Kürt Kadın Gazeteciler Günü: Gurbetelli’nin ardılları canı pahasına yazıyor

Gurbetelli Ersöz’ün basın geleneğine yeni bir soluk getirdiğini ifade eden gazeteci Öznur Değer, “Baskıcı anlayışa başkaldıracak olanlar Gurbetelli’nin ardılları olan biz Kürt kadın gazeteciler olacak” dedi.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed - Gurbetelli Ersöz’ün mirasını devralan ve Özgür Basın’da emek veren Kürt kadın gazeteciler cinsiyetçiliğe, militarizme ve zulme karşı verilen mücadelenin ön saflarında yer alırken, basın yayın alanına da yeni bir soluk oldular.

Kürt kadın gazeteciler; hem Kürt inkarına, hem kendi toplumlarındaki feodal anlayışa, hem de cinsiyetçi medyaya karşı zorlu bir mücadele verdiler ve vermeye devam ediyorlar.

Medya alanında kesintisiz mücadele

Dergiden, gazeteye, kadın ajansından, kadın televizyonuna, kadını özne gören bir yayıncılık ile tarihe iz bırakan kadın gazeteciler, özgün örgütlenmeleriyle köklü bir miras oluşturdu.

Bu bağlamda sadece Bakur Kürdistan’ında değil, kadınlar kalemleriyle coğrafya gözetmeksizin direndi. Kürdistan Kadın Hareketinin ilk kadın dergisi Jina Serbilind 1993’de Avrupa’da yayına başladı.

İlk kadın gazetesi “Jiyana Azad” ise 1997’de Federe Kürdistan Bölgesi’nde haftalık olarak yayınlandı. Kuzey Kürdistan’da ise 1998 yılında “Özgür Kadın” dergisi yayına başladı ve farklı isimlerle yoluna devam etti.

2000’li yıllara gelindiğinde Kürt kadınları ilklere imza atmaya devam etti. 2005’de Avrupa’da Newaya Jin çıkarıldı. 8 Mart 2012’de Jin Haber Ajansı (JINHA) yayına başladı. 2018’de kadınlar JIN TV’yi kurdu. 2021’de ise Ortadoğulu kadınların sesi olmak için NuJINHA (Kadın Haber Ajansı) yayın hayatına başladı.

Kürt kadın basıncılığı kendi özgün gündemleriyle geçmişten günümüze hakikatin izini sürdürüyor. Kadınlar bu geleneği ileriye taşımak için Türkiye’nin ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni olan Gurbetelli Ersöz’ün 7 Ekim 1997’de yaşamını yitirdiği günü “Kürt Kadın Gazeteciler Günü” olarak anıyor.

Gazeteci Öznur Değer, Kürt Kadın Gazeteciler Günü’nde Gurbetelli Ersöz’ü anarak, kadın yayıncılığının önemini anlattı.

7 Ekim’in Kürt kadın gazeteciler için direnişin başlangıcı olduğunu ifade eden Öznur Değer, “7 Ekim bizim için sıradan bir takvim değil, direnişi, mücadeleyi, hakikati içinde barındıran tarihsel bir gündür” dedi.

‘Erilleşen medyaya karşı kadın dilini oluşturdu’

1993 yılında Özgür Gündem gazetesinde Genel Yayın Yönetmenliği yapan Gurbetelli Ersöz’ün kadın yayıncılığına katkılarına işaret eden Öznur Değer şöyle dedi: “Dünya çapında medya erilleşirken, Gurbetelli Ersöz tam da bu tarihsel realitenin içinde bir ışık olarak açığa çıktı. Eril tahakküme karşı medyada kadın dilini, kadın varlığını ve en temelde kadın iradesini oluşturdu.

Dünyaya uyarladığımızda dönemin konjonktürüne göre bir kadın yöneticiyi görmek pek de mümkün olmayan bir realite vardı. Ancak Gurbettelli Ersöz Türkiye'de, Kürdistan'da bu iradeyi göstererek Türkiye'nin ilk kadın genel yayın yönetmeni olarak da bir tarih yazdı. O nedenle Gurbettelli Ersöz'ü anlatırken sadece Kürt basınına bırakılan bir miras olarak değerlendirmek eksik bir değerlendirme olacaktır.”

‘Dünyaya adını duyuran bir Kürt kadın basını var’

Gurbetelli Ersöz’ün eril medyaya karşı bir baş kaldırının öznesi olduğunu ifade eden Öznur Değer, “93'te açığa çıkan bu direniş ruhu, bu irade beyanı ve baş kaldırılış bugün içinde bulunduğumuz 21. yüzyıl koşullarında katlanarak devam ediyor. Kadın gazetecilerin yönetimlerde yer alması, söz sahibi olması, irade sahibi olması tam da 10 Aralık 93'te Gurbetelli Ersöz'ün yarattığı değerlerin sonucudur. Gurbetli Ersöz'ün yarattığı mücadele ve direniş mirasına sahip çıkmak ve bıraktığı değerler üzerine yeni değerler katmak bizim için çok önemli. Onun yarattığı değerler sonrasında büyüyen bir kadın basını gerçekliği ile de karşı karşıyayız. Süreç içinde JİN TV kuruldu, kadın haber ajansı JINHA kuruldu ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği kuruluşunu ilan etti. Bunlar kadın gazetecilerin yarattığı değerin, özel de Gurbetelli’nin yarattığı değerlerin bir sonucuydu. O, büyüyen, genişleyen dünyaya adını duyuran bir kadın basını yarattı. Bir kadın basın ordusu yarattı. Elimizde tuttuğumuz kalemin aynı zamanda en güçlü silah olarak tanımlanması gerekiyor. Yazdığımız her haber, söylediğimiz her söz, çektiğimiz, kayıt altına aldığımız her fotoğraf, her görüntü Gurbetelli Ersöz'ün yarattığı değerlerin izlediği yolun bir sonucu” şeklinde konuştu.

Gurbetelli Ersöz’ün ardılları olan kadın gazetecilerin canları pahasına hakikat için yazdıklarını ifade eden Öznur Değer, Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri takip eden gazeteci Cihan Bilgin’in Tişrîn Barajı direnişini duyurduğunu hatırlattı. Öznur Değer, “Cihan’ın orada olması Gurbetelli Ersöz'ün yarattığı kadın basın değerinin en somut örneğidir” dedi.

‘Kadın gazetecilerden korkuyorlar’

Öznur Değer konuşmasına şöyle devam etti: “Nagihan Akarsel, Silêmanî’de katledildi. Nagihan’ın katledilmesinin ardında, erkek zihniyetinin, egemen zihniyetlerin, devletlerin, iktidarların ve sömürü sistemiyle varlığını inşa eden güçlerin korkusu yatıyor. Bizlerin baskı kıskacında tutulması da kadın basın gücünden duyulan korkunun bir sonucudur. Çünkü Gurbettelli Ersöz'ün yarattığı miras, oluşturduğu değerler erkek egemenlere sıkılmış düşünsel mermiler gibidir. Bu miras, kadın kimliğini yok edemeyen ama fiziken de kadını tahakküm altına almaya çalışan, gücü yetmediğinde katleden, tutuklayan, çeşitli baskı mekanizmalarının öznesi haline getiren bu zihniyete karşı da başkaldırıyor.”

‘O gün bizimle dayanışma göstermeyenler bugün baskı altında’

Gazetecilikte örgütlülük kadar dayanışmanın da önemli olduğunu kaydeden Öznur Değer, Kürt yayınlarına yönelik baskının arttık bütüne yayıldığını belirtti. Öznur Değer, “Bir dayanışma zinciri örülecekse eğer bu mirası yaygınlaştırarak, dünya çapında örmek gerek. Gurbetelli'nin yarattığı değerler bütününü dünyaya duyurmak, yaymak ve herkesi bu mücadele mirasının, bu direniş geleneğinin bir parçası haline getirmek gerek.

90'lardan bu yana en çok baskıya maruz kalanlar Kürt basını olarak bizlerdik ve özelde Kürt kadın gazetecilerdi. Türkiye'ye ya da Ortadoğu'ya baktığımızda artık bugün baş kaldıran herkes bir baskı silsilesi altında. Bu da aslında bizim 90'lardan bu yana direndiğimiz baskı silsilesinin artık her yere yayıldığının bir göstergesi. O gün bizimle dayanışma göstermeyen kişiler, kurumlar bugün baskının temel öznesi haline geldiler. Biz şunu biliyoruz ki dayanışma bizde bir kültür, bir gelenek. Devraldığımız bir miras. Çünkü Gurbetelli ve Apê Musa’nın oluşturduğu değerler bize hep direnmeyi ve hakikati canımız pahasına bile olsa haykırmayı öğretti. Biz de bu gelenekten geldiğimiz için dayanışmanın gelişmesi, yaygınlaşması için baskıya maruz kalan herkesin bir çatı altında toplanması gerektiğini söylüyoruz” diye belirtti.

‘Dönüşümü sağlayacak olan Gurbetelli’nin ardıllarıdır’

Öznur Değer, ifade özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğü önündeki engellere işaret ederek, çözümün dayanışmanın diri tutulması olduğunu kaydetti. Öznur Değer konuşmasını şöyle tamamladı: “Kürt'ün başı sıkıştığında yanında olmayanların başı bugün sıkıştığında ilk koşanlar Kürtlerdi. Yani en yakın örneğini verecek olursam, bir basın kuruluşu T24'ün kapatılması yönünde bir mahkeme kararı çıktı. İlk dayanışma gösteren aslında yine Kürt gazetecilerdi. Dayanışma mücadele mirasını diri tutan temel argümanlardan biri. Yaşamı değiştirecek, dönüştürecek olan kadınlarsa, bu baskıcı anlayışa başkaldıracak olanlar da yine Gurbetelli Ersöz'ün ardılları olan biz Kürt kadın gazeteciler olacak.”