İran üniversitelerinden idama karşı ortak bildiri: Ölüm döngüsünü kıralım

İran’ın farklı üniversitelerinden bağımsız öğrenci aktivistleri, idam cezasını koşulsuz reddederek “Salı Günü İdamlara Hayır” kampanyasına destek verdi. Öğrenciler, idamın adalet değil, korku ve baskıyı sürdüren bir devlet politikası olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi- İran’ın farklı üniversitelerinden bağımsız öğrenci aktivistleri, yayımladıkları ortak bildiriyle “idam cezası ilkesine” kesin olarak karşı olduklarını açıkladı. Son bir yılda 2 binden fazla idam kararının verildiği ve uygulandığı belirtilen bildiride, idamın toplumu korkutma, şiddeti yeniden üretme ve yaşam hakkını ortadan kaldırma aracı olduğu vurgulandı. Öğrenciler, “Salı Günü İdamlara Hayır” kampanyasına destek vererek idam cezasının tamamen kaldırılmasını istedi.

İran’ın Tahran, Beheşti, El-Zehra, Hoca Nasır, Şiraz, Allame Tebatebai ve İlim ve Sanat üniversitelerinden bağımsız öğrenci aktivistleri, idam cezasına karşı ortak bir bildiri yayımladı.

Bildiride, “İdam adaletin uygulanması değildir; devletin yasaya dayanarak meşru ilan ettiği bir insanın kasten öldürülmesidir” denilerek, “had”, “kısas”, “yasal ceza” veya “ulusal güvenlik” gibi kavramların idamın niteliğini değiştirmeyeceği ifade edildi.

İdamın, siyasi iktidarın insanların yaşamı ve ölümü üzerinde karar verme hakkını kendisinde gördüğü nokta olduğu belirtilen bildiride, idama karşı çıkmanın yalnızca bir cezaya karşı çıkmak olmadığı, aynı zamanda devletin tahakküm ve baskı araçlarından birine karşı durmak anlamına geldiği kaydedildi.

İdam bir korku ve baskı aracına dönüştürüldü

Bildiride, son bir yıl içerisinde İran’da 2 binden fazla kişinin idam cezasına çarptırılarak öldürüldüğü vurgulandı. Öğrenciler, idamların toplum üzerindeki baskının bir parçası olduğunu belirterek, siyasi idamların ise toplumsal hareketlerin ve otoriterliğe karşı mücadelenin tarihine yönelik bir intikam niteliği taşıdığını söyledi.

Son dönemde verilen ve uygulanan idam kararlarının, Aralık ayındaki baskıların devamı olduğu ifade edilen bildiride, sokakta kurşunla, gözaltı merkezlerinde işkenceyle, mahkemelerde ve üniversitelerde ağır cezalarla sürdürülen baskılar arasında bir kopukluk olmadığı belirtildi.

Bildiride, “Sokaktaki baskı, hapishane ve darağacı aynı zincirin farklı halkalarıdır” denilerek, özgürlük, adalet ve insan onuru talep eden toplumun bastırılmaya çalışıldığı ifade edildi.

İdam politikası yaklaşık yarım asırlık bir geçmişe dayanıyor

Öğrenci aktivistleri, idam politikasının İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana sürdüğünü belirtti. Devrim sonrası idamlar, zincirleme cinayetler ve toplumsal hareketlerin ardından gerçekleşen geniş çaplı infazların bu politikanın parçaları olduğu hatırlatıldı.

Bildiride, “Toplumu temsil edemeyen bir hükümet, varlığını sürdürmek için ‘ölüm siyasetine’ başvurur” denilerek, İran’da idamın münferit suçlara verilen bir tepki değil, toplumda korku yaratmaya yönelik sürekli bir yönetim mekanizmasının parçası olduğu ileri sürüldü.

Her darağacının topluma “protestonun, muhalefetin ve hatta düşünmenin bir bedeli olduğu” mesajını verdiği belirtilen bildiride, İran hükümetinin idam yoluyla kolektif eylem imkanını da ortadan kaldırmaya çalıştığı ifade edildi.

Salı Günü İdamlara Hayır hareketi toplumun direnişini gösteriyor

Bildiride, ölüm politikasının toplumun sesini susturamadığı ve buna karşı direnişin giderek daha güçlü hale geldiği belirtildi. Tutsaklar tarafından başlatılan “Salı Günü İdamlara Hayır” kampanyası ile sivil toplumun idamlara karşı duruşunun toplumun teslim olmadığını gösterdiği kaydedildi.

İran Başsavcılığı’nın kampanyaya yönelik hızlı tepkisi ve idam mahkumlarına yönelik her türlü desteği suç sayan tehditkar açıklamasının, kampanyanın etkisini gösterdiği ifade edildi.

Öğrenciler, “Salı Günü İdamlara Hayır” hareketinin yaşam hakkını savunduğunu belirterek, hükümetin idam karşıtlarını “suçluları desteklemek”, “muhaliflerle işbirliği yapmak” veya “güvenlik karşıtı olmakla” suçlayarak baskı altına almaya çalıştığını ifade etti.

İdam siyasi kimliğinden bağımsız olarak reddedilmeli

Bildiride, idam cezasına karşı çıkışın yalnızca siyasi idamlara yönelik olmadığı vurgulandı. Öğrenciler, “En ağır suçları işleyenler dahi öldürülerek devlet daha fazla güvenlik sağlayamaz ve şiddeti ortadan kaldıramaz” görüşünü dile getirdi.

İdamın suçları azaltmada etkili bir yöntem olmadığını belirten öğrenciler, tarihin bu cezanın muhalifleri ortadan kaldırmak, devlet kaynaklı şiddeti yeniden üretmek ve devlet otoritesini güçlendirmek için kullanıldığını gösterdiğini kaydetti.

“Yaşam her insanın ilk hakkıysa hiçbir devlet, mahkeme veya yasa bu hakkı ortadan kaldırma yetkisine sahip olmamalıdır” denilen bildiride, idamın kaldırılmasının demokratik ve özgür bir toplum mücadelesinin parçası olduğu belirtildi.

Adalet intikama, hak arama idama dönüşmemeli

Öğrenciler, adaleti intikamla, hak aramayı idamla ve otoriterlikten çıkışı devletin öldürme mekanizmasının yeniden üretilmesiyle bir tutan siyasi projelere karşı olduklarını açıkladı.

“Darağacı üzerine kurulan bir gelecek geçmişin devamıdır, ondan bir kopuş değildir” denilen bildiride, siyasi şiddeti, rakibin fiziksel olarak ortadan kaldırılmasını veya askeri mantığı siyasetin meşru aracı olarak gören tüm yaklaşımlar reddedildi.

Bildiride ayrıca, ideolojik, jeopolitik veya güvenlik gerekçeleriyle devlet şiddetini ve idamları önemsizleştiren ya da bunlar karşısında sessiz kalan kesimler de eleştirildi. Hiçbir siyasi projenin, “tarihsel çıkarın” veya dış düşmanlığın devlet eliyle öldürmeyi meşrulaştıramayacağı vurgulandı.

Öğrencilere ve topluma idamlara karşı ses çıkarma çağrısı

Bildiriyi imzalayan öğrenciler, yaşam hakkını savunmanın özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.

Öğrenciler; üniversite öğrencileri, akademisyenler, meslek ve sivil toplum örgütleri, öğretmenler, işçiler, emekliler, yazarlar, sanatçılar ve insan özgürlüğü ile onuruna inanan herkese “örgütlü ölüm döngüsü” karşısında sessiz kalmama çağrısında bulundu.

Bildiride, “İdama Hayır” demenin özgür ve demokratik bir toplum mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilerek, her yanıtsız bırakılan idam kararının yeni bir infazın önünü açacağı, buna karşı yükselen her sesin ise ölüm mantığını kırmak ve yaşamı savunmak için atılmış bir adım olduğu ifade edildi.

Bildiriyi şu üniversitelerden bağımsız öğrenci aktivistleri imzaladı: El-Zehra Üniversitesi, Beheşti Üniversitesi, Tahran Üniversitesi, Hoca Nasır Üniversitesi, Şiraz Üniversitesi, Allame Tebatebai Üniversitesi, İlim ve Sanat Üniversitesi