Suriye’de 6 ayda en az 35 kadın katliamı kaydedildi

Suriye’de 2026 yılının başından bu yana en az 35 kadın katledildi. İnsan hakları raporlarına göre silahlanmanın yaygınlaşması, aile içi şiddet ve yetersiz koruma mekanizmaları kadınlara yönelik şiddetin artmasında etkili oluyor.

Haber Merkezi – Suriye’de 2026 yılının ilk aylarında kadınlara yönelik şiddet ve katliamlar dikkat çekici biçimde arttı. İnsan hakları kuruluşlarının verilerine göre yılın başından bu yana ülke genelinde en az 35 kadın katledildi. Uzmanlar, savaşın ardından derinleşen güvenlik sorunları, silahlanmanın yaygınlaşması ve toplumsal yapıda yaşanan çözülmenin bu tablonun başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirtiyor.

İnsan hakları raporlarına göre kadın katliamları Halep başta olmak üzere birçok kentte yaşandı. Vakaların ülkenin farklı bölgelerine yayılması, kadınlara yönelik şiddetin yalnızca belirli bölgelerle sınırlı olmadığını; toplumsal, ailevi, ekonomik ve güvenlik kaynaklı nedenlerle giderek yaygınlaştığını ortaya koyuyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, kadınların katledildiği olayların bir bölümünün “namus cinayeti” kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Toplumsal baskılar ve cinsiyet temelli şiddetin iç içe geçtiği bu tür vakalar, hukuki süreçlerin işletilmesi ve faillerin hesap vermesi açısından en karmaşık dosyalar arasında yer alıyor.

En fazla vaka Halep’te kaydedildi

Verilere göre kadın katliamlarının en yoğun yaşandığı kent Halep oldu. Kentte meydana gelen 9 ayrı olayda 11 kadın yaşamını yitirdi. Olayların bir kısmı evlerde gerçekleşirken, bazı kadınlar silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybetti. Bazı vakaların ayrıntıları ise hâlâ netlik kazanmış değil.

Şam kırsalında ise 4 ayrı olayda 5 kadın katledildi. Bu vakaların önemli bir bölümünün aile içi anlaşmazlıklar ve eşler arasındaki çatışmaların ardından yaşandığı bildirildi. Uzmanlar, bu tür olayların çoğu zaman “aile içi sorun” olarak tanımlanmasının, kadınlara yönelik şiddetin görünmez kılınmasına yol açtığını vurguluyor.

İdlib ve Hama’da şüpheli ölümler dikkat çekiyor

İdlib, Hama, Şam, Süveyda, Lazkiye ve Humus’ta da kadınların yaşamını yitirdiği çok sayıda olay kaydedildi.  Özellikle İdlib ve Hama’da kadınlara ait cenazelerin şüpheli koşullarda bulunması, bölgede yaşayanlar arasında endişelerin artmasına neden oldu.

Silahlanma şiddeti derinleştiriyor

Rakka ve Deyrizor’da ise yaygın silahlanma ile aile ve toplum içindeki anlaşmazlıkların iç içe geçmesi, kadınlara yönelik şiddeti daha da artırıyor. Rapora göre bazı anlaşmazlıklar silahlı saldırılara dönüşürken, bu olaylarda kadınlar yaşamını yitirdi.

Süveyda, Lazkiye ve Humus’ta kaydedilen vaka sayıları diğer bölgelere göre daha düşük olsa da, olayların büyük bölümünün aile içi çatışmalar ve istikrarsız güvenlik koşullarıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Koruma mekanizmalarının yetersizliği kaygıları artırıyor

Yerel kaynaklar ve insan hakları raporları, kadınlara yönelik şiddetin gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesinin toplumda ciddi kaygılar yarattığını ortaya koyuyor. Özellikle ev gibi güvenli kabul edilen alanlarda yaşanan kadın katliamları ve adalet süreçlerinin yavaş işlemesi, eleştirilerin odağında yer alıyor.

Raporda, kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bireysel olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanırken, hukuki ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Savaşın etkileri sürüyor

Uzmanlara göre kadınlara yönelik şiddetin temelinde, 2011 yılında başlayan savaşın yarattığı derin toplumsal ve ekonomik tahribat bulunuyor. Kadınlar savaş boyunca bombardımanlar, çatışmalar, zorla kaybetmeler, gözaltılar ve çeşitli hak ihlallerinden en fazla etkilenen kesimler arasında yer aldı.

Bugün yaşanan kadın katliamları da savaşın yarattığı yıkımın ve toplumsal kırılmaların hâlâ devam ettiğini gösteriyor. İnsan hakları örgütleri, kadınların yaşam hakkının korunması ve faillerin cezasız kalmaması için etkili yasal ve toplumsal mekanizmaların oluşturulması çağrısında bulunuyor.