Rojava’ya saldırılar sürüyor: Medine Vesikası’na bakmak lazım

Rojava’da dini söylemlerle katliamlar gerçekleştirildiğini belirten PİA Sözcüsü Menice Gülmez, “İslam'ın gerçek misyonunu ortaya koymak istiyorsak, Hz. Muhammed'in barış ve sulh için ortaya koyduğu Medine Vesikası’na bakmak gerek” dedi.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed - Suriye geçici yönetimi “ateşkes” açıklamasına rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtlere yönelik saldırılarını sürdürüyor.

HTŞ’nin Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarında fedai eylem gerçekleştiren İç Güvenlik Üyesi Deniz Çiya’nın cenazesinin çeteler tarafından yüksekten atılması tepkilere neden olmuştu.

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallerinin ardından HTŞ ve Türkiye’ye bağlı gruplar, bu kez Reqa’da Kürtlere yönelik katliam gerçekleştiriliyor ve bölgeden özellikle kadınlara yönelik işkence haberleri geliyor. Son olarak Reqa’da El-Naem kavşağında ismi öğrenilmeyen iki kadının işkence edilerek katledildiği ve işkence sonucu vücut bütünlüğünün bozulduğu belirtildi.

İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Sözcüsü ve Birlik İnisiyatifi Sekreterliği’nden Menice Rümeysa Gülmez, “İslam” adı altında Kürtlere karşı katliam yapıldığını belirterek, kamuoyunun sessizliğine tepki gösterdi.

‘Katliamlar meşrulaştırılmak isteniliyor’

Çetelerin katliamları “Allah u ekber” diyerek gerçekleştirmesinin, katliamların “din için yapılıyor” algısı yaratılma amacı taşıdığını söyleyen Menice Gülmez, bu çetelerin dini kendi çıkarları doğrultusunda yorumladığını ifade etti.

İslam tarihinden çeşitli örnekler veren Menice Gülmez, Emeviler döneminde ve Kerbela’da dinin siyasi amaçla kullanıldığını ve tarihten günümüze kadar bu yönteme başvurulduğunu söyledi.

“Maalesef günümüzde İslam, DAİŞ zihniyeti ve Ortadoğu'daki Hizipler ve bazı örgütlerin aparatı haline geldi” eleştirisinde bulunan Menice Gülmez, Kürtlere karşı katliamlara işarete ederek, “Tabii şu anki Ortadoğu’nun mazlumları Kürtlerdir” dedi.

‘Dini kullanılarak bir halkı yok etmeye yönelik girişimde bulunuyorlar’

Menice Gülmez, “Şuan yok etmek istedikleri Kürtlerdir ve Kürtler ile birlikte Aleviler, Dürziler…Yani kendilerine engel olarak gördükleri, ötekileştirdikleri her kesimi hedef alıyorlar. Dini kullanarak yok etmeye yönelik bir girişimde bulunuyorlar. Ortadoğu'daki birçok ülke ve bu ülkelerdeki bazı örgütler bunu yapıyor. Ortadoğu'da ‘benden olmayana’ yapılan zulmü görmezden gelmek her zaman daha kolay olmuştur. Özellikle ırksal ve dini olarak kendilerinden olmayana zulüm etmek ya da zulüme sessiz kalmak bu milletlerin bir geleneği haline gelmiştir. Örneğin Filistin'e yapılan saldırıya herkes tepki verirken, Rojava'daki saldırılara sessiz kalmak, özellikle dindar kesimlerin sessiz kalması düşündürücüdür” diye belirtti.

‘Söz konusu Kürt halkı olunca sağır ve dilsizi oynuyorlar’

Menice Gülmez, “insanım” diyen herkesin tüm katliamlara karşı durması gerektiğini belirterek, “Müslümanım, dindarım dedikleri halde kendilerinden olmayanlara yapılan zulmü normalleştirdiklerini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Menice Gülmez, şöyle devam etti: “İslam'ı ne kadar bilirse bilsin, ne kadar aydın olursa olsun söz konusu Kürt halkı oldu mu sağır ve dilsizi oynamak, kafatasçı zihniyete sahip olmanın vermiş olduğu bir fikirdir, bir düşüncedir. Eğer öyle bir şey olmasaydı, Gazze için üzülen Rojava için de üzülecekti. Ya da, Müslüman için üzülen Alevi için de üzülecekti, Dürzi için de üzülecekti. Asıl İslam'ın misyonu da budur. Yani kendinden olmayanı da kendindenmiş gibi görmek ve o şekilde davranmak. Yani bunların yaptığı, tepki vermemek tamamen kendilerine göre uydurmuş oldukları bir İslam'ı yaşamış olmaları ve benimsemiş olmalarından kaynaklanıyor.”

‘Zulüm illaki kendi karşıtlığını üretir’

Rojava'da sivillere saldırılara karşı yapılan zulme sessiz kalmayanların direndiğini ifade eden Menice Gülmez, “Kürtlere karşı, Dürzilere karşı, Alevilere karşı yapılan zulümler eğer olmasaydı bir karışıklık çıkacak mıydı? Çıkmayacaktı. Ama zulümler illaki kendi karşıtlığını üretir. Bu tarih boyunca böyle olmuştur. Devrimler böyle olmuştur. İç savaşlar da böyle çıkmıştır” şeklinde konuştu.

Gerçek Müslümanlığın zulme karşı ses çıkarmak olduğunu vurgulayan Menice Gülmez, “Eğer ki benden olmayana yapılan zulme sessiz kalırsam ya da benimle aynı şeyi düşünmeyene yapılan zulme sessiz kalırsam, yarın o zulüm bana yapıldığı zaman da kimsenin buna itiraz etmesini beklememek lazım” dedi.

‘Doğru olan insanların özgür yaşaması’

İran ve Rojhilat Kürdistanı’nda Ocak ayı başında ekonomik nedenler ile başlayan ve daha sonra özgürlük taleplerine dönüşen ayaklanmanın da tıpkı Rojava’daki gibi baskılar sonucu büyüdüğünü kaydeden Menice Gülmez, “Radikal rejimler her zaman kendi karşıtlığını üretir” dedi ve şöyle devam etti: “Zulüm yapan rejimler her zaman kendi mazlumunu üretir ve buna karşı bir patlama olur. Yıllar önce İran’da başörtülü olan mazlumdu, bugün ise başörtüsü takmak istemeyen, onlar gibi düşünmeyenler mağdur. Oysa ki doğru olan tek şey herkesin özgür bir şekilde kendini ifade etmesidir.”

‘Medine Vesikası’ hatırlatması

Menice Gülmez, konuşmasına Hz. Muhammed tarafından hicretten sonra Medine'de farklı din, kabile ve sosyal gruplar arasında barış ve ortak bir siyasi yapı kurmak amacıyla imzalanan siyasi ve sosyal ilk sözleşme olan Medine Vesikası’na vurgu yaparak devam etti. Menice Gülmez, “İslam'ın gerçek misyonunu ortaya koymak istiyorsak, Hz. Muhammed'in barış ve sulh için ortaya koyduğu Medine Vesikası’na bakmak gerek. Bu örneği biz de başarabilirsek, kesinlikle Ortadoğu'da da barış ve sulh olacağını düşünüyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.