Sudanlı kadınlar güvenlik arayışıyla tehlikeli yolculuklara çıkıyor
Sudan’daki çatışmalar, özellikle kadın ve çocukları derinden etkiliyor. El Faşer’den göç eden binlerce kişi, Al-Afad kampına ulaşmak için zorlu ve tehlikeli bir yolculuk yapmak zorunda kalıyor.
AYA İBRAHİM
Sudan - Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmaların başlamasından bu yana hem ülke içinde hem de yurt dışında 11 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) son günlerde Kuzey Darfur’daki Um Buru ve Karnoi kasabalarından 7 binden fazla kişinin kaçtığını açıkladı. Bu kasabalar, şu anda Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) kontrolünde bulunuyor.
Sudan’da 2023’ten bu yana süren ve üçüncü yılına yaklaşan Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar, en çok kadınları etkiliyor. RSF kontrolündeki bölgelerde yaygın insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalan kadınlar, bu çatışmanın en önemli trajedilerinden birini yaşıyor. Ajansımız, El Faşer’den göç etmek zorunda kalan çok sayıda kadının barındığı Kuzey Eyaleti'ndeki Ad-Dabba bölgesinde bulunan Al-Afad kampını ziyaret etti.
200 kilometrelik zorlu yolculuk
Kamp, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce kişiye geçici barınma sağlıyor ve temel insani ihtiyaçların karşılanmasında büyük sıkıntılar yaşanıyor. Ziyaret sırasında kadınlar, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin şehri ele geçirmeden önce uyguladığı uzun süreli kuşatmanın ardından yaşadıkları korku ve çaresizliği anlatırken, güvenlik arayışlarının ve hayatta kalma mücadelelerinin boyutlarını gözler önüne serdi.
Kamp sakinlerinden edinilen bilgilere göre, son dönemde günlük kurulan çadır sayısında ciddi bir artış gözlemleniyor. Bu artış, El Faşer’den Al-Afad kampına sürekli ulaşan yerinden edilmiş insan akışından kaynaklanıyor. Yerinden edilen kişiler, El Faşer ile Ad-Dabbah arasındaki bin 200 kilometreden fazla mesafeyi kapsayan zorlu bir yolculuğun ardından kampa ulaşıyor.
Kamp görevlileri, gelenlerin sayısındaki artış nedeniyle her gün yeni çadırlar kurmak zorunda kalıyor. Kampa ulaşmadan önce, yerinden edilmiş kişiler “Malit İstasyonu” olarak bilinen toplu taşıma merkezinde karşılanıyor. Burada hem kayıt işlemleri hem de temel sağlık kontrolleri gerçekleştiriliyor. Kamp görevlileri, göçmenlere yolculuk öncesi yemek ve su temin ederek, uzun ve zorlu yolculuk için gerekli hazırlıkları yapıyor.
Kamyon kasalarında yolculuk yapıyorlar
Güvenlik gerekçesiyle ismini vermeyen 70 yaşındaki N.A., El Faşer’den kampa yaptıkları yolculuğun hem zorlu hem de uzun sürdüğünü anlattı. Yolculuk sırasında insani yardım malzemeleri taşıyan kamyonlarla taşındıklarını söyleyen N.A., Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) yolda onları durdurup sorguladığını ve özellikle genç erkekler hakkında sorular yönelttiklerini aktardı. Kampın ulaşımına kadar geçen sürenin üç günü aştığını belirten N.A., ağır topçu bombardımanı nedeniyle yerinden edildikleri gün bir akrabasını kaybettiğini de ifade etti.
‘3 gün yürüyerek buraya vardık’
Henüz yirmi yaşında bile olmayan Mastoura Mohamed Issa, ülkesindeki devam eden çatışmanın yol açtığı acıları gözyaşlarını tutmaya çalışarak anlatıyor: "El Faşer’den başlayıp Zamzam kampına ve ardından Tawila'ya uzanan uzun bir yolculuğun ardından bir aydan fazla süredir yaşadığımız Al-Afad kampına vardık. Ailemle güvenli bir yer bulmak için üç gün boyunca yürüyerek buraya ulaştık ve o süre boyunca çok acı çektik."
Mariam Abdullah ise, Al-Afad kampına ulaşmadan önce ailesiyle birlikte El Faşer’de on aydan fazla süre Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) tarafından kuşatıldıklarını anlattı. Mariam Abdullah, “İstismar ve silahlı saldırı korkusu bizi evimizi terk etmeye zorladı. Bir sonraki hedefimiz olan Mellit’e ulaşmak için iki gün yürümek zorunda kaldık. Bu süre zarfında birçok yakınımı kaybettim ve onların geri dönme umudunu hala taşıyorum. RSF gece dışında şehri terk etmemize izin vermiyordu, bu da hayatımızı ciddi şekilde tehlikeye atıyordu” dedi.
‘Açlıktan hayvan yemi yemek zorunda kaldık’
Göç yolculuklarının zorlu geçtiğini kaydeden Mariam Abdullah, “Bazı aileler 8 veya 12 günde ulaşabiliyor, ama bizim yolculuğumuz Ad-Dabba kasabasına varana kadar tam 28 gün sürdü. RSF, El Faşer’e yaklaşırken ciddi gıda kıtlığıyla karşılaştık ve açlıktan ‘Ambaz’ adı verilen bir tür hayvan yemini yemek zorunda kaldık. RSF’den dolayı yaşam alanlarımızı terk ettik. Al-Afad kampına varana kadar geçen bu zorlu yolculuk, sadece benim ailemi değil, yüzlerce başka aileyi de etkiledi” sözlerine yer verdi.