Suriye’de özel sektör odaklı ekonomi yoksulluk uçurumunu derinleştiriyor

Suriye’de ekonominin özel sektöre bağımlı hale gelmesi, toplumun gerçek ihtiyaçlarından kopuk bir şekilde yoğunlaşma ve kar peşinde koşma riskini beraberinde getirerek, yoksulluk uçurumunun genişlemesine yol açıyor.

SANAA AL-ALİ

Haber Merkezi - Elektrikten sağlığa, eğitime kadar tüm sektörleri destekleyen sosyalist ekonomik sistem, hızlandırılmış bir tempoyla liberal bir ekonomik sisteme dönüştürülüyor. Bu sistem, sınırlı devlet müdahalesiyle, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve serbest girişimciliğe dayanıyor. Bugün Suriyeliler, yoksulları tedavi etmeden önce ödeme talep eden hastanelerle, bir çalışanın maaşını aşan elektrik faturalarıyla ve özelleştirmeye doğru ilerleyen petrol sektörüyle karşı karşıya. Bu eğilim devam ederse, her çocuğun hakkı olan eğitim, yalnızca maddi olarak güçlü olanlar için erişilebilir hale gelecek. Kendi kendine yeterli olduktan ve Dünya Bankası’na borcu kalmadıktan sonra, Suriye ekonomisi kademeli bir gerileme sürecine girdi. Önceki rejim, yanlış ekonomik politikalar nedeniyle serbest piyasaya geçiş sürecinde yerli üretimi zayıflattı ve ekonomi, neoliberal bir model izleyerek kısmen “devlet kapitalizmi” biçimine dönüştü.

Suriye ekonomik izolasyona itildi

Suriye’de siyasi ortam giderek daha karmaşık bir hal alırken, devrimin patlak vermesi ekonomik krizi derinleştirdi. Nusra Cephesi’nin altyapıyı hedef alması, fabrika ekipmanlarının çalınması ve Türkiye’ye çok düşük fiyatlarla satılması nedeniyle ekonomi ciddi kayıplar yaşadı. Savaş ve uluslararası yaptırımlar, özellikle Sezar Yasası, ülkeyi ekonomik izolasyona itti. Buna karşılık, önceki rejim, yabancı yatırımlara açıklık ve özelleştirmeye dayalı bir ekonomiye geçmekten başka seçenek bulamadı, böylece özel sektöre yönelim başladı. Temel mallara verilen sübvansiyonlar kaldırıldı ve ekonomi düşük verimliliğe sahip, tüketici odaklı bir yapıya dönüştü. O dönemdeki Suriye ekonomisi "yolsuz devlet kapitalizmi" olarak tanımlanabilirdi.

Bununla birlikte, rejimin iktidarının son gününe kadar, ekonomi özellikle fiyat kontrolü ve uluslararası yaptırımların uygulanmasının ardından azalan mallara verilen sübvansiyonlar açısından bir ölçüde merkezileşmiş ve yönlendirilmiş kaldı. Eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz kaldı ve yakıt, elektrik ve ekmek sübvanse edildi, bu da ailelerin büyük bir bölümünü etkileyen ekonomik krizin şiddetini bir nebze olsun hafifletti.

Şam çekim merkezi olmaktan çıktı

Şam’da, sakinler 100 doları aşan elektrik faturalarıyla karşılaşınca neredeyse her gün gösteriler düzenleniyor. Bu faturalar, geçici hükümetin kontrolündeki bölgelerde yaşayan bir Suriyeli çalışanın aylık maaşına neredeyse eşdeğer. Dijital medyada, ailelerin yiyecek ve elektrik faturası arasında sıkışıp kaldığı bu durum yoğun tepkilerle paylaşılıyor. Kısacası, elektrik sübvansiyonları kaldırıldı ve bir somun ekmeğin fiyatı iki katına çıktı. Hastaneler artık ücretsiz tedavi sağlamıyor ve hastaların ailelerini en temel ilaçlar ile tıbbi malzemeleri bile kendi masraflarıyla temin etmeye zorluyor. Bir zamanlar Şam, yüksek kaliteli sağlık hizmetleri ve uygun fiyatlarıyla tüm Suriyeliler için bir çekim merkeziydi.

Suriye geçici yönetimi, mevcut politikalarla Suriye'de ekonomik sosyalizm döneminin sona erdiğini ve serbest piyasa ekonomisinin benimsendiğini ilan ediyor. Bu, Suriye'nin artık ihracatçı değil ithalatçı bir ülke olduğu göz önüne alındığında, özellikle ulaşım maliyetleri olmak üzere emtia fiyatlarındaki hızlı artışı haklı çıkarıyor. Destek politikasının devam ettirilmesi ve kayıpları telafi etmek için önemli ekonomik reformların uygulanması, çoğunluğu kadınlar tarafından yönetilen Suriye ailesini desteklemenin temel taşıdır. Bu, fiyatları düşürmek için en etkili politikadır ve devletin halkını desteklemek sorumluluğudur, bir lütuf değildir.

Yoksulluk uçurumunun genişlemesi tehlikesi

Buna paralel olarak, krizi kontrol altına almak ve destek sağlamak için maaşlar iki katına çıkarılmalıdır. Ancak, yüzde 400'lük bir maaş artışı vaatlerine rağmen, aslında hiçbir şey yapılmadı. İş ayrımcılığı ve özellikle Alevi kadınları hedef alan kısıtlamalar ve transferler gibi politikalar, yeni hükümet bunu önlemek için ciddi önlemler almazsa, ciddi bir krize yol açma tehdidi oluşturmaktadır. Ekonominin özel sektöre bağımlı hale gelmesi, toplumun gerçek ihtiyaçlarından kopuk bir şekilde yoğunlaşma ve kar peşinde koşma riskini beraberinde getirerek yoksulluk uçurumunun genişlemesine yol açmaktadır.

Suriye ekonomisindeki bu şok edici değişim, yoksul sınıfı genişletiyor. Birleşmiş Milletler'e göre Suriye halkının yüzde 90'ı yoksulluk sınırının altında. Bu kriz, çatışma yaşamış veya hala çatışma yaşayan ülkeler üzerindeki baskıyı artıran küresel kapitalizm tarafından yaratılmıştır. Sonuç olarak, Suriye'deki mevcut ekonomik durum, Suriyeli aileler ve sosyal adalet için, özellikle de ailenin yükünün orantısız bir kısmını taşıyan kadınlar için tehlikelidir.

*Gazeteci