Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın örgütlerinden sınırları aşan kampanya

Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın örgütleri, sınırları aşan bir kampanya başlattı. Kongra Star Diplomatik İlişkiler Üyesi Ruken Ahmed, eşitliğin Suriye’nin istikrarı için müzakere edilebilir bir ayrıntı değil şart olduğunu söyledi.

ESMA MUHAMMED

Qamişlo- Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın örgütleri, yeni Suriye anayasasının hazırlanma sürecinde kadınların eşit ve kurucu özne olarak yer alması talebiyle uluslararası çapta bir kampanya başlattı. Farklı toplumsal bileşenlerden yüzlerce kadının katıldığı girişim, kadınların savaş sürecinde edindiği siyasal ve toplumsal kazanımların anayasal güvenceye kavuşturulmasını hedefliyor.

Kadın örgütleri 18 Şubat’ta, Kürt, Arap, Süryani, Ermeni ve Êzidî bileşenleri temsil eden 26 kurumun katılımıyla ve 300’den fazla kadının dahil olduğu geniş çaplı uluslararası bir kadın kampanyasının başlatıldığını duyurdu. Kampanyanın amacı, kadın haklarının yeni Suriye anayasasında güvence altına alınması. Bu süreç, “Jin Jiyan Azadî” felsefesine dayanan 8 Mart etkinlik programının ilanıyla eş zamanlı yürütülüyor.

‘Açık güvenceler olmaması kaygı yaratıyor’

Duyuruda, mevcut dönemin yeni siyasi göstergeler taşımasına rağmen risk ihtimallerine açık olduğu ve özellikle kadın haklarına dair açık güvenceler içermeyen anlaşmaların kaygı yarattığı belirtildi. Bu durumun kadın hareketini siyasi ve hukuki mücadeleyi yükseltmeye ittiği; demokratik güçlere, uluslararası kuruluşlara ve Suriye dosyasında etkili devletlere sosyal adaleti koruma ve kadınların dışlanmasını önleme sorumluluğu çağrısı yapıldığı ifade edildi.

‘Kadınlar özne olmalı’

Kongra Star Diplomatik İlişkiler Üyesi Rûken Ahmed, kampanyanın siyasi dönüşümlerin çoğu zaman toplumsal savunmada en fazla yer alan kesimlerin aleyhine güç dengelerini yeniden düzenlediği gerçeğinin derin bir farkındalığıyla başlatıldığını belirtti. Kadınların toplumu savunmada yer aldıklarını ve varlıklarının sembolik ya da sosyal çerçevelerle sınırlandırılamayacağını, bunun gelecek devlet yapısının bir parçası olarak anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Rûken Ahmed, Rojava’daki kadının kamusal alana geleneksel bir toplumsal rolün uzantısı olarak değil, askeri savunmaya, sivil yönetime ve karar alma süreçlerine katılan egemen bir özne olarak girdiğini söyledi. Bu nedenle yeni Suriye anayasasında kadın haklarının güvence altına alınmasının bir talep değil, siyasi meşruiyet meselesi olduğunu ifade etti. Bu gerçeği tanımayan herhangi bir anayasanın toplumsal meşruiyeti eksik bir anayasa olacağını dile getirdi.

Rûken Ahmed, son siyasi anlaşmaların kaygıları tamamen ortadan kaldırmadığını, idari entegrasyon ve kurumların yeniden yapılandırılması süreçleri üzerinden dışlanma ihtimalinin sürdüğünü belirtti. Herhangi bir ad altında yeniden merkezileşmenin kadınların varlığını azaltacağını ve demokratik deneyimin içini boşaltacağını söyledi.

Eşit ortaklık Suriye’nin istikrarı için şart

Rûken Ahmed, eşit ortaklığın Suriye’nin istikrarı için bir şart olduğunu, müzakere edilebilir bir ayrıntı olmadığını ifade etti. Rojava’daki kadınların yalnızca sivil alanda değil, çatışma sahalarında, siyasi kurumlarda ve eşbaşkanlık sisteminde yaklaşık yarı oranında temsil edildiklerini; sivillerin korunması, askeri saldırılara ve özel savaş yöntemlerine karşı durulması, insani yardım faaliyetlerinin yürütülmesi ve yerinden edilenlerin güvenli dönüşünün sağlanması gibi alanlarda aktif rol üstlendiklerini belirtti. Bu durumun kadınlara ülkenin geleceğinin şekillendirilmesinde kurucu bir konum kazandırdığını söyledi.

‘Talepler Suriye’deki tüm kadınları kapsıyor’

Geçmiş dönemin geniş çaplı ihlallerle ve kayıp ile esir dosyalarının açık kalmasıyla geçtiğini ifade eden Rûken Ahmed, herhangi bir siyasi çözümde geçiş adaleti ilkelerinin yer almasının zorunlu olduğunu vurguladı. Ayrıca tüm kültürel ve dilsel bileşenlerin, Kürt halkının kültürel hakları da dahil olmak üzere anayasal olarak tanınmasının ertelenebilir bir müzakere başlığı değil, istikrarın güvencesi olduğunu belirtti. Rûken Ahmed, “Ortaya konulan talepler belirli bir bölgeyle sınırlı değil, Suriye’deki tüm kadınları kapsıyor ve siyasi eşitliği tanıyan, yapısal dışlanmayı engelleyen, barışı geçici güvenlik düzenlemelerine değil sosyal adalete dayandıran çoğulcu demokratik bir anayasa inşa etmeyi hedefliyor” dedi.

Rûken Ahmed, kampanyanın 8 Mart’a kadar kitlesel etkinlikler, açıklamalar ve sivil girişimlerle süreceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Son on dört yılda şekillenen deneyim artık yerel bir deneyim değil; kadınların koruma ve karar alma süreçlerinde ortak olarak yer aldığı modern ve demokratik bir Suriye’nin temeli olabilecek bir modeldir.”