Qamişlolu kadınlar: Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê' deki halkımızın yanında durmak bir görevdir

Türk devleti destekli cihatçı HTŞ saldırılarına tepki gösteren Fatima Hasan El-Cessem ve Fatima Muhammed, “Bir parçayı savunmak, bütünü savunmak anlamına geliyor. Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê, geniş toplumsal dokunun ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.

ASMA MUHAMMED

Qamişlo - Halep’in Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik, Türk devleti destekli Heyet Tahrir El-Şam (HTŞ) çetelerinin saldırılarına karşı, halkla dayanışma amacıyla genel seferberlik ilan edildi. Bu adım, halkın meşru öz savunma haklarına bağlılığını ve saldırılara karşı direnme kararlılığını ortaya koydu.

Şehîd Aileleri Meclisi üyesi Fatima Hasan El-Cessem, Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê mahallelerindeki direnişin, kuşatma ve sistematik hedef alma politikalarına karşı halkın azminin en somut örneklerinden biri olduğunu belirtti. Fatima El-Cessem, “Bu direniş, varoluşu, onuru ve temel haklarımızı savunma hakkımızdan kaynaklanıyor. Mahalle sakinlerinin ilan ettiği genel seferberlik, acil bir önlem veya geçici bir tepki değil, boyun eğmeyi reddeden ve kendi kaderini tayin etme hakkını koruyan kolektif bir iradenin bilinçli ifadesidir” dedi.

‘Halkın yanında yer almak ahlaki ve ulusal bir sorumluluktur’

Fatima Hasan El-Cessem, sözlerinin devamında, “Biz Şehîd Aileleri Meclisi olarak Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê’de yaşananları, coğrafi sınırları aşan ve bu toprakların savunusunda şehit düşen herkesin vicdanına dokunan bir mesele olarak görüyoruz. Bugünün mücadelesi sadece kuşatılmış iki mahalle arasındaki bir çatışma değil, toplumsal dokuyu parçalamayı, dayanışma ruhunu baltalamayı ve dışlama ile tahakküme dayalı yeni bir siyasi gerçekliği dayatmayı amaçlayan projelere karşı yürütülen bir irade savaşıdır. Bu açıdan bakıldığında, halkımızın yanında durmak herkesin omuzlarında taşıdığı ahlaki ve ulusal bir sorumluluktur” diye ekledi.

Fatima Hasan El-Cessem, geçmiş deneyimlerin, özellikle Tişrîn Barajı direnişinin, birleşik bir halk duruşunun askeri veya siyasi tehditlerin ölçeğinden bağımsız olarak denklemleri alt üst edebileceğini ve en tehlikeli planları engelleyebileceğini kanıtladığını belirtti. Fatima Hasan El-Cessem, “Bugün aynı senaryo Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê’de tekrarlanıyor. Burada sakinler ve güvenlik güçleri arasında güçlü bir dayanışma var ve mahalleler, farkındalık ve sorumlulukla yönetilen kırılmaz bir kolektif iradeye dayalı örgütlü direniş alanlarına dönüşüyor” şeklinde konuştu.

‘Dayanışma açıklamalarla sınırlı kalmayacak’

Fatima Hasan El-Cessem, geçici hükümetin Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine altı aydan fazla süredir uyguladığı kuşatmayı, bir tür kolektif cezalandırma ve halkı açlık ve ekonomik baskı yoluyla boyun eğmeye zorlayan bir politika olarak nitelendirerek, “Ancak bu politikalar başarılı olmadı ve olmayacak. En zorlu zorluklarla yüzleşen ve binlerce şehit veren halkımız, bugün geri çekilmenin daha fazla ihlal ve saldırıya kapı açmak anlamına geldiğini çok iyi anlıyor” ifadelerini kullandı.

Fatima Hasan El-Cessem, bu direnişe meşruiyet ve güç verenin adalet, özgürlük ve birlikte yaşama değerlerine olan derin bağlılık olduğunu, intikam veya dışlama mantığının ise reddedildiğini belirtti. Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê ile dayanışmanın yalnızca açıklamalar veya sembolik duruşlarla sınırlı kalmayacağını vurgulayan Fatima Hasan El-Cessem, mücadelenin önceki tüm aşamalarında olduğu gibi Qamişlo’dan Hesekê’ye, Dêrik’ten Rakka’ya ve Dêrazor’a kadar uzanan somut ve kapsamlı destekle sürdürüleceğini ifade etti. Bu mahallelerin yalnız olmadığını ve halklarının izole olmadığını belirten Fatima Hasan El-Cessem, “Bir parçayı savunmak, bütünü savunmak anlamına geliyor. Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê, geniş toplumsal dokunun ayrılmaz bir parçasıdır” sözlerine yer verdi.

‘Kolektif sorumluluk ruhu güçlendirilmelidir’

Mevcut aşamanın en yüksek düzeyde farkındalık ve örgütlenme gerektirdiğini vurgulayan Fatima Hasan El-Cessem, “Korku ve ayrılık tohumları ekme girişimleri karşısında kolektif sorumluluk ruhu güçlendirilmelidir. Bugünkü mücadele sadece askeri bir mücadele değil, aynı zamanda bir farkındalık ve azim mücadelesidir. Bu halkın evlatlarının şehit düştüğü değerleri, başta onur, özgürlük ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkı olmak üzere koruma mücadelesidir” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

İşgal altındaki Efrîn’den yerinden edilen Fatima Muhammed ise, “Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê mahallelerindeki sakinlerin tekrar tekrar zorla yerinden edilmesi, haklarının açık bir ihlalidir. Bu istisnai bir durum değil, uzun süredir sakinlere dayatılan devam eden bir politikadır. Mahalleler, son bombardman sonucu çok sayıda sivilin yerinden edilmesine ve temel geçim kaynaklarının kaybına yol açan son yerinden edilme dalgası da dahil olmak üzere, birçok yerinden edilme dalgasına tanık oldu” dedi.

‘Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê’deki halkımızın iradesi kırılmayacak’

Fatima Muhammed, sözlerinin devamında, “Bu saldırılar, mahallelerin korunması ve sivillerin güvenliğinin sağlanması sorumluluğu İç Güvenlik Kuvvetleri’ne ait olmasına ve sakinlere onurlu bir yaşam ve koruma garantisi verilmesine ilişkin imzalı anlaşmaların açık bir ihlalini oluşturuyor. Resmi taahhütlere rağmen saldırılar devam ediyor, bu, üzerinde anlaşmaya varılanların uygulanmasında bir başarısızlığı ve sakinlerin doğrudan bedel ödemeye zorlanmasını gösteriyor” diye kaydetti.

“Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê’deki halkımızın iradesi kırılmayacak” diyen Fatima Muhammed, “Süregelen kararlılıkları, güç kullanarak kontrol kurmaya çalışan herkese hakların elinden alınamayacağını ve yaşamın kısıtlanamayacağını gösteriyor. Onlara desteğimiz ve yanlarında durma taahhüdümüz bir tercih değil, bir görevdir. Genel seferberlik, sivilleri korumanın ve onurlarını savunmanın bir güvence mekanizmasıdır, aynı zamanda adaletin ve hakikatin, baskı ve zorlamaların üstesinden geleceğine dair net bir mesaj verir" ifadelerinde bulundu.