Pervin Buldan: Mekan değişikliği statü anlamına gelmiyor, süreçte tıkanıklık var
“Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansında konuşan Pervin Buldan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni yerine geçmesinin statü meselesini çözmediğini belirtti. Süreçte tıkanıklık yaşandığını dile getirdi.
Ankara- “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansında konuşan DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’ndeki yeni yerine geçmesinin statü meselesini çözmediğini belirtti. Umut hakkı, Meclis’te konuşma ve Abdullah Öcalan’ın toplumun farklı kesimleriyle görüşmesi gibi başlıklarda henüz adım atılmadığına dikkat çeken Pervin Buldan, sürecin ilerlemesi için yeni düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
Pervin Buldan, konuşmasında Mithat Sancar'ın açıklamalarına atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Öcalan'ın yeni yerine geçtiğini açıkladı. Aslında şunu herkesin bilmesi gerekiyor; bu yer cezaevinin bir parçası. Cezaevinin dışında bir yer değil. Cezaevinin içinden oraya geçiliyor. Sadece birazcık çalışma koşullarını düzenleyen bir mekan olarak tarif etmek sanırım daha mantıklı. Ama şunu belirteyim; statü meselesi sadece Sayın Öcalan'ın o yere geçmiş olmasıyla tanımlanacak bir mesele değil.”
‘Mekanın değişmiş olması Sayın Öcalan'a bir statü getirmiyor’
Abdullah Öcalan’ın beklenen rolüne ve henüz atılmayan adımlara işaret eden Pervin Buldan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün sadece Sayın Öcalan yeni yerine geçti mi, geçmedi mi, ne, bu yer neresi gibi sorular, burası bir villam mı ya da başka bir şey mi gibi sorular gerçekten insanların kafasını karıştıran, farklı algılar yaratan ve Sayın Öcalan'ın da buradaki konumunu ve itibarını zedeleyen şeyler üzerinden tanımlamalar yapılıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü Sayın Öcalan yıllardır, tek kişilik bir hücrede yine barış için hep mücadele etti, çalıştı, öneri sundu, katkı sundu. Ama bugün sadece bir mekanın değişmiş olması Sayın Öcalan'a bir statü getirmiyor. Dolayısıyla ben bu konuda herkesin o kafasındaki soru işaretlerini gidermek adına bu yeni yer, sadece cezaevinin bir parçası. Biz de gittiğimiz zaman o yeni yerde toplantılarımızı yapıyoruz. Uzun süredir aslında Sayın Öcalan oraya gelip bizimle toplantı yapıp tekrar yine geri eski yerine gidiyordu. Dolayısıyla bu mekan da şimdi kalıcı bir hale geldiğini, dün akşam Mithat Sancar açıkladı. Artık orada kalacak. Fakat dediğim gibi bu onun statüsü kalıcı bir hale getirmiş değil. Farklı farklı adımlara ihtiyaç var. Çünkü Sayın Öcalan toplumun tüm kesimleriyle başından gelip görüşmek istediğini söyledi.”
‘Abdullah Öcalan toplumun tüm kesimleriyle görüşmek istiyor’
Pervin Buldan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının bugün gündemde yer bulmadığını belirterek "Sayın Bahçeli bu süreci başlatırken umut hakkından bahsetti biliyorsunuz. Şu an umut hakkı konuşulmuyor. Yine Sayın Bahçeli bu süreci başlatırken Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun, DEM Parti kürsüsünde konuşsun dedi. Bu da hiç konuşulmuyor” dedi. Abdullah Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olarak çalışmayı beklediğini henüz bu tanımın gerçekleşmediğini söyleyen Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın toplumun tüm kesimleriyle görüşmek istediğini ifade etti.
‘Süreçte tıkanma var’
Abdullah Öcalan ile son olarak 13 Eylül'de görüştüklerini belirten Pervin Buldan "O günden bugüne bir görüşme yok. Dolayısıyla bir tıkanma gibi bir şey var. Bu tıkanıklığı nasıl aşacağız? Elbette kadınların gücü ile aşacağız. Kadınlar bugün bu salonda 'barışa ihtiyacımız var' kararını alabilir. Kadınlar, kalıcı barışı gerçekleştirebilmek için iktidara, sürecin aktörlerine çağrı yaparak basınç uygulayarak sürecin devam etmesi için örgütlü bir güç haline gelebilir” ifadelerini kullandı.
‘Kürtler kendilerini Anayasa’da görmek isteyecekler’
Pervin Buldan, şöyle devam etti:
“Örneğin kadın kurumlarıyla görüşmek istediğini söyledi. Gazetecilerle, akademisyenlerle, toplumun farklı kesimleriyle görüşmek istediğini söyledi. İki yıldır bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Sadece siyasi bir heyet gidiyor. Biz gidiyoruz, bu kadar. Bu da elbette ki sürecin ilerleyebilmesi açısından yeterli değil. Bunun için de, hızlı bir şekilde adımların atılması gerektiğini ifade etmek isterim. Bir bu. İkincisi, Kürtlerin, Anayasada işte sadece silahların bırakılması konusunun ya da Kürtler silah bıraktı ama Anayasada nasıl tanımlanacak sorusuna, şöyle bir cevap verebilirim; yeni anayasa, sürecinde ya da yazım sürecinde Kürtler elbette ki kendilerini o Anayasanın içerisinde görmek isteyecekler. Kendi kimliğini, kendi kültürünü kendi haklarını, hukuklarını, çünkü eğer yeni bir anayasa yazılacaksa bunun içerisinde her kesimin kendisini görebileceği bir anayasa olmalı diye ifade ediyoruz. Burada Kürtler de elbette ki başta kendi dilleri olmak üzere, kimlikleri olmak üzere, kültürleri olmak üzere bütün bu konularda kendilerini yeni anayasanın içerisinde görmek isteyecekler. Şu an belki bunu tartışmak için erken ama süreç ilerledikçe bu tartışmalar elbette ki, yine kadınlarla, sizlerle, toplumun her kesimiyle birlikte tartışılarak, yeni anayasada nasıl yer alacağımızı konuşacağız elbette ki ama zamanı gelince konuşalım diyorum.”