedef alıyor. Özellikle son birkaç gündeki protestolarda yaşanan değişime dikkat çeken Susan Rakhsh, sloganların sertleştiğini söyleyerek, “İnsanların sloganları ‘diktatöre ölüm’ ve ‘Hamaney’e ölüm’ şeklinde değişti. Bu da halkın bu rejimden ve mevcut koşullardan tamamen kurtulmak istediğini gösteriyor. Bu rejimin çok acımasız olduğunu biliyoruz ve belki ilk günlerde biraz sakin geçti, ancak daha sonra vahşetini gösterdi" ifadelerinde bulundu.
Susan Rakhsh, “Kasım 2019’da protestocuların katledilmesinden sonra İran küresel düzeyde büyük bir baskı altına girdi. Bugün İslam Cumhuriyeti artık yeterli güce sahip değil, gücünü yalnızca ülke içinde ve silahsız insanlara karşı gösterebiliyor. Hala sokağa çıkmamış, kenarda duran bir grup var. Baskı altında olmalarına rağmen henüz ortaya çıkmadılar. Ayrıca ‘Jin, Jiyan, Azadî’ hareketinin aksine, şu an sahnede kadınlar daha az. Protestocuların çoğu kaybedecek hiçbir şeyi olmayan genç erkekler. Rojhilat Kürdistan durağan bir şekilde hareket ediyor. Belucistan ve Huzistan da benzer biçimde durağan. Protestoların ağırlık merkezi hala merkez şehirlerde” diye konuştu.
‘Farklı sosyal ve siyasi çevreler var’
Farklı sosyal ve siyasi grupların protestolara katılmamasının nedenleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Susan Rakhsh, "Bence bunun birkaç farklı nedeni var, bunlardan biri korku; gençler çok cesur çünkü kaybedecek hiçbir şeyleri yok, ama anneler ve babalar öyle değil. İkinci neden ise gerçek bir alternatifin olmaması; illa ki tek bir lider olması gerekmiyor, ama parlak bir geleceği olan bir alternatif. Monarşistlerin iddia ettiğinin aksine, onlar çoğunlukta değiller" diye kaydetti.
Sosyolojideki “karşı hareket” olgusuna değinen Susan Rakhsh, “Şu anda İran’da bir hareket var, ancak hükümet muhalefetin içinde bir ayrılık yaratarak bu hareketi içeriden parçalamaya çalışıyor. Rejim, monarşist fraksiyonu bir karşı hareket yaratmak için en uygun alternatif olarak gördü ve bunda da başarılı oldu. Bu süreç Yeşil Hareket’le başladı, ancak Jin, Jiyan, Azadî Hareketi’nden sonra büyük ölçüde yoğunlaştı. Hareket zirvedeyken, neredeyse herkes birlik içinde hareket ediyordu. Tam bu noktada, İran içinden birinin aniden Pehlevi’yi temsil etme meselesini gündeme getirmesi, harekete vurulan en büyük darbe oldu” şeklinde konuştu.
‘Protestocuları yabancı güçlere bağımlıymış gibi gösterme taktiği kullanıldı’
Bu dönemde monarşistlerin yürüttüğü faaliyetlere değinen Susan Rakhsh, “Monarşistler artık kendilerinin hareket karşıtı bir konumda olduklarını gösteriyor. Rejimin bu grup üzerindeki etkisinin, onları doğrudan bir karşı harekete dönüştürdüğünden eminim. Bu grubun yaklaşımı yalnızca kadınları değil, bazı erkekleri bile geri çekilmeye zorluyor. Bunlar, Devrim Muhafızları tarafından eğitilmiş, kadın düşmanı erkeklerdir. Protestocuları yabancı güçlere bağımlıymış gibi gösterme taktiği her zaman kullanıldı. Hamaney’in bir konuşma yapıp da ‘düşman’ kelimesini kullanmaması imkansızdır. Şu an için bu söylem, onların elindeki en iyi bahanedir” dedi.
‘Donald Trump’ın açıklamaları korku yarattı’
Donald Trump’ın İslam Cumhuriyeti’ne yönelik tehdidine değinen Susan Rakhsh, “Trump’ın bu tehdidi, yönetim için en iyi bahanedir. Bu söylem yalnızca iktidar cephesinde değil, halk arasında ve hatta muhalefet hareketleri içinde bile ciddi bir kaygı yaratmıştır. Çünkü Libya, Afganistan, Irak ve Suriye örnekleri, yabancı müdahalenin durumu çok daha kötüleştirdiğini gösteriyor. Monarşistlerin Trump’ı desteklemesiyle birlikte toplumdaki bu korku iki katına çıkıyor” diye ekledi.
‘Yeni bir umut yaratılabilir’
Susan Rakhsh, “Jin, Jiyan, Azadî” hareketindeki protestoculara yönelik ağır baskıya ve İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın ardından artan idamlara dikkat çekerek, “Rejim, tek çıkış yolunu silah kullanmakta görüyor. SAVAK güçlerini kendi kadrolarını eğitmek için kullandılar ve her türlü yöntemle iktidarda kalmaya çalışıyorlar. Bu şiddet, muhalefetin geri çekilmesine neden oluyor. Tutarlı ve alternatif bir çözüm sunan güçlü bir yapı ortaya çıkmadıkça bir çözüme ulaşamayız. İçerideki muhalefetin büyük bir kısmı hapiste ve yakın zamanda bir açıklama yayınladılar. Eğer tutarlı ve stratejik bir plan ortaya koyabilirlerse, bu halkta yeniden umut yaratabilir” sözlerine dikkat çekti.
‘Jin, Jiyan, Azadî Manifestosu’nu yeniden canlandırabiliriz’
Mevcut hareket ile “Jin, Jiyan, Azadî” hareketi arasındaki farklara değinen Susan Rakhsh, sözlerini şöyle tamamladı:
“Jin, Jiyan, Azadî Hareketi herkesi bir araya getirdi ve elimizde bir alternatif vardı. O hareket bir manifestoydu; onun aracılığıyla ilerleyebilir ve tutarlı hale gelebilirdik. Ancak rejim, bu hareketin 1996 ve 1998 protestolarına benzemediğini fark edince devreye girdi. Jin, Jiyan, Azadî hareketi Rojhilat Kürdistan ve Belucistan’da başladı, tüm halklar ayaklandı. Bu, rejim için en tehlikeli durumdu. Jin, Jiyan, Azadî Manifestosu’nu yeniden canlandırabileceğimizi umuyorum. Çünkü yaşamdan bahsettiğimizde ekonomik, politik ve sosyal yaşamı kastediyoruz; kadınlardan bahsettiğimizde ise tüm toplumu kapsayan eşitliği kastediyoruz. Özgürlük ise herkesin hakkıdır. Jin, Jiyan, Azadî Manifestosu’nu topluma bir program olarak sunarsak, gerçek bir değişim yaratabiliriz.”