‘Suriyeli kadınların birlik ve dayanışmasıyla cihatçıları durduracağız’

Kongra Star Demokratik İlişkiler ve İttifaklar Komitesi Üyesi Rûken Ehmed, Suriye'deki tüm kadınlara ortak örgütlülük, birlik ve dayanışma çağrısında bulunarak, cihatçıları bu ruh ile durdurabileceklerini söyledi.

RONÎDA HACÎ

Hesekê - Baas rejiminin devrilmesinden sonra geçici Suriye yönetimine gelen Heyet Tahrir El Şam (HTŞ), anayasanın ilanıyla birlikte; Suriye'nin kıyı  kentlerinde katliamlara başladı. Başta Aleviler olmak üzere özellikle Lazkiye ve Tartus gibi şehirlerde yaşayan halklar ve topluluklar bu katliamlar ile karşı karşıya kaldı. Binlerce insan katledildi, binlercesi ise zorla yerlerinden ettirildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre, bin 659 kişiden fazla sivil bu saldırılar esnasında katledildi. Konuyla ilgili olarak Kongra Star Demokratik İlişkiler ve İttifaklar Komitesi Üyesi Rûken Ehmed ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

Rûken Ehmed, halkın haklarına ve kimliğine sahip çıkmak için tek taraflı, sisteme karşı bir devrim başlattığını belirterek, "Suriye halkının 54 yıllık mücadele ve direnişi sonucunda Baas rejimi devrildi. Bu sistemin devrilmesi halklar açısından büyük bir mutluluğa neden oldu. Çünkü, Baas sistemi değişime ve dönüşüme açık olmadığı gibi tüm bileşenlerin haklarını ihlal ediyordu. Bu süreçte halklar, Suriye'de yeni bir sayfa açılması ve tüm bileşenlerin merkezi olmayan bir Suriye'de daha demokratik yaşanılacağına dair umutlar besledi. Şüphesiz ki devrim başladığında amaç, herkesin haklarının korunduğu çok renkli bir Suriye'nin oluşumuydu."

'Suriye daha tehlikeli ve karmaşık bir duruma doğru gidiyor'

Rûken Ehmed, HTŞ'nin bir iç savaş başlatmak istediğini belirterek, "Halkın umutları boşa çıktı; daha tehlikeli ve giderek karmaşıklaşan bir durum var. Çünkü, yönetime gelen cihatçılar terör listelerinde yer almakla birlikte Suriye halkının mallarını yağmalama, göç ettirme, katletme ve kaçırma gibi geçmişlere sahiptir. Bu nedenle Suriye'deki durum giderek kötüleşiyor" dedi.

'Suriye halklarının güvenlik ve huzura ihtiyacı var'

HTŞ'nin Suriye halkına karşı savaş suçu işlediğine dikkat çeken Rûken Ehmed, konuşmasına şöyle devam etti: "Yeni geçici hükümetin, Suriye'nin siyasi bir çözüme ulaşması için herkesin silahlarını bırakması kararı aldı. Fakat silahlarını bırakanların nasıl katledildiğini görüyoruz. Suriye halklarının yeni bir Suriye inşa etmekten daha çok güvenliğe ve huzura ihtiyacı var. Yeni hükümet çok aceleci ve biçimsel adımlar atarak, bugün Alevi toplumunda yaşanan katliamların sebebi oldu. Bu süreçte savaş suçları nedeniyle ulusal denetim ve gözleme ihtiyacımız var. Savaş suçlarına karışan tüm taraflar hesap vermelidir. Bugüne kadar Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî ve Suriye kıyı kentlerinde hak ihlalleri ve savaş suçları işleniyor. Bu durumla beraber, Suriye bir çözüme doğru ilerlemiyor" İfadesini kullandı.

'Anayasa değişmezse bu durum yeni bir devrime yol açacak'

Rûken Ehmed, anayasanın değişmemesi durumunda yeni bir devrimin başlayacağını vurgulayarak, "Sorunu daha karmaşık hale getiren yeni anayasa taslağıdır. Bu kriz, tüm bileşenleri katliama sürüklüyor ve tek bir tarafın hizmetine giriyor. Bu da Suriye üzerinde büyük bir tehdit oluşturuyor, tüm bileşenler ve kadınlar tarafından kabul edilmiyor. Ayrıca, bu anayasa taslağında haklarımızın korunduğunu görmüyoruz ve kadınlar olarak da yerimizi alamıyoruz. Yeni hükümet halkın taleplerini dikkate almalı ve Esad'ın hatalarını tekrarlamamalı. Suriye halklarının savaşa ve yeni baskılara tahammülü kalmadı."

'Görüş ve düşüncelerimiz ortak olmalı'

Rûken Ehmed, Suriye'deki tüm kadınlara ortak örgütlülük, birlik ve dayanışma çağrısında bulunarak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bu süreçte Suriyeli tüm kadınların dayanışma ve yardımlaşma ruhu çok önemli. Savaşlarda tüm zorlukları, acıları çeken ve bedel ödeyen kadınlar oldu. Bu nedenle Suriyeli tüm kadınların kendini koruma yöntemlerinden tutalım her alanda örgütlenmeleri, dayanışma içinde olmaları gerekiyor. Bu dönemin kazanımları ve başarısı için bir araya gelmemiz gerekiyor. Görüş ve düşüncelerimiz ortak olmalı, çünkü kaderimiz birbirine bağlı. Suriye'nin kıyı kentlerinde kadınlar katledilirken, biz Kuzey ve Doğu Suriye’de özgürce yaşayamayız. Kürt kadınları başta olmak üzere, Kuzey ve Doğu Suriye’deki tüm kadınların omuzlarına büyük görev ve misyon düşüyor. Çünkü, birikim ve deneyimlerimizi  paylaşmalı, korumalı ve bunu, tüm Suriyeli kadınlar için bir kazanım ve başarı haline getirmeliyiz. Bu şekilde cihatçı ve tek taraflı bir Suriye’ye karşı durabilir ve sadece kadınların haklarını değil, aynı zamanda erkekleri de cihatçı, miliyetçi yine dinci zihniyet ve anlayışlardan kurtarabiliriz."