Siyasi tutuklu Bibi Zehra Musavi ağır suçluların bulunduğu koğuşa sevk edildi

İran'ın Meşhed kentindeki Vekilabad Cezaevi'nde tutulan 21 yaşındaki siyasi tutuklu Bibi Zehra Musavi, kadın siyasi mahpusların kaldığı koğuştan ağır suç ve uyuşturucu hükümlülerinin bulunduğu bölüme nakledildi.

Haber Merkezi- İran’ın Feriman kentinden 21 yaşındaki tutuklu Bibi Zehra Musavi, son günlerde Meşhed’deki Vekilabad Cezaevi’nde siyasi kadın mahpusların tutulduğu koğuştan çıkarılarak adli hükümlülerin bulunduğu bölüme sevk edildi.

Edinilen bilgilere göre Bibi Zehra Musavi, ilk olarak kadın siyasi tutukluların kaldığı “Huzur Koğuşu”ndan karantina bölümüne alındı. Ardından da ağır suçlar ve uyuşturucu davalarından hüküm giymiş kişilerin bulunduğu 1 No’lu Kadınlar Koğuşu’na nakledildi.

Konuya ilişkin bilgi veren kaynaklar, ‘siyasi ve düşünce suçundan’ tutuklananların genel koğuşlara gönderilmesinin, özellikle ağır suçlardan hükümlü kişilerin bulunduğu bölümlerde tutulmalarının, ek güvenlik riskleri ile fiziksel ve psikolojik baskılara yol açabileceğine dikkat çekti.

Dört ay hücrede tutuldu

Bibi Zehra Musavi, 30 Ocak 2026 tarihinde gözaltına alındı. Aktarılan bilgilere göre tutukluluğunun ilk dört ayını tek kişilik hücrede geçirdi. Bibi Zehra Musavi’ye “protestolara katılmak”, “suç işlemeye teşvik ve propaganda yapmak”, “örgüt kurmak” ve “ulusal güvenliğe karşı faaliyet yürütmek” suçlamaları yöneltildi. İran yargısı tarafından verilen kararla genç kadın 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ailesinin geçimini sağlıyordu

Annesi İranlı, babası Afganistanlı olan Bibi Zehra Musavi’nin tutuklanmadan önce ailesinin geçimini sağlayan kişi olduğu belirtildi. Yakınları, genç kadının tutuklanması ve hakkında verilen ağır hapis cezasının ailesini hem ekonomik hem de psikolojik açıdan zor durumda bıraktığını ifade ediyor.

Bibi Zehra Musavi’nin genel koğuşa sevki, son yıllarda siyasi tutukluların farklı cezaevlerine sürgün edilmesi, uygun olmayan koğuşlara nakledilmesi ve temel haklardan mahrum bırakılması yönündeki iddiaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. İnsan hakları savunucuları, bu tür uygulamaların siyasi tutsaklar üzerindeki baskıyı artırmaya yönelik yöntemler arasında yer aldığını belirtiyor.