Rûken Ehmed: Komploya karşı halkların birliği güçlendirilmeli

Kongra Star Üyesi Rûken Ehmed, 15 Şubat Komplosunun amacının Kürt halkına soykırım uygulamak olduğunu ve 6 Ocak Komplosuyla da milliyetçi ve hegemonik güçlerin bir kez daha kadınların ve halkların devrimini yenmeyi hedeflediğini belirtti.

NEXEM ÇAÇAN

Qamişlo- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun başlatıldığı günden bu yana, onun bölge halkları için geliştirdiği Demokratik Toplum Projesini tasfiye etmeye yönelik girişimler kesintisiz sürüyor. Aradan 27 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, bu komplonun etkileri bugün de Rojava’ya dönük devam eden saldırılarda açıkça görülüyor.

Rojava, Abdullah Öcalan’ın ideolojisinin pratik temsili olarak; demokratik konfederalizm, kadın özgürlüğü ve ortak yaşam temelinde inşa edildi. Bugün Rojava’nın hedef alınması, 15 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit süreciyle başlayan komplonun devamı olarak değerlendiriliyor; halkların kazanımlarını ortadan kaldırmayı ve Demokratik Barış Projesini içeriksiz bırakmayı amaçladığı belirtiliyor.

Kongra Star Üyesi Rûken Ehmed, ajansımıza 15 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen komploya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rûken Ehmed, söz konusu komplonun amacının Kürt halkını tasfiye etmek olduğunu belirterek “Öncelikle 27 yıl önce Önder Apo’ya yönelik gerçekleştirilen uluslararası komployu kınıyoruz. Bu komplo yalnızca Önder Apo’ya değil, tüm Kürt halkına ve kadınlara yönelikti. Amaç, Kürt halkını yok etmekti; kendi hak ve varlık mücadelesini vermesini engellemekti. Kürt halkı varlığı için mücadele ettiği için bu komployla karşı karşıya kaldı” dedi.

Abdullah Öcalan barış arayışındaydı

Rûken Ehmed, Abdullah Öcalan’ın her zaman barışı savunduğunu ve özgür yaşam mücadelesi yürüttüğünü ifade ederek, 1970 ve 80’li yıllarda Kürt halkının yok olma noktasına getirildiğini, ancak Abdullah Öcalan’ın çıkışıyla birlikte yeniden örgütlenme ve diriliş sürecinin başladığını söyledi. 1998 yılına kadar Rojava Kürdistanı’nda bulunan Abdullah Öcalan’ın sürekli barış arayışında olduğunu belirtti. 1993 yılında Türkiye Cumhurbaşkanı ile iç barış süreci geliştirmek istediğini ancak savaş yanlısı güçlerin buna izin vermediğini dile getiren Rûken Ehmed, 1998’de de benzer girişimlerin uluslararası komployla engellendiğini kaydetti. Abdullah Öcalan’ın Avrupa’ya yöneldiğini ancak çok sayıda devletin dahil olduğu komplo sonucunda Türkiye’ye teslim edildiğini ifade etti.

‘İmralı’yı düşünce merkezine dönüştürdü’

Rûken Ehmed, İmralı sisteminin uluslararası bir sistem olduğunu belirterek, Abdullah Öcalan’ın ağır tecrit koşullarına rağmen teslim olmadığını, aksine İmralı’yı halkların birliği için bir düşünce merkezine dönüştürdüğünü söyledi. Kitap ve yazı malzemelerine dahi yasak getirildiğini, ancak buna rağmen barış ve çözüm için yoğun bir mücadele yürüttüğünü aktardı. Rûken Ehmed, 27 Şubat 2025’te yapılan çağrıya da değinerek, Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun çözümünün Ortadoğu’daki diğer sorunların çözümüne de zemin oluşturacağını savunduğunu belirtti. 30 üyenin katılımı ve KCK Eşbaşkanı Besê Hozat’ın öncülüğünde silahların yakılması kararının da bu sürecin bir parçası olduğunu ifade etti.

‘Saldırılar Demokratik Ulus Projesini hedefliyor’

15 Şubat 2026’da “Önder Apo’ya özgürlük, Rojava’ya statü” sloganıyla Kürt halkının alanlara çıkacağını belirten Rûken Ehmed, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün Ortadoğu’daki birçok sorunun çözümünü beraberinde getireceğini söyledi. Rojava’ya yönelik saldırıların, Demokratik Ulus Projesine dönük olduğunu ifade etti.

Son olarak Rûken Ehmed, Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük devrimini geliştirdiğini, kadınları toplumun öncüsü haline getirdiğini belirtti. Suriye’de yürütülen savaşın yalnızca Kürtlere değil tüm Suriye halklarına yönelik olduğunu ifade ederek, kadınlar ve gençlerin öncülüğünde halkların birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. 15 Şubat komplosunu ve Kürt halkına yönelik saldırıları kınadıklarını sözlerine ekledi.