‘Rêber Apo bizi karanlıktan çıkarıp aydınlığa ulaştırdı’

Girkê Legê Kadın Evi (Mala Jin) Uzlaşma Komitesi üyesi Esma Murad, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın felsefesini tanıdıktan sonra mücadeleye katıldıklarını, kadınlar özgürleşmeden toplumun da özgür olamayacağını kavradıklarını belirtti.

ZEYNEP İSA

Girkê Legê — Baas rejimi döneminde kadınların haklarının neredeyse hiç bulunmadığını söylemek mümkündü. Buna rağmen kadınlar mücadelelerini gizli biçimde ve kararlılıkla sürdürüyordu. Kadınların sesi kamusal alanda duyulmuyordu; ancak kadınlar onurlarını ve eşitliklerini korumak için bilinçli ve cesur bir şekilde çalışmaya devam ediyordu.

Rojava Devrimi’nin başlamasıyla birlikte bu durum köklü biçimde değişti. Kadınlar artık yalnızca hak talep eden bir konumda değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir projenin öncülüğünü üstlenen bir özne haline geldi. Bu süreçte kadınların toplum içindeki rolü yeniden tanımlandı. Günümüzde 8 Mart, artık yalnızca sembolik bir gün değil; devrim kazanımlarını koruma sözünün yenilendiği önemli bir aşama olarak görülüyor. Çünkü devrimin temel dayanaklarından biri kadınlar oldu.

Girkê Legê Kadın Evi Uzlaşma Komitesi üyesi Esma Murad, ajansımıza yaptığı değerlendirmelerde kadınların uzun yıllar boyunca hakları ve özgürlükleri için mücadele ettiğini söyledi. Esma Murad, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez” düşüncesini tanıdıktan sonra mücadeleye başladıklarını ve bu mücadelenin yıllardır sürdüğünü ifade etti.

Esma Murad ayrıca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınların Rojava devriminin kazanımlarını koruma sözünü bir kez daha yenilediklerini vurguladı.

‘Biz özgürlüğe ve mücadeleye susamış ve açtık’

Esma Murad, Kürdistan özgürlük hareketini tanıdıktan sonra gizli biçimde çeşitli çalışmalar yürütmeye başladıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “1988 yılında Kürdistan özgürlük hareketini tanıdığımızda başlangıçta harekete tam olarak güven duymadık. Çünkü Rêber Apo’nun fikir ve felsefesini yeterince tanımıyorduk. Rêber Apo’nun felsefesini öğrenmeden önce kadınlar binlerce yıl boyunca zulüm ve baskıyla karşı karşıya kaldı, meşru haklarından mahrum bırakıldı. Aile ve erkek egemenliği kadınlar üzerinde hüküm sürüyordu. Ancak Rêber Apo’nun felsefesini tanıdıktan sonra kadınlar kendilerini yeniden keşfetti. Biz de ileriye doğru adımlar attık ve aktif çalışmalara başladık. Çalışmaya başladığımızda aslında özgürlüğe ve mücadeleye ne kadar susamış ve aç olduğumuzu hissettik. Bu nedenle bütün kalbimizle ve inancımızla mücadeleye başladık.”

‘Tüm zorluklara rağmen 8 Mart’ı kutluyorduk’

Esma Murad, Baas rejimi döneminde 8 Mart’ı kutladıklarını duyan yönetimin kadınları gözaltına aldığını ve haklarında soruşturmalar başlattığını belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm dünya kadınlarına Rêber Apo’nun felsefesini takip etmeleri çağrısında bulunuyorum. Çünkü yüzlerce devrimci lider ortaya çıktı ancak hiçbiri kadınların haklarını gerçekten koruyamadı. Rêber Apo ise kadınların ve baskı altındaki halkların özgürlüğü için büyük bir mücadele yürüttü. Bu nedenle biz de Rêber Apo’nun düşünce ve felsefesine bağlandık, onun izinden yürüdük ve özgürlük için mücadele etmeye başladık.”

‘8 Mart’ta mücadelemizi daha da yükseltme sözümüzü yenileyeceğiz’

Esma Murad, eğitim faaliyetlerinin mücadele konusundaki ısrar ve iradelerini daha da güçlendirdiğini belirterek, 8 Mart’ta mücadeleyi yükseltme sözlerini yeniden vereceklerini ifade etti ve sözlerini şöyle tamamladı: “ O dönemde kişiliğimizi örgütlemek ve çalışmalarımızı geliştirmek için birçok faaliyet yürütüyorduk. Çok sayıda eğitim çalışmasına katıldık. Yaklaşık 15 kadın bir araya geliyor, Mahsum Korkmaz Akademisi’nden gönderilen kitapları okuyarak eğitim görüyorduk. Bu çalışmalar ve eğitimler sayesinde her geçen gün mücadele konusundaki ısrarımız ve irademiz daha da güçleniyordu. Böylece iktidar güçlerine karşı mücadelemizi daha da büyüttük ve Rêber Apo’nun öğrencileri olduk.

Nasıl ki her yıl Newroz’u kutluyorsak, aynı şekilde hangi koşullar altında olursa olsun 8 Mart’ı da kutluyorduk. Kadınların öncülüğünde başlayan Rojava Devrimi’nden sonra ise mücadelemiz daha da güç kazandı. Çünkü biz özgürlüğe büyük bir özlem duyuyorduk.

Bugün tarihsel günlerden geçiyoruz. Rêber Apo’nun fikir ve felsefesi sayesinde karanlıktan aydınlığa çıktık. Sonuna kadar Rêberimizin yolunun takipçileri olacağız; haklarımızı elde edene ve Rêberimizi özgürlüğüne kavuşturana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”