Sebahat Tuncel: Çerçeve yasa başlangıç, mücadele devam edecek
TJA aktivisti Sebahat Tuncel, çerçeve yasanın önemli bir başlangıç olduğunu ancak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı kapsamamasının en büyük eksiklik olduğunu belirterek, sürecin demokratik mücadeleyle tamamlanması gerektiğini söyledi.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan- Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi, Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerin ardından oy çokluğuyla kabul edildi. “Başlangıç yasası” olarak değerlendirilen düzenlemenin kapsamına ilişkin tartışmalar ise sürüyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kapsam dışında bırakılması yasanın en önemli eksikliklerinden biri olarak değerlendirilirken, yasanın kabulünün ardından sürecin nasıl ilerleyeceği ve mücadelenin hangi başlıklar üzerinden sürdürüleceği de tartışılıyor.
Konuya dair ajansımıza konuşan TJA aktivisti Sebahat Tuncel, çerçeve yasanın demokratik çözüm açısından önemli bir ilk adım olduğunu ancak eksiklerinin toplumsal mücadeleyle tamamlanması gerektiğini söyledi.
‘İlk kez siyasal yöntemler ve parlamento devrede’
TJA Aktivisti Sebahat Tuncel, çerçeve yasanın bir başlangıç yasası olduğunu belirterek, sorunun tamamını çözen ve Kürt sorununun tanımını yapan bir noktada olmadığına değindi. Sebahat Tuncel, “Ama bu yasa Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü konusunda alan açan bir çerçeve yasa. Silahlı mücadelenin sonlandırılması demokratik siyasete alan açması açısından önemli. Ve ilk kez sorunun siyasal yöntemlerle parlamenter bir zeminde çözülmesi konusunda bir yaklaşım göstermesi noktasında önemli” dedi.
‘Sayın Öcalan’ı kapsamayan bir yasa elbette eksiktir’
Önceki dönemlerde de parlamentoda yasalar çıktığına dikkat çeken Sebahat Tuncel, 2009 Oslo süreci, 2013 ve 2015 yıllarında yaşanan müzakere ve diyalog süreçlerini hatırlatarak bir çok çalışma yapıldığını kaydetti. Sebahat Tuncel sözlerine şöyle devam etti: “O zamanlarda da 6551 sayılı kanun çıkarılmıştı. Ama bu daha farklı bir boyutta. Esas itibarıyla demokratik siyasete geçişi sağlayan ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için gerekli adımların atılması konusunda bir başlangıç olması noktasında önemli. Ancak sorunlarımızı çözen, demokrasiyi getiren bir yasa değil. Çok eksiklikleri var. En büyük eksiği Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ı kapsamıyor olması. 2005 yılı Haziran ayı öncesini istisna hali tutuyor. En büyük eleştirisi bu. Kürt halkı Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü kendi özgürlüğü olarak tanımladı. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü engelleyen ya da onu kapsamayan bir yasa elbette eksiktir.”
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yasada kapsam dışı bırakılmasının en büyük eksiklik olduğunu vurgulayan Sebahat Tuncel, “Ama bu bir mücadele zemini. Sayın Öcalan’ın emek ve çabası Kürt halkının özgürlüğüne giden yolda sadece Kürt siyasi hareketini değil devleti de dönüştürerek bir adım atmak istiyor. Bu 12 maddelik silahların bırakılması ve siyasete kapı aralanması yönünde bir yasa. Yasa maddeleri içerisinde demokratikleşme, özgürlükler, anadilde eğitim, Kürt kimliğinin tanınması konusunda herhangi bir şey yok. Böyle bir misyonu yok. Dediğimiz gibi bir başlangıç yasası ancak bunların konuşulması gerekiyor. Eğer Türkiye’de gerçek anlamda bir barış olacaksa, Kürt sorununun çözümüne yol açacaksa bütün bunların önümüzdeki dönemde konuşulması gerekir. Normalde dünya deneyimlerinde önce hukuki adımlar atılır, hakikat, adalet, yüzleşme sağlanır. Devlet bu konuda politikasından vazgeçtiğini teyit eder. Sonra silahlar bırakılır. Ama bizim örneğimizde durum tam tersi işledi. Önce silahlar bırakılıyor sonra biz bu konuları konuşmaya çalışıyoruz. Ancak bu şimdinin meselesi değil” şeklinde konuştu.
‘Yasanın çıkmış olması bir başlangıç’
1990’lı yıllardan bugüne kadar Kürt sorununun konuşulan bir konu olduğuna işaret eden Sebahat Tuncel, yasanın 1990’lı yıllardan bugüne Kürt sorununun siyasi zeminde çözülmesi gerektiğinin, güvenlik politikalarıyla çözülmeyeceğini ve güvenlikçi perspektifin terk edilmesi gerektiği yaklaşımının gerçeğe dönüşmüş hali olduğunu aktardı. Sebahat Tuncel şöyle devam etti: “Siyasete alan açması açısından önemli tabii ama bir de uygulama sürecine bakmak gerekir. Henüz uygulanıp uygulanmayacağını bilmiyoruz. Ama yasanın çıkmış olması bir başlangıç.”
‘Gençlik, toplum ve kadın hareketleri sürece daha çok dahil olmalı’
Sebahat Tuncel, sürecin en önemli eksikliğini toplumun sürece çok fazla dahil olamaması olarak değerlendirdi. Sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, kadın hareketinin yeterince yaşanan süreçte rolünü oynayamadığını ifade eden Sebahat Tuncel, “Bunun bir kısmı devletten kaynaklı, bir kısmı sivil toplum kuruluşlarının (STK), demokratik kitle örgütlerinin, Türkiye’deki sosyalist hareketlerin zayıflığından kaynaklı. Bir sürü nedeni olabilir. Ama bu hem kadın ve gençlik hareketine hem STK’lar ile demokratik kitle örgütleri açısından da yeterli olanak sağlıyor. Silahların susmuş olması Türkiye’deki tüm toplumsal sorunların, eşitsizliklerin, ekonomik krizin konuşulması açısından da bir alan sunuyor. Biz Kürt sorununun çözümünü konuşurken bir yandan bu çözümsüzlüğün yarattığı sorunları, krizleri, arızaları nasıl gidereceğimizi de konuşacağız. Önümüzdeki dönem STK’ların, kadın ve gençlik hareketinin daha aktif olması gereken bir süreç. Bununla birlikte sürecin pratiğe geçiş sürecinde de STK’lara, insan hakları örgütlerine önemli bir rol düşüyor” sözlerini kullandı.
‘Kadın hareketi bir izleme kurulu oluşturabilir’
Yasanın uygulanması sürecinde yaşanan sorunlar, gerçekten uygulanıyor mu, uygulanmıyor mu, aksaklıkların, engellerin kaldırılması noktasında sivil topluma büyük görev düştüğünün altını çizen Sebahat Tuncel, “Mecliste bir izleme kurulu kurulacak ama yetmez. Mecliste kurulan izleme kuruluna belki paralel ya da onlarla iletişim içerisinde olan insan hakları örgütlerinden ve barolardan bir sivil izleme kurulu oluşturulabilir. Kadın hareketi bunu kendi arasında tartışıyor. Kadın hareketi bir izleme kurulu oluşturabilir. Sürecin sağlıklı ilerlemesi ve pratikleşme açısından önemli diye düşünüyorum” diye belirtti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın siyasetin önünün açılması noktasında büyük bir emek ve çaba sarf ettiğine değinen Sebahat Tuncel, “Kürt Özgürlük Hareketi Sayın Öcalan’ın yöneteceği bir sürece dahil olacağını ifade etti. Dolayısıyla bu süreçte Mecliste kurulan komisyona bağlı alt komisyonlar kurulacak. O komisyonlar işlev kazanırsa Sayın Öcalan’ın özgür çalışır koşulları sağlandığında pratikleşmesi daha kolay olacaktır. Sayın Öcalan’ın başında olmadığı, çağrı yapmadığı, onay vermediği bir sürecin gelişmesinin mümkün olmadığı görülüyor. Hareketin kendi açıklamalarında da bu ortaya çıkıyor. Pratik uygulamada bunlar gözetilecektir diye düşünüyorum” dedi.
‘Hepimize görev düşüyor’
Sebahat Tuncel, önümüzdeki sürecin yeni bir başlangıç süreci olduğunu yineleyerek, “50 yıllık mücadelenin, emeğin, birikimin, deneyimin üzerine şekillenen bir süreç. Geçmişten aldığımız deneyimler yeni deneyim, mücadele, yol, yöntemlerle halkımızı, kadınları, gençleri özgürlüğe taşıma sorumluluğu barındırıyor. Bu konuda herkese görev düşüyor. Sadece iktidardan, devletten bekleyen değil aksine kendi geleceğini kendi inşa eden bir yerden bakmamız gerekiyor. Bu süreçte bizlerin, Kürt halkının daha örgütlü, dirençli, ciddi çalışmasına, yan yana durmasına ihtiyaç var. Bir yandan Kürt ulusal birliği sağlanmalı bir yandan Türkiye halklarıyla güçlü bir ittifak, diyalog sürecin başarısı açısından önemli. Hepimize büyük görev düşüyor. Yaşayıp göreceğiz” ifadelerine yer verdi.