Nîzam Xelîl: Ekonomik kriz kadınları işsizlik ve yoksulluğa itiyor

Qamişlo’da Mala Jin üyesi Nîzam Xelîl, kadın işsizliğinin erkeklerden daha fazla olduğunu belirterek, ekonomik kriz nedeniyle yaşanacak olan sosyal krizlere karşı uyarıda bulundu.

SORGUL ŞÊXO

Qamişlo - Suriye, bugün geçmişe kıyasla daha ağır ekonomik krizlerle karşı karşıya. Halk, bölgenin altyapısının güçlendirilmesi, yakıt, yol, ekmek ve su gibi temel ihtiyaçlara ilişkin sorunların çözülmesi ve elektrik hizmetinin toplumun ekonomik gücünü aşmayacak uygun bir fiyatla iyileştirilmesi konusunda geçici yönetimden adım atmasını beklerken, ülkede ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentindeki Mala Jin (Kadın Evi) üyesi Nîzam Xelîl, ekonomik krizlerin kadınlar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek çözüm önerilerini ajansımıza değerlendirdi.

Sözlerinin başında ekonomik krizin yalnızca Suriye’de değil, tüm dünyada yaşandığına dikkat çeken Nîzam

Kadınlar ekonomik krizi derinden hissediyor

Nîzam Xelîl, “Ekonomik krizler aracılığıyla kadınların iradesi, gücü ve varlığı üzerinde daha fazla kontrol kurulmaya çalışılıyor. Bu durum ailevi sorunların artmasına ve sosyal krizlere neden oluyor” dedi.

Nîzam Xelîl, son dönemde boşanma davalarının ardından bazı annelerin çocuklarını bir süreliğine babalarına vermek zorunda kaldığını belirterek, “Kadınların kendilerini ve çocuklarını geçindirecek mali kaynakları olmadığı için bu yola başvuruyorlar. Neredeyse haftada 3-4 ailevi sorun, eşler arasındaki sorunlar, psikolojik ve ekonomik baskılar ile yaşam zorlukları bize ulaşıyor. İş yok ve hem kadınlar hem de erkekler ekonomik krizden etkileniyor. Ancak Suriye’de işsizlik krizi en yüksek seviyelerinde” ifadelerinde bulundu.

Tüm Ortadoğu’nun ekonomik krizlerle karşı karşıya olduğunu belirten Nîzam Xelîl, Suriye’deki ekonomik baskıların daha ağır olduğunu ve bu durumun kadınların yaşamını doğrudan etkilediğini söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Birçok boşanma davası yaşanıyor ve bunun temel nedeni de kadınlara yönelik şiddetin artmasıdır. Kadınların çoğu ekonomik krizlerin ortasında alternatifler bulmaya çalışıyor; çaresizlik nedeniyle ev temizliğinden sokakları temizlemeye kadar işlerde çalışmaya yöneliyor. Kadınların piyasa ve ticaret alanında yer almaması, aynı zamanda kadınlara yönelik atölye, şirket ve özel mağazaların bulunmaması ciddi bir sorun haline geldi. Eğer kadınların bağımsız bir ekonomisi olsaydı ve ekonomik alanda güçlü olsalardı, ekonomik krizler yaşamlarını bu kadar etkileyemezdi.”

Kadınlar geçimlerini çöplerden sağlamaya çalışıyor

Son dönemde Suriye’nin birçok vilayetinde artan bir olguya dikkat çeken Nîzam Xelîl, “Kadın işsizliği erkeklerden kat kat daha fazla. Bugün kadınlar boş poşetlerle çöpleri karıştırıyor, poşete koyup satabilecekleri bir şey bulmaya ve bununla çocuklarının geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu başlı başına bir şiddet biçimidir. Aynı zamanda onların yasal, sağlık ve sosyal haklarını koruyacak hiçbir yasa ve hukuk bulunmuyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve insan hakları örgütleri bu kadınlar için yasalar çıkarmalı ki bu kadınların yaşam hakkı korunsun ve onlar için yaşam ve ekonomik alanlar geliştirilsin” şeklinde konuştu.

Halep’te yaşanan şüpheli kadın ölümüne dikkat çeken Nîzam Xelîl, “Kadınların açlık, şiddet ve yoksulluk nedeniyle intihara sürüklenmesi acı ve üzüntü verici bir durumdur. Haklardan, yaşamdan ve iradeden mahrum bırakılmak, kadınlara karşı yapılan büyük bir haksızlıktır. Sadece bu olay değil, birçok intihar, öldürme, işkence ve şiddet olayı yaşanıyor. Kadınlar, ailenin ve toplumun temelidir, dolayısıyla bu durumdan en fazla etkilenenler de kadınlardır” dedi.

Nîzam Xelîl, geçici yönetimin halka karşı görevlerini yerine getirmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Mevcut yönetimin ekonomik krize son vermesi gerekiyor. Bu kriz nedeniyle elinde çocuğu bulunan bir baba, kendisini yakmak için üzerine benzin döktü. Eğer geçici yönetim ekonomik krizi acilen çözmezse öldürme, intihar, fuhuş gibi birçok suç daha da artacaktır. Bu krizin bir an önce çözülmesi ve halkın yaşadığı acıların daha fazla ertelenmemesi büyük önem taşıyor. Eşitlik ve adalete ulaşmanın yolu, bu sorunların çözümünden geçiyor.”