Savaşın yarattığı zorluklara rağmen özel gereksinimli çocuklar için çalışıyor

Savaş koşulları, artan öğrenci sayısı ve sınırlı imkanlara rağmen özel gereksinimli çocuklar için meslek atölyelerini yeniden açmayı planlayan İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, rehabilitasyon programlarını da genişletmeyi hedeflediklerini kaydetti.

RAHMA SHANZOUR

Yemen – Yemen’in güneyindeki Taiz kentinde özel gereksinimli çocuklar, son derece ağır eğitim ve insani koşullar altında yaşamlarını sürdürüyor. Eğitim ve rehabilitasyona adanmış uzmanlaşmış merkezlerin neredeyse tamamen yokluğu, bu çocukları artan ihtiyaçlarının yalnızca küçük bir kısmını karşılayabilen sınırlı bireysel girişimlere bağımlı bırakıyor. Taiz’de Down sendromu, serebral atrofi, hidrosefali ile makrosefali ve mikrosefali gibi çeşitli zihinsel engellilik vakaları yaygın olarak görülürken, vaka sayısı her yıl artmasına rağmen bu gruba yönelik eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri yok denecek kadar az.

‘Bugün yaşananlar sadece hayatta kalma çabası’

Taiz’de bir devlet okulunun sınıfında, özel gereksinimli çocukların bakım ve rehabilitasyonu amacıyla kurulan Al-Amal Okulu’nun müdürü ve öğretmeni İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, gidecek başka yeri olmayan çocuklar için güvenli bir alan yaratmaya çalışıyor. Başlangıçta bu çocuklar için uygun şekilde tasarlanmamış olan sınıf, gerçek alternatiflerin ve uzmanlaşmış merkezlerin bulunmaması nedeniyle zorunlu olarak geçici bir merkeze dönüştürüldü. İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, sağlanan imkanların çocukların çok daha büyük olan ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu, donanımlı merkezler ve uzman personel olmadan kapsamlı bakımın mümkün olmadığını vurgulayarak, “Bugün yaşananlar sadece hayatta kalma çabası, başka bir şey değil” ifadelerinde bulundu.

İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, okulun 2001 yılında Dr. Khadija Al-Sayaghi tarafından bir dernek olarak kurulduğunu ve yıllar boyunca resmi bir kurum haline gelmesi için büyük bir mücadele verildiğini anlattı. İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, derneğin en önemli çalışmalarından birinin, Down sendromu, serebral atrofi, makrosefali, mikrosefali ve hidrosefali gibi çeşitli zihinsel engellere sahip çocukların bakım ve eğitimi konusunda uzmanlaşan El-Amal Okulu’nun açılması olduğunu kaydetti. İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, derneğin Yemen’deki savaş koşullarından etkilenmeden önce, Dr. Khadija Al-Sayaghi’nin öncülüğünde 2015 yılına kadar çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Özel gereksinimli çocukların durumu

Mart 2015’te Yemen’de eğitimin askıya alınmasıyla birlikte sürecin tamamen kesintiye uğradığını aktaran İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, bu dönemde özel gereksinimli öğrencilerin akıbetini öğrenmek için zorlu bir arayışa çıktıklarını dile getirdi. Öğrencilerin evlerinde mi kaldıklarını, yerlerinden mi edildiklerini yoksa yaşamlarını mı yitirdiklerini tespit etmeye çalıştıklarını belirten İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, bu amaçla Taiz’in sokaklarını ve mahallelerini tek tek dolaştığını dile getirdi.

İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, eğitim çalışmalarını yeniden başlattıkları dönemde en büyük sorunlarının bu çocuklar için uygun bir yer bulmak olduğunu belirterek, “Ne yerel yetkililerden ne de yerel konseyden kira, bina ya da ulaşım konusunda herhangi bir destek aldık. Buna rağmen eğitimi kurtarmak için şehrin farklı mahallelerinde kiralık evler aramak zorunda kaldık” dedi. İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, öğretmenlerin de, eğitimin kesintiye uğramaması ve önceki çabaların boşa gitmemesi için tüm zorluklara rağmen işe dönmekte ısrar ettiklerini ifade etti.

‘Eğitimi 2019 yılının sonuna kadar sürdürdük’

İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, çözüm bulabilmek amacıyla Sosyal İşler ve Çalışma Ofisi’ne, yerel yetkililere ve Eğitim Ofisi’ne başvurduklarını söyleyerek, “Bizi El-Siddiq Okulu’na yönlendirdiler ancak okul aşırı kalabalık olduğu için başlangıçta bizi kabul edemedi. Daha sonra yönetim ve depo alanlarının yanı sıra, tüm engelli gruplarını kapsamak üzere yalnızca iki sınıf, biri hazırlık biri ilkokul olmak üzere bize tahsis edildi. Bu şartlar altında eğitimi 2019 yılının sonuna kadar sürdürdük” diye konuştu.

Yaşadıkları zorlukları anlatan İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, sözlerine şöyle devam etti:

“Daha sonra Engellilerin Bakımı ve Rehabilitasyonu Fonu, okulun kendi bağımsız binasına sahip olmasını şart koştu. Biz de Sana bölgesinde bir bina kiraladık, ancak ev sahibiyle yaşanan anlaşmazlıklar ve sürekli artan kira talepleri nedeniyle iki yıl süren bir hukuk mücadelesi verdik. Diğer okullarda yer arama sürecimiz yeniden başladı ve sonunda El-Siddiq Okulu’na geri döndük, dördüncü kat bize tahsis edildi ve sınıfları yenileyerek eğitim faaliyetlerimizi sürdürebildik. Şu anda okulda Down sendromlu öğrenciler de dahil olmak üzere hazırlık ve ilköğretim düzeylerinde 188 zihinsel engeli bulunan öğrencimiz var. Eğitim, öğretim, rehabilitasyon ve sağlık programlarının yanı sıra çeşitli etkinlikler yürütüyoruz, ancak uygun ve donanımlı bir bina eksikliği nedeniyle bu çalışmalar sınırlı kalıyor. Bu çocukların eğitiminde başarının en önemli unsurlarından biri elverişli bir öğrenme ortamıdır ve ne yazık ki mevcut koşullar ihtiyaçların çok gerisinde kalıyor.”

‘Öğrencilerimiz için iş olanakları neredeyse tamamen kapandı’

İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, savaş öncesi dönemde okulun altıncı sınıftan sonra öğrencileri rehabilite etmek için meslek atölyeleri düzenlediklerini ifade ederek, “Kızlar el sanatlarıyla, erkekler marangozlukla uğraşıyordu. Birçoğu restoranlarda, dükkanlarda, fabrikalarda ve bahçelerde çalışabiliyordu. Ancak şu anki ekonomik ve psikolojik koşullar nedeniyle bu program devam edemiyor ve öğrencilerimiz için iş olanakları neredeyse tamamen kapandı. Sivil toplum kuruluşlarının sağladığı sınırlı destekler var ama yeterli değil. Bugün daha büyük hedeflerimiz var” sözlerine yer verdi.

‘Farkındalık ve kapsayıcılık hala yeterli değil’

Özellikle artan öğrenci sayısı göz önüne alındığında, meslek atölyelerini yeniden açmayı ve rehabilitasyon programlarını genişletmeyi amaçladıklarını kaydeden İbtisam Abdulwase Al-Dhabab, “Toplumun bu grubu yeterince kabul etmediği bir gerçek ve bu durum onların açık hava ve spor faaliyetlerine katılımını da kısıtlıyor. Farkındalık ve kapsayıcılık hala yeterli değil ve bu, eğitim sürecimizin kalitesini etkiliyor” diye ekledi.