Çatışmaların görünmeyen bedeli: Kadınların yaşamı ve özgürlüğü hedefte
Suriye’den Afganistan’a, Yemen’den Sudan ve İran’a kadar çatışma ve baskı ortamlarında kadınlar hak ihlalleri, şiddet ve ekonomik yıkımla karşı karşıya kalıyor. Kadın hakları savunucuları koruma ve adalet çağrısı yapıyor.
İHLAS HAMRUNİ
Tunus - Savaşların giderek daha karmaşık hale geldiği, jeopolitik gelişmeler ile kadınlara yönelik sistematik ihlallerin iç içe geçtiği günümüzde, çatışma bölgelerinde kadın haklarının konuşulması artık bir düşünsel tartışma değil, acil bir insani gereklilik haline geldi. Suriye’den Afganistan’a, Yemen’den Sudan ve İran’a kadar kadınlar seçmedikleri savaşların bedelini öderken, kararlarını kendilerinin vermediği istikrarsız siyasi ortamların sonuçlarıyla da karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda Tunuslu kadın hakları savunucuları yalnızca dayanışma göstermek için değil, ihlalleri belgelemek, hesap verebilirliği sağlamak ve çözüm önerileri geliştirmek için seslerini yükseltiyor.
‘Faturayı yalnızca kadınlar ödüyor’
Tunus’un Sidi Bouzid kentinde kadın hakları alanında faaliyet gösteren kadın hakları savunucusu Nesrin Ayuni, kadınların durumunun yalnızca savaş dönemiyle sınırlı ele alınmaması gerektiğini belirterek, savaş sonrasında yaşananların ve siyasi tablonun kadınların yaşamı ve hakları üzerindeki etkilerine de bakılması gerektiğini ifade ediyor.
Suriye’de kadınların çok sayıda ihlalle karşı karşıya kaldığını söyleyen Nesrin Ayuni, bunların başında siyasi tablo ve ülkede yürütülen savaşların geldiğini belirtiyor.
İhlallerin biçimlerine dikkat çeken Nesrin Ayuni, “Kadınların özgürlüklerine yönelik ihlallerle başlıyoruz. Ülkelerinde yaşananlara karşı çıktıkları için Suriye topraklarından sürgün edilmeleri söz konusu oldu. Çok sayıda kadın gözaltına alındı. Bunun yanı sıra kadınların kaçırılması ve zorla kaybedilmesi vakaları yaşandı. Bunlar hem evrensel haklar hem de o dönem iktidarın uyması gereken uluslararası sözleşmeler açısından kırmızı çizgidir” dedi.
Kadınlara yönelik ihlallerin farklı kimliklerin kesişiminde daha da ağırlaştığına dikkat çeken Nesrin Ayuni, “Suriye’de yaşayan kadınların bir bölümünün Kürt olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu kadınlara yönelik şiddet çok katmanlı. Cinsiyet kimlikleriyle etnik kimlikleri, siyasi hatta dini aidiyetleri arasında bir kesişim söz konusu. Bu da maruz kaldıkları şiddetin daha derin, daha yoğun ve daha ağır olmasına yol açıyor” ifadelerini kullandı.
Afganistan’da kadın haklarına yönelik kısıtlamalar
Afganistan’daki kadınların durumuna da değinen Nesrin Ayuni, bu ülkeyi kadın haklarının ihlali açısından en tehlikeli örneklerden biri olarak değerlendirdi.
Nesrin Ayuni, “Afganistan’daki kadınların durumunu, kadın haklarına yönelik çok sayıda ihlal yaşanması nedeniyle konuşabileceğimiz en tehlikeli örneklerden biri olarak görüyorum. Kadınların eğitim ve iş gücü piyasasına erişim gibi temel haklara ulaşmaları engelleniyor. Taliban’ın Afganistan’a dönmesinin ardından bu kısıtlamalar daha da artırıldı. Örneğin üniversite eğitimi yasaklandı ve tıp alanındaki bazı bölümlere ilişkin de kısıtlamalar getirildi” dedi.
Yemen’de kadınlar savaşın yükünü taşıyor
Yemen’de kadınların durumunun oldukça karmaşık olduğunu belirten Nesrin Ayuni, kadınların savaşın bedelini hem toplumsal hem de ekonomik düzeyde ödediğini söyledi.
Yemenli kadınların çatışmanın faturasını tek başına ödediğini belirten Nesrin Ayuni, bunun yoksulluk, yaşam koşullarının kötüleşmesi, gıda güvencesizliğinin artması ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar gibi göstergelerde açıkça görüldüğünü ifade etti.
Kadınların, ekonomik koşulların ağırlaşması ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle ailelerinin ya da içinde yaşadıkları dar toplumsal çevrenin bakımını üstlenmek zorunda kaldığını kaydeden Nesrin Ayuni, “Bu durum kadınların omuzlarındaki yükü daha da artırıyor” diye belirtti.
“Yemen’de kadınların nüfusun yarısından fazlasını oluşturduğunu unutmamak gerekiyor. Kadınların durumunun kötüleşmesi doğrudan Yemen’deki genel duruma da yansıyacaktır. Dolayısıyla Yemenli kadınların haklarını savunmak ve onları desteklemek, bütün bir toplumu kurtarmak için kaçınılmaz bir gerekliliktir” dedi.
Kadınlar çatışmalarda neden daha kırılgan?
Kadınların çatışma ve savaş bölgelerinde ihlallere daha fazla maruz kalmasının nedenlerine ilişkin konuşan Nesrin Ayuni, devlet kurumlarının zayıflığının önemli etkenlerden biri olduğunu belirtti.
Nesrin Ayuni, “Çatışma ya da savaş bölgelerinde kadınları daha kırılgan ve ihlallere daha açık hale getiren nedenlerden biri, devlet kurumlarının her zaman zayıf olmasıdır. Kurumlar mevcut olsa bile çok düşük bir kapasiteye sahip olabilir. Bunun yanı sıra yaşam standardının düşmesi de kadınların kırılganlığını artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kadınlara yönelik cinsel şiddete de dikkat çeken Nesrin Ayuni, toplu tecavüzlerin karşı tarafı aşağılamak, boyun eğdirmek veya baskı altına almak amacıyla kullanılabildiğini ifade etti.
“Çatışma bölgelerinde yaşayan kadınların hayatlarını kurtarmak için bu sorunlara çözüm bulunması artık son derece önemli” diyen Nesrin Ayuni, çözümün yalnızca sığınma ve barınma merkezleri oluşturmak ya da insani yardım sunmakla sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı Nesrin Ayuni, meselenin bundan “çok daha derin ve karmaşık” olduğunu belirtti.
Kadınların çözüm süreçlerine aktif biçimde dahil edilmesi gerektiğine dikkat çeken Nesrin Ayuni, çatışma bölgelerinde yaşayan kadınların kendi sorunlarının öznesi olduğunu ve içinde bulundukları koşulları en iyi bilen kesim olduklarını söyledi. Kadınların aynı zamanda her bölgenin kendine özgü sosyal ve kültürel yapısını bildiğine değinen Nesrin Ayuni, bu nedenle kadınların etkin katılımının ihtiyaçlara yanıt veren, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler geliştirmek açısından temel öneme sahip olduğunu ifade etti.
Nesrin Ayuni ayrıca çatışma bölgelerinde faaliyet gösteren yerel kadın ve insan hakları örgütlerinin desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu örgütlerin kadınlarla iletişim kurma ve onlara sahada ulaşma konusunda önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Nesrin Ayuni, söz konusu yapıların kadınlarla destek ve koruma sağlayan kurumlar arasında temel bir köprü görevi gördüğünü kaydetti.
‘Yetkililer kadın hakları savunucularının faaliyetlerinden çekiniyor’
Feminist bir kadın hakları derneğinin başkanı Hayat Kadri ise Sudanlı kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Sudanlı kadınların son yıllarda, özellikle de son çatışmaların ardından yaygınlaşan şiddetle karşı karşıya kaldığını belirten Hayat Kadri, kadınların hesaplaşma aracı olarak kullanılmasının arttığını söyledi.
Hayat Kadri, “Tecavüz, sömürü, kadınların eğitim görmesinin engellenmesi, siyasi haklarını kullanmalarının önüne geçilmesi, kadın hakları savunucularının bastırılması ve kadınlarla erkekler arasındaki uçurumun derinleştirilmesi gibi uygulamalar söz konusu” dedi.
İran’da kadın hakları savunucularına baskı
İran’daki tabloya da değinen Hayat Kadri, kadın hakları savunucularına yönelik baskının iktidarın kadınların örgütlenme ve mücadele gücünden çekindiğini gösterdiğini dile getirdi.
Hayat Kadri, “İran’daki kadın hakları savunucularının hedef alınması, iktidarın kadınların gücünden, örgütlenme ve zorluklarla mücadele etme kapasitesinden, devrimleri ve krizleri yönetme yeteneklerinden korktuğunun bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
İran’da kadın hakları savunucularının hedef alındığını belirten Hayat Kadri, hak savunuculuğu faaliyetlerinin engellenmesinin yanı sıra kadınların yetkililer ve güvenlik güçleri tarafından baskı ve saldırılara maruz bırakıldığını söyledi.
Hayat Kadri, “İran makamları geçtiğimiz Mart ayından bu yana kadın hakları savunucuları, sanatçılar ve seslerini dünyaya duyurmak isteyen kadınlara yönelik bir baskı kampanyası yürütüyor. Kadınlar baskı ve tacize maruz bırakılıyor. Çok sayıda kadın hakları savunucusu da hapse atıldı” dedi.
Hayat Kadri, yoğun baskı ve tekrarlanan saldırıların amacının kadınların sesini susturmak ve dünyaya seslerini duyurmalarının önünü kapatmak olduğunu belirtti. Hayat Kadri, özellikle hak savunucularının çalışmalarını yayımladığı ve İran dışındaki kadınlara destek verdiği platformların ortaya çıkmasının ardından baskıların arttığını ifade etti.
‘Uluslararası toplum kınamadan somut adımlara geçmeli’
Hayat Kadri, konuşmasının sonunda uluslararası toplumun atması gereken adımlara ilişkin de çağrıda bulundu.
Hayat Kadri, “Uluslararası toplumun atması gereken adımlar, kınamalardan ve yazılı raporlardan somut uygulamalara geçmek ve bunları sahada hayata geçirmek olmalı. Örneğin siyasi tutukluların ve kadın hakları savunucularının cezaevlerinden acilen serbest bırakılması gerekiyor. Ayrıca uluslararası toplum üzerinde baskı oluşturulmalı; uluslararası sözleşmelerin kullanılması ve İran ile söz konusu diğer ülkelerde uygulanması sağlanmalı” ifadelerini kullandı.