Remziye Mihemed: Birlik, bölme ve parçalama planlarını boşa çıkarmanın tek yoludur

Kuzey ve Doğu Suriye’deki savaşın amacının halklar arasında ayrılık ve nefret yaratmak, Demokratik Ulus projesini hedef almak olduğuna dikkat çeken Remziye Mihemed, “Birlik, bölme ve parçalama planlarını boşa çıkarmanın tek yoludur” dedi.

ASMAA MUHAMMED

Qamişlo - Kuzey ve Doğu Suriye, etnik, dini ve mezhepsel gerekçelerle sivillere ve topluluklara yönelik artan saldırılar ve ihlallerin ortasında tarihinin kritik bir döneminden geçiyor. Bu saldırılar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının anlamını boşaltmayı amaçlayan organize bir girişim olarak değerlendiriliyor. Topluluklar arasında anlaşmazlık yaratma, Kürt kimliğini hedef alma ve bölgedeki güvenlik ile istikrarı bozma çabaları sürüyor. Buna karşılık halkın birliği ve Suriye Demokratik Güçleri'ne (QSD) verdikleri destek, Suriye’nin tek bir ideolojiye değil, halklarının çeşitliliğine, kimliklerine ve özgür iradelerine dayanan siyasi bir projeyi savunmak için temel bir hat olarak öne çıkıyor.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Eşbaşkanı Remziye Mihemed, konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların açık bir siyasi boyutu olduğunu belirten Remziye Mihemed, bu saldırıların, baskı ve dışlama politikalarına boyun eğmeyen halkın iradesini kırmayı hedeflediğini söyledi. Remziye Mihemed, “Baas rejiminin düşmesi ve iktidarın aşırılıkçı ideolojilere sahip silahlı gruplara devredilmesi, ülkeyi son derece tehlikeli bir aşamaya soktu ve Suriye’yi mezhep ve din çatışmaları için açık bir arenaya dönüştürdü. Bu durum, hedefli cinayetler, keyfi tutuklamalar, zorla yerinden edilme ve dini ile mezhepsel temellere dayalı hesaplaşmalar yoluyla sivillerin yaşamlarını doğrudan etkiliyor” dedi.

‘Çoğulculuğu seçtikleri için hedef alınıyorlar’

Bu politikaların özellikle dini kimlikleri nedeniyle Alevi ve Dürzi topluluklarını ciddi şekilde etkilediğine dikkat çeken Remziye Mihemed, “Siviller, sadece dini farklılıkları nedeniyle hedef alınıyor. Bu durum, en tehlikeli dışlama biçimlerini yeniden üretmekte ve Suriye toplumunun birliğini ve çeşitli tarihi dokusunu tehdit ediyor. Aynı zamanda Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt halkına yönelik saldırılar da başlatıldı. Kürtler, bugün sadece Kürt oldukları için, kimliklerini savunmayı ve birlikte yaşamayı hedefleyen, ulusal ve dini çoğulculuğu kabul eden bir siyasi model inşa etmeyi seçtikleri için hedef alınıyorlar” ifadelerinde bulundu.

‘Demokratik Ulus projesi engellenmek isteniyor’

Saldırıların amacının Kürt kimliğini yok etmek olduğunu vurgulayan Remziye Mihemed, “Son yıllarda elde edilen siyasi ve kültürel kazanımları ortadan kaldırmayı hedefliyorlar. Bu tırmanışlar geleneksel bir askeri çatışmanın parçası değil, güvenliği istikrarsızlaştırmayı, halk arasında korku yaratmayı, insanları kaçmaya zorlamayı ve bölgenin sosyal dokusunu boşaltmayı amaçlayan sistematik bir politikanın parçasıdır. Bu tehlikeli gelişmeler, Demokratik Ulus projesinin hayata geçirilmesiyle Rojava halkının hassas bir siyasi aşamaya girmesiyle aynı döneme denk geldi. Demokratik Ulus projesinin bir model haline gelmesini engellemek için halk silah ve şiddetle karşı karşıya bırakılıyor” sözlerine dikkat çekti.

Kobanê şehrinin kuşatılmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Remziye Mihemed, şu ifadelere dikkat çekti:

“Kuzey ve Doğu Suriye halkı, 26 Ocak’ta teröre karşı direnişin sembolü haline gelen Kobanê’nin özgürlüğünü kutladı. IŞİD’i yenmiş olan halk, topraklarının meşru savunusuna bağlı kalmaya devam ediyor ve Suriye Demokratik Güçleri ile güvenlik güçleriyle omuz omuza duruyor. Kobanê, IŞİD’e karşı mücadelede gençlerinin fedakarlıklarına rağmen, yıllardır uygulanan boğucu politikaların devamı niteliğindeki baskılar altında acı çekiyor. Şehir, halkının iradesini kırmak ve direncini zayıflatmak isteyen yeni girişimlerle karşı karşıya. Halkın genel seferberliği ve Suriye Demokratik Güçlerine verdikleri destek, topraklarını ve kimliklerini savunmaya yönelik kolektif bir farkındalık ve güçlü bir halk iradesini ortaya koyuyor. Bu güçler, siviller için ilk savunma hattını temsil ediyor ve güvenliğin çöküşüne karşı temel bir güvence oluşturuyor.”

‘İnşa etmeyi hedefledikleri Suriye bu mu?’

İhlallerin giderek yayıldığına dikkat çeken Remziye Mihemed, “Til Rifat, Tebqa ve Minbic dahil Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok bölgesinde de yaşandı. Bu bölgelerde sivillere yönelik saldırılar, toplumsal değerleri ve tarihi sembolleri de hedef alarak mezarların ve şehit türbelerinin kutsallığının ihlaliyle sonuçlandı. İnşa etmeyi hedefledikleri Suriye bu mu? Dışlama, şiddet ve tekdüzelik Suriyesi mi, yoksa çeşitlilik ve ötekini tanıma Suriyesi mi?“ diye sorarak, bugün yaşananların, Suriyelilerin özgürlük, haysiyet ve sosyal adalet özlemleriyle çeliştiğini belirtti.

Savaşın tırmanışının temel amacını açıklayan Remziye Mihemed, “Amaç, farklı gruplar arasında, özellikle Kürtler ve Araplar arasında anlaşmazlık ve nefret ekmek ve onları kapsamlı bir siyasi ve sosyal çerçevede uzlaşmaktan alıkoymaktır. Bu, Demokratik Ulus projesini kökünden baltalamayı ve iç çatışmaları yeniden üretmeyi hedefliyor. On dört yıl önce Kuzey ve Doğu Suriye’de başlayan devrim, halkın iradesi ve birliği ile Halk Koruma Birlikleri (YPG) arasındaki gerçek bir ortaklığa dayanıyordu. Bu deneyi yaratan halk, birliklerine ve barış mesajına bağlı kaldığı sürece, bugün de onu koruyabilecek güçtedir” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış çağrısının, demokratik bir çözüme ve tüm toplumsal bileşenlerin haklarına saygı temelinde uyumlu bir toplumun inşasına yönelik açık bir davet olduğunu vurgulayan Remziye Mihemed, bu çağrının askeri tırmanış ve silahlı çatışmalarla baltalanmak istendiğini söyledi. Remziye Mihemed, diyalog dilinin yerine silah dilinin geçirilmesinin hedeflendiğine dikkat çekti. Suriye’deki ve diasporadaki, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan Kürt halkına çağrıda bulunan Remziye Mihemed, “Kuzey ve Doğu Suriye’deki halkımızla bir arada olmalıyız, direniş güçlerini desteklemeliyiz ve kimliğimizden ya da topraklarımızdan asla vazgeçmemeliyiz. Birlik, bölme ve parçalama planlarını boşa çıkarmanın tek yoludur” diye kaydetti.

‘Ahlaki ve hukuki sorumluluğunuzu yerine getirin’ çağrısı

Uluslararası topluma, insan hakları örgütlerine ve insani yardım kuruluşlarına da seslenen Remziye Mihemed, ihlallerin durdurulması ve özellikle çatışmaların en ağır yükünü taşıyan çocuklar, kadınlar ve yaşlılar başta olmak üzere sivillerin korunması konusunda ahlaki ve hukuki sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini vurguladı. Remziye Mihemed, "Kobanê'nin IŞİD terörizminden kurtarıldığı gibi, Rojava da Demokratik Ulus projesini yıkmaya ve çeşitli topluluklarının birliğini baltalamaya çalışan tüm paralı asker güçlerinden kendini kurtarabilir. Halkın iradesi her zaman silahlardan ve yıkımdan daha güçlü olacaktır" sözleriyle konuşmasını noktaladı.