Hesekê’de eğitim sorunları büyüyor
2 bin 317 okul, binlerce öğrenci ve öğretmenle birlikte Hesekê ilindeki eğitim sektörü göç, Kürtçenin sınırlandırılması ve ekonomik engeller gibi ağır sorunlarla karşı karşıya; çocukların eğitim hakkını korumak için acil adımlar atılması bekleniyor.
RONÎDA HACÎ
Hesekê- Hesekê ilindeki eğitim sektörü hassas ve önemli bir aşamadan geçiyor. Eğitim politikaları üzerine süregelen tartışmaların yanında, öğrenci, öğretmen ve eğitim programlarının önündeki engeller derinleşiyor. Başta Kürtçe konusu ve göçmen öğrencilerin durumu olmak üzere, yeni nesillerin geleceğini etkileyen birçok sorun çözüm bekliyor.
Mevcut verilere göre Hesekê ilinde 2 bin 317 okul bulunuyor; bunlarda yaklaşık 41 bin öğrenci ve 35 bin öğretmen yer alıyor. Bu büyük bir rakam ve ilgili kurumların omuzlarına, tüm çocuklar için eğitim hakkının sağlanması yönünde ağır bir sorumluluk yüklediği şeklinde yorumlanıyor.
Çocukların geleceği tehlikede
Eğitim sektörünün önündeki en ağır sorunlardan biri yerlerinden edilen öğrencilerin durumu. Zorunlu olarak göç eden binlerce çocuk, kamplardaki okulların kapanması ve çalışmaların durması nedeniyle mahsur kalmış durumda ve Serêkaniyê’ye dönüş umuduyla bekliyor.

Kürtçe öğretmeni Leyla Derwîş, çocukların içinde bulunduğu bu zor duruma dikkat çekerek, binlerce göçmen öğrencinin eğitim hakkından mahrum kalmasının temel bir sorun olduğunu vurguluyor. Leyla, göçmenler dosyasının hızlandırılmasını ve çocuklar için güvenli dönüş koşullarının oluşturulmasını talep ediyor; çünkü gelecekleri doğrudan eğitimlerinin devamına bağlı.
Serêkaniyê ve Waşokaniyê kamplarında 6 bin 200’den fazla kız ve erkek öğrenci, bu imkansızlık nedeniyle okula gidemiyor ve eğitimden mahrum kalıyor.
Kimlik ve kültürün korunması
Göç sorununun yanında, Kürtçeye yönelik saldırı ve kararlar da tartışmaların başka bir ana konusu. Özellikle Eğitim Bakanlığı’nın eğitim sistemi içinde Kürtçe derslerini sınırlama ve azaltmaya yönelik kararlarından sonra toplumdan sert tepkiler geldi.
Anadilde eğitimin korunması meşru ve anayasal bir hak olarak görülüyor. Leyla Derwîş, Kürtçe derslerinin azaltılması kararını sert bir şekilde reddediyor ve anadilde eğitimin asla göz ardı edilemeyecek temel bir hak olduğunu belirtiyor.

Öğrenci Nur Ehmed de şu sözlerle konunun önemini dile getiriyor: “Anadil eğitimin temelidir. Dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için kendi dilimizde okumak istiyoruz.” Nur, Kürtçe eğitimin onlar için yalnızca bir dil öğrenmek olmadığını, aynı zamanda milli varlık ve kimliklerinin korunması olduğunu ifade ediyor.
Gerçek tarih ve 14 yıllık bilimsel eğitim
Eğitim tartışmaları aynı zamanda tarihsel ve kültürel programların içeriği üzerinde de zenginleşiyor. Leyla Derwîş, Kürt halkının tarihini ve kültürünü yanlış veya yabancı anlatılar içinde kaybetmek isteyen her türlü politikaya karşı tepkisini gösteriyor ve her halkın kendi gerçek tarihiyle eğitilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bilimsel dersler konusunda da Leyla, Kürtçe eğitimin bilimsel alanda 14 yıldır ayakta olduğunu ve sürdürüldüğünü hatırlatıyor; bu nedenle anadilin bilgi aktarımında en başarılı yöntem olduğu bir dönemde çocukların geleceğinin önüne neden sınırlar konulduğunu soruyor.
Kadının eğitim inşasındaki rolü
Eğitim süreci, kadınların öncü rolü olmadan düşünülemez. Kadınlar bu alanda öğretmen, öğrenci, yönetici ve eğitim kurumlarının kurucuları olarak büyük emek veriyor.
Leyla Derwîş, kadının toplumun temeli olduğunu ve kadının rolünü sınırlama ya da kapasitesine güvensizlik girişimlerinin geriye dönük bir zihniyetin göstergesi olduğunu belirtiyor. Özgür ve gelişmiş bir gelecek inşa etmek isteyen bir toplum, kadının eğitim alanı ve kamusal yaşamdaki rolünü göz ardı edemez.
Ekonomik engeller ve yaşam baskıları
Siyasi ve dilsel sorunların yanı sıra, zorlu ekonomik koşullar da okul çocuklarının önünde engel oluşturuyor. Yakıt (mazot) fiyatlarının artması, teminindeki azalma ve yaşam koşullarının ağırlaşması, aileleri eğitim ihtiyaçlarını karşılamada zor durumda bırakıyor.
Birçok çocuk, köy ve uzak bölgelerden okula gitmek için ulaşım sorunlarıyla karşı karşıya. Bu nedenle tüm taraflardan, ailelerin üzerindeki yükü hafifletmek ve eğitim koşullarını kolaylaştırmak için acil adımlar atılması talep ediliyor.
Sonuç olarak, çocukların eğitim hakkının korunması, göçmen öğrencilerin sınıflarına geri dönmesi, anadilde eğitim hakkının korunması ve uygun bir eğitim ortamının güvence altına alınması, tüm kurum ve toplum bileşenlerinin üstlenmesi gereken temel bir görev.