Sudan'da savaştan sonra tecavüz vakaları arttı

Sudan’da çatışmaların başlamasından bu yana kadınlara ve kız çocuklarına yönelik tecavüz vakalarında ciddi bir artışın yaşandığına dikkat çeken Dr. Adiba İbrahim Al-Sayed, tecavüzün bir silah olarak kullanıldığını belirtti.

SALMA AL-RASHİD

Sudan- Sudan’da Hızlı Destek Ordusu ve Sudan Hükümeti arasında devam eden çatışmalar nedeniyle özellikle kadınlara dönük hak ihlalleri her geçen gün artıyor. Çatışmaların başladığı günden bu yana kadınlara ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet ve tecavüz vakalarında artış gözlemleniyor. Uzmanlar tecavüz ve kaçırılma vakalarında keskin bir artışın yaşandığına dikkat çekerken daha önce yaptıkları açıklamalarla Birleşmiş Milletler ülkede cinsiyet temelli şiddetin artışa geçtiği uyarısında buludu. Çocukları Kurtarın Vakfı da (Save the Children) silahlı savaşçılar tarafından kaçırılan ve tecavüze uğrayan kadınların ve kız çocuklarının sayısının endişe verici düzeye ulaştığını belirtti.

Vakalardaki sayılar giderek artıyor

Ülkede Uzman Doktor olan Adiba İbrahim Al-Sayed, hastane ve sağlık merkezlerinde  54 yeni tecavüz vakasının kaydedildiğini belirterek  vakaların sayısının çatışmaların başlamasından bu yana 370 vakaya yükseldiğini belirtti. Adiba İbrahim Al-Sayed, “Geçen yılın Nisan ayı ortasında Sudan'ın başkenti Hartum'da yaşanan çatışmalar sırasında kadın ve kız çocuklarına yönelik 14 tecavüz vakası kaydedildi. Bunlardan 8’i Güney Hartum Başaer Hastanesi’ne, 4’ü Omdurman Hastanesi'ne 2’si Al Noh Hastanesi'ne getirildi. Ayrıca Dafour’da da 3 tecavüz vakası, Al-Fasher'da 13 tecavüz vakası, Al-Geneina'da 13 tecavüz vakası, Nyala'da 15 tecavüz vakası kaydedildi” dedi.

‘Tecavüz sistematik bir saldırıdır’

Toplumsal damgalama korkusuyla hastanelere ulaşmayan ve tecavüze maruz kalan çok sayıda kişinin bulunduğuna işaret eden Adiba İbrahim Al-Sayed, “Tecavüz, tüm yasalarca cezalandırılabilen bir suçtur. Toplumları ve insan vicdanını sarsmaktadır. Tecavüz saldırıları kadınlara yönelik sistematik bir saldırıdır. Çatışmaların yaşandığı bölgelerde tecavüz saldırılarında artışlar yaşanıyor ve bu nedenle savaşlara son verilmelidir” şeklinde konuştu. 

‘İnsanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmeli’

Tecavüz olgusunun yayılmasının 7 Nisan çatışmasıyla başlamadığını söyleyen Adiba İbrahim Al-Sayed, “Tecavüz vakaları 2019 yılında Sudan devriminde oturma eyleminin dağıtılması sırasında artış gösterdi. Bu saldırıları çatışmanın her iki tarafından unsurların yaptığını doğrulayan mağdurlar var. Kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel saldırıların, uzun vadeli etkileri nedeniyle karmaşık bir suç olması nedeniyle savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar olarak kayıt altına alınması gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

‘Kınamalar tek başına yeterli değil’

Mağdurlara psikolojik destek sağlamanın önemine dikkat çeken Adiba İbrahim Al-Sayed, sözlerine şöyle devam etti: “Psikolojik destek sağlanmadığında intihar vakalarının artışına da yol açacaktır. Bunun etkisi ailelere ve dolasıyla topluma da yansıyacaktır. Uluslararası ve bölgesel düzeyde yapılan kınamalar genel olarak sivillerin, özel olarak da kadınların ve çocukların acılarına son vermemektedir. Tecavüz vakalarının fiziksel ve psikolojik açıdan tedavi edilmesi gerektiriyor. Acil tıbbi müdahalenin yanı sıra cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını önlemek için bir protokolün uygulanmasını istiyoruz. Bizler ilaçların temini ve takipleri yapıyoruz. Hastanelere ulaşan vakaların çoğu anında ya da merkezlerin sağlık birimlerinde tedavi ediliyor. Özellikle kadın ve çocuklara yönelik şiddetle mücadele için hastanelere ulaşan vakaların çoğu acı çekiyordu.”

‘Güvenli bir koridor yok’

Adiba İbrahim Al-Sayed, çatışmalar nedeniyle kadınların hastanelere veya sağlık merkezlerine ulaşmada karşılaştığı bir takım zorluklarında olduğunu belirterek, “Çatışmalar nedeniyle en büyük zorluklardan biri de tıbbi personellerin engellenmesidir. Bunun için güvenli bir koridor yok. Sağlık personellerinin işe gelmeleri engellenirken, hastaneler ya da sağlık merkezleri de çoğu zaman hedef haline geldi. Çatışmanın her iki tarafı da bazı bölgelerde mülkleri yağmalayıp kapatıyorlar. Bu nedenle hastalar uzak bölgelere gitmek zorunda kalıyor ki, bu da son derece zor, özellikle çocuklar için” diye kaydetti.

‘Bizlere ulaşamayan çok sayıda vaka var’

Çatışmaların başlangıcında tecavüz vakalarının sayısının yaklaşık 61 olduğunu dile getiren Adiba İbrahim Al-Sayed, son olarak şöyle konuştu: “Daha sonra ülkenin birçok eyaletine dağılmış olarak 370 vakaya ulaştığından, çatışmanın her iki tarafı da tecavüzü silah olarak kullandı. Elbette bunlar sadece tıbbi tesislere gelen vakalar var, kayıt altına alınmayan ve korku nedeniyle ulaşmayan çok sayıda vaka var. Doktorlar ve ihlallerin gözlemcileri olarak mağdurların çoğu protokolü tamamlamıyor ve sürekli olması gereken periyodik muayene, tecavüzün meydana gelmesinden sonra en fazla ilk üç ayı alıyor. Adını söylemeyi, gerçek adını ya da telefon numarasını vermeyi reddeden vakalar da var. Bu da onun durumunu takip etmemizi ve tedavi protokolünü tamamlaması için ona rehberlik etmemizi zorlaştırıyor."