‘Sadece yardım değil, haklarımız için anayasal güvence istiyoruz’
HTŞ cihatçıları ve IŞİD çetelerinin Türk devletinin desteğiyle Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarını kınayan Kobanê’deki Kürtler ve yerinden edilenler, Suriye Anayasası'nda haklarının güvence altına alınmasını istedi.
SİLVA AL-İBRAHİM
Kobanê – Kobanê’de yaşayan Kürtler ve zorla yerinden edilenler, taleplerinin insani yardımlarla sınırlanmasına karşı çıkarak, temel haklarının Suriye Anayasası’nda güvence altına alınmasını istiyor. Sorunun yalnızca “yardım” başlığı altında ele alınmasının, kenti kuşatma altında tutan politikaları meşrulaştırdığını savunan bölge halkı, bu yaklaşımın uluslararası toplumu Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ) cihatçılarının Kürtlere yönelik sistematik uygulamalarından uzaklaştırdığına dikkat çekiyor. Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürtler, yıllardır süren terörle mücadelelerini, siyasi ve hukuki statülerinin anayasal güvenceye kavuşması ve karar alma mekanizmalarında yer almalarıyla taçlandırmakta kararlı olduklarını vurguluyor.
‘Haklarımız için radikal çözümler istiyoruz’
Kobanê kırsalından yerinden edilen Kawthar Ahmed, uluslararası toplumun Kürtlerin kaderini göz ardı ettiğini belirterek, gıda yardımlarının çözüm olmadığını söyledi. "Biz halkımızın haklarından veya çocuklarımızın kanından taviz vermeyeceğiz. Kürt halkı olarak haklarımızı güvence altına alacak radikal çözümler istiyoruz" diyen Kawthar Ahmed, ABD Kongresi’ni Kürt meselesine ciddi yaklaşmaya çağırdı. Kawthar Ahmed, "Kürt halkı, dünyayı IŞİD’den kurtarmak uğruna binlerce şehit verdi. Buna rağmen zorla yerinden edilme de dahil olmak üzere birçok insan hakları ihlali yaşadık. Bu adaletsizlik, bizi evlerimizden zorla çıkaran saldırılar ve şimdi en temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun okullarda, hastanelerde ve dükkanlarda yaşamamız şeklinde kendini gösteriyor" ifadelerinde bulundu.
BM’nin sessizliğine kınama
Rakka’dan yerinden edilen Lamia Rifaat, yaşadıkları durumu şöyle anlattı: "Evlerimizi gece saat 02.00’da hiçbir şey almadan terk ettik. Sadece üzerimizdeki kıyafetlerle ayrıldık. 10 günden fazla süredir Kobanê’deyiz ve barınma sorunu yaşıyoruz. Dört parça Kürdistan’ın Rojava direnişi devam etmeli. Topraklarımızın her karışı şehit mezarlarıyla dolu ve şimdi kendimizi barınaksız bulmamız akıl almaz bir durum değil mi? Kürtlerin karşı karşıya kaldığı baskılar, kuşatma ve saldırılar karşısında Birleşmiş Milletler’in sessizliğini kınıyoruz. Haklarımızın yasal olarak güvence altına alınmasını ve halkımızın fedakarlıklarıyla orantılı olmasını talep ediyoruz."
‘Yardım paketleri sorunumuzu çözmüyor’
Kanser tedavisi görmesi gereken Lamia Rifaat, saldırılar ve devam eden kuşatma nedeniyle sağlık hizmetlerine erişemediğini söyledi. Lamia Rifaat, “Son saldırılar, kuşatma, yakıt tükenmesi ve elektrik kesintileri tedavimi engelledi. Kobanê’de su, gıda ve bebek maması ciddi şekilde kıt. Buna rağmen, kuşatmanın kaldırılması veya gıda yardımı karşılığında haklarımızdan ödün vermeyi reddediyoruz. Sesimizi yükseltiyoruz ve yardım paketleri sorunumuzu çözmüyor. Kürt halkının içinde bulunduğu zor duruma gerçek bir çözüm talep ediyoruz. Savaştan ve yerinden edilmeden bıktık. Her yıl tekrarlanan bu trajedi sona ermeli. Herkes gibi onurlu bir şekilde yerleşmek ve haklarımız korunarak yaşamak istiyoruz” sözlerine dikkat çekti.
Türk devletinin etkisi
Lamia Rifaat, direnişin sürdüğünü ve topraklarının bir karışını bile bırakmayacaklarını belirtti. Labia Rifaat, Kobanê’ye yönelik saldırıların yabancı uyruklu çeteler eliyle gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Halkımızı hedef alan bu saldırılar, Suriye krizini diyalog yoluyla çözebilecek tüm barış girişimlerini engellemede kilit rol oynayan Türk devletinin öncülüğünde uluslararası bir ortaklığın parçasıdır. Bu saldırılar Türk devleti tarafından planlanmış, yönlendirilmiş ve finanse edilmiştir” diye vurguladı.
Kentin kırsal kesiminden Kobanê merkeze gelerek bir dükkana sığınan Fatima Bozan, “Bu, köyümüzden ikinci kez yerimizden edilmem. İlk seferinde IŞİD bizi yerimizden etti, şimdi de yine IŞİD ve onun zihniyetine bağlı çete grupları bizi yerimizden etti. Bu kışın dondurucu soğuğunda yaşadığımız durum gerçekten trajik. Savaştan ve tekrar tekrar yerinden edilmekten bıktık. Artık sadece yerleşmek ve normal bir hayat sürmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Çetelerin talan ve hırsızlığı
Üç başka aileyle birlikte bir dükkanda yaşamak zorunda kalan Hazna Hamou ise, Türk işgalinin bölgeye yönelik saldırıları sırasında bir oğlunu ve bir kızını kaybettiğini anlatarak, “Yerimizden edildikten sonra çeteler köyümüze girdi, kapımızı kırdı ve evimizdeki her şeyi çaldı. Şu an en temel ihtiyaçlardan bile yoksun, bir dükkanda yaşamaya çalışıyoruz. Buna rağmen HTŞ-IŞİD, Türk devletinin desteğiyle bizi taciz etmeye devam ediyor. Cephedeki çocuklarımız bizi koruyor, çetelerin ilerlemesini engelliyor. Cephedeki kahramanca direnişlerini sonuna kadar destekliyoruz” diye kaydetti.
Yasal güvence vurgusu
Savunma güçleriyle karşı karşıya gelmekten korkan çetelerin halktan intikam aldığını söyleyen Hazna Hamou, “Bu durum uluslararası toplumun tüm standartlarına aykırı. Ancak dünya, bu ihlallere sessiz kalarak adeta yeşil ışık yakıyor. Biz savaş ya da silah seven insanlar değiliz ama bize karşı yürütülen saldırılar bizi silahlanmaya zorluyor. Biz, parlamento ve anayasa yoluyla, sadece sözlü değil yasal olarak kendi kaderimizi tayin etme hakkımızın güvence altına alındığı bir barış istiyoruz. Haklarımızı elde edene kadar geri adım atmayacağız. Oğullarımızın ve kızlarımızın fedakarlıklarından vazgeçmeyeceğiz, halkımızın haklarını pazarlık konusu yapmayacağız. Mücadelemizi, haklarımızı uluslararası forumlarda ve karar alma mekanizmalarında güvence altına alarak zaferle taçlandıracağız” mesajını verdi.