Rihan Loqo: Halkın iradesi tüm komplolardan daha güçlü

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıları değerlendiren Rihan Loqo, “Büyük fedakarlıklarla inşa edilen kazanımlarımızın baltalanmasına izin verilmeyecek” diyerek, halkın iradesinin tüm komplolardan daha güçlü olduğunu vurguladı.

ASMAA MUHAMMED

Qamişlo – Türk devletinin desteklediği El-Emşat ve El-Hamzat çeteleri ile Nûr El-Din grubu ve cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), 6 Ocak’ta Halep’in Şêx Meqsûd, Eşrefiyê ve Beni Zêd mahallelerine kapsamlı bir saldırı başlattı. Kuzey ve Doğu Suriye Kongra Star Sözcüsü Rihan Loqo, yaşanan saldırılarla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘Hakların direnci önemli bir dönüm noktası oluşturdu’

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerindeki direnişi tarihi olarak nitelendiren Rihan Loqo, bu direnişin geçici bir olay veya kısa süreli bir tepki olmadığını vurguladı. Rihan Loqo, “Halkların direnci, insan onurunun savunulması ve birlikte yaşama mücadelesinde önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Bu süreçte, topraklarını korumak ve özgür insanların iradesini muhafaza etmek için büyük fedakarlıklar yapıldı. Şehitlerimiz Deniz ve Ziyad Heleb, zulüm ve saldırganlık politikalarına karşı direnen halkın iradesini temsil ediyor. Rojbin, Leyla, Faraşin ve Kerela gibi isimler de iki mahalleyi ve sakinlerinin onurunu savunmak için hayatlarını feda ettiler. Bu şehitlerin fedakarlıkları, direnişin ahlaki ve siyasi pusulası olmaya devam ediyor” ifadelerinde bulundu.

‘Direnişin sırrı, farklı halkların tek bedende yaşaması’

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halkının kuşatma, saldırılar ve sistematik ihlaller altında yıllarca aralıksız direniş gösterdiklerini, iradelerinin kırılmadığını ve bilinçlerinin azalmadığını dile getiren Rihan Loqo, direnişin gücünün sırrını şöyle açıkladı: “Bu direnişin gücü, Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin ve Ermenilerin tek bir beden olarak yaşaması, tehlikeyi ve kaderi paylaşması ve tüm bölünme ve sınıflandırma girişimlerini boşa çıkarmasında yatıyor. Bu toplumsal uyum kendiliğinden gelişen bir olay değil, aksine eski Baas rejiminin on yıllarca toplumu parçalamayı ve halkların kardeşliğini baltalamayı amaçlayan dışlama ve ırkçılık politikalarına karşı uzun süredir devam eden mücadelenin sonucudur. Bölge sakinlerinin iradesi bu projeleri boşa çıkardı ve bugün de geçici hükümetin Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerini doğrudan hedef alarak yeniden ürettiği otoriter yaklaşımı engellemeye devam ediyoruz.”

‘Uluslararası yasa ve sözleşmeler ihlal edildi’

Hayat Tahrir El-Şam (HTŞ) ve Türk devletinin paralı askerleri tarafından gerçekleştirilen saldırıların sadece bombardıman ve askeri hedeflemeyle sınırlı olmadığını söyleyen Rihan Loqo, bunun sistematik medya kışkırtması ve Suriye unsurlarını çarpıtma girişimlerini içeren kapsamlı bir politika çerçevesinde gerçekleştiğini açıkladı. Rihan Loqo, “Ancak halk, ilk savunma hattını oluşturarak saldırılara direnişle karşılık verdi. Mahallelere yönelik ağır silahların kullanılması sivil kayıplara ve yüzlerce ailenin zorla yerinden edilmesine yol açtı. Bu, tam anlamıyla bir savaş suçu ve tüm uluslararası yasa ve sözleşmelerin açık bir ihlalidir. İki mahallenin maruz kaldığı durum, sistematik toplu cezalandırma politikası kapsamındadır” sözlerine dikkat çekti.

‘Kaçırılan kadın ve çocukların akıbeti belli değil’

Aralarında kadın ve çocuklarında olduğu yüzlerce sivilin uluslararası sessizlik ortamında evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyleyen Rihan Loqo, “Uluslararası örgütlerin, insan hakları örgütlerinin ve çocuk koruma örgütlerinin sessizliği, bu suçların bağlamından ayrılamaz, aksine, onları dolaylı olarak bu suçlara ortak eder. Ayrıca çeteler tarafından kaçırılan kadınların, çocukların akıbetleri henüz bilinmiyor. Konuyla ilgili ciddi bir işlem yapılmadı ve gerçek bir hesap verilebilirlik sağlanmadı” diye belirtti.

‘Bölgedeki model demokratik ulus sistemi üzerine kurulu’

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de yaşanan saldırıların detaylarına dikkat çeken Rihan Loqo, “Özellikle geçici hükümetin komşu ülkelerle yaptığı görüşmelerin ardından, iki mahalleyi Türk işgaline ve paralı askerlerine teslim etme girişimi, bölgedeki topluluklar arasındaki tarihsel ilişkiyi bozmayı amaçlayan daha geniş bir siyasi planın parçasıdır. Biz Kuzey ve Doğu Suriye halkı olarak tüm ihlallere, manipülasyon girişimlerine ve sızmalara rağmen birliğimizi koruma ve fitne planlarını engelleme yeteneğimizi deneyimlerimizle kanıtladık. Bölgedeki mevcut model, demokratik ulus sistemi üzerine kuruludur. Bu sistem demokrasiyi baltalama ve tiranlığı yeniden üretme girişimlerine karşı aşılmaz bir bariyer oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.

‘Halkın iradesi tüm komplolardan daha güçlüdür’

Tüm uluslara, özellikle Kürtlere, Araplara, Süryanilere, Çerkeslere ve Ermenilere seslenen Rihan Loqo, “Direniş ruhuna ve kolektif bilince sıkıca tutunun ve kışkırtma kampanyalarına kapılmayın. Halkların birliğini savunmak için bu toprakları kanlarıyla sulayan şehitlerin fedakarlıklarını koruyun. Büyük fedakarlıklarla inşa edilen kazanımların kimse tarafından baltalanmasına izin verilmeyecek ve halkın iradesi tüm komplolardan daha güçlüdür” dedi.