Sepide Guliyan’dan Vekilabad Cezaevi’ndeki siyasi tutsaklar için çağrı
Eski siyasi tutsak Sepide Guliyan, Meşhed’deki Vekilabad Cezaevi’nde tutulan Fatıma Sepehri ve Ferzane Karahasanlu’nun koşullarına dikkat çekerek kamuoyuna çağrıda bulundu.
Haber Merkezi- Siyasi aktivist ve eski tutsak Sepide Guliyan, dijital medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Meşhed’de bulunan Vekilabad Cezaevi’nde tutulan siyasi tutsaklar Fatıma Sepehri ve Ferzane Karahasanlu’nun durumuna ilişkin endişelerini dile getirdi.
Yakın zamanda cezaevinden tahliye edilen Sepide Guliyan, iki tutuklunun yaşam koşullarının diğer mahpuslara kıyasla çok daha ağır olduğunu ifade etti.
‘Genel koğuştalar ancak fiilen tecrit altında yaşıyorlar’
Sepide Guliyan, Fatıma Sepehri ve Ferzane Karahasanlu’nun diğer mahpuslarla serbest şekilde iletişim kuramadığını, tüm hareketlerinin cezaevi görevlileri tarafından yakından takip edildiğini belirtti. Bu nedenle iki tutuklunun resmi olarak genel koğuşta tutulmalarına rağmen fiilen tecrit koşullarına maruz kaldığını kaydeden Sepide Guliyan, sürekli gözetim ve iletişim kısıtlamalarının ağır psikolojik baskı yarattığını söyledi.
Açlık grevleri sürüyor
Sepide Guliyan’ın açıklaması, Fatıma Sepehri’nin açlık grevinin devam ettiği ve Ferzane Karahasanlu’nun da açlık grevine başladığı yönündeki haberlerin ardından geldi. Fatıma Sepehri’nin geçen haftanın başından bu yana cezaevindeki koşulları ve hak ihlallerini protesto etmek amacıyla açlık ve ilaç grevi yaptığı belirtildi. Fatıma Sepehri’ye yakın kaynaklar, bu eylemin kötü cezaevi koşulları ve taleplerinin karşılanmamasına tepki olarak başlatıldığını aktardı.
Öte yandan Ferzane Karahasanlu’nun da Vekilabad Cezaevi’ndeki koşulları protesto etmek amacıyla açlık grevine katıldığı ve sağlık durumuna ilişkin kaygıların arttığı bildirildi.
‘Yalnız değilsin’ mesajı
Sepide Guliyan, açıklamasında bir dönem aynı koğuşu paylaştığı Fatıma Sepehri’nin yaşadığı zorluklara yakından tanıklık ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yalnız değilsin. Yanındayız. Umarım bu dar duvarlar en kısa sürede yıkılır ve sesin herkese ulaşır.”
İnsan hakları savunucuları ve siyasi tutuklu aileleri, açlık grevindeki tutsakların sağlık durumuna ilişkin daha önce de birçok kez uyarıda bulunmuştu.
Fatıma Sepehri’nin sağlık durumu endişe yaratıyor
Son yılların tanınmış siyasi tutuklularından biri olan Fatıma Sepehri, İran’da rejim değişikliği ve Ali Hamaney’in istifasını talep eden “14 İmzacı Bildirisi”nin destekçileri arasında yer alıyordu.
Fatıma Sepehri son olarak, Jina Emînî’nin ölümünün ardından başlayan protestoların ilk günlerinde, 22 Eylül 2022’de gözaltına alındı. Hakkında “rejim karşıtı propaganda”, “düşman devletlerle işbirliği” ve “İran liderine hakaret” gibi suçlamalar yöneltilen Fatıma Sepehri, farklı davalar kapsamında toplam 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ciddi sağlık sorunları bulunan Fatıma Sepehri’nin daha önce birçok ameliyat geçirdiği, bunlar arasında açık kalp ameliyatının da yer aldığı belirtiliyor. Buna rağmen halen Vekilabad Cezaevi’nde tutuluyor.
Ferzane Karahasanlu’nun dosyası
Karac kentinde yaşayan Ferzane Karahasanlu ise 4 Kasım 2022’de eşi Hamid Karahasanlu ile birlikte Hadis Necefi’nin kırkıncı gün anmasına katıldıktan sonra gözaltına alınmıştı. Çiftin dosyası, 2022’deki “Jin, jiyan, azadî” protestoları kapsamında açılan en dikkat çekici davalardan biri olarak değerlendiriliyor. İlk etapta 25 yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırılan Ferzane Karahasanlu’nun cezası daha sonra temyiz sürecinde düşürüldü ve Meşhed’deki Vekilabad Cezaevi’nde sürgünde geçirilmek üzere 5 yıl hapis cezasına çevrildi.
Hak örgütlerinden çağrı
Sepide Guliyan’ın uyarısı, Vekilabad Cezaevi’ndeki siyasi tutukluların koşullarını yeniden gündeme taşıdı. İki tutuklunun aynı dönemde açlık grevinde olması, iletişim kısıtlamaları ve sağlık durumlarına yönelik endişeler nedeniyle insan hakları savunucuları yetkililere acil müdahale çağrısında bulunuyor. Hak örgütleri, sağlık sorunları yaşayan ve açlık grevindeki tutukluların cezaevinde tutulmaya devam edilmesinin ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekerek, bağımsız denetim mekanizmalarının devreye girmesi gerektiğini vurguluyor.