Newroz Uysal’dan Gülistan Doku Çağrısı: Karanlığı üreten düzen ortadan kaldırılmalı
DEM Partili Newroz Uysal, Gülistan Doku soruşturması üzerinden Kürdistan’da kadınlara yönelik politikaları eleştirerek, “Gülistan Doku için, Rojwelat için, adı dosyalarda susturulmuş bütün kadınlar için susmayacağız” dedi.
Haber Merkezi- Newroz Uysal, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Gülistan Doku dosyası üzerinden Kürdistan’da kadınlara yönelik “özel savaş politikalarının” yürütüldüğünü belirterek, “Yapılması gereken karanlığı üreten düzeni ortadan kaldırmaktır” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Gülistan Doku dosyasının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Meclis Başkanlığı’na başvurarak, olayın ve delil karartma iddialarının açığa çıkarılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.
Önerge üzerine Genel Kurul’da söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal, dosyada ortaya çıkanların “buzdağının sadece görünen kısmı” olduğunu ifade etti. Newroz Uysal, “Eğer fail güçlüyse, çevresinde iktidar varsa ve dosyanın etrafına kamu gücü örülmüşse, hakikatin yıllarca karartılabildiğini bu süreç gösterdi. Bu nedenle yalnızca soruşturmanın eksik yürütülmesini değil, hakikatin üzerine çöken devlet gölgesini konuşmamız gerekir. Gülistan için devlet tüm imkanlarını kullandı denilen yerde ve anda, sorun gerçekten devletin güçsüzlüğü müydü, yetmezliği miydi, diye sorduk ve hakikate işaret etmeye çalıştık. Çünkü tersine, devlet gücünün ölçüsüzce büyütüldüğü, merkezileştirildiği ve denetimsizleştirildiği bir düzende; valilik, kayyım yetkisi, kolluk gücü, istihbarat aklı, idari nüfuz… Hepsi aynı iktidar mantığında birleştiğinde 'hakikat kaybolmaz; bastırılır' dedik” dedi.
‘Delil susmaz susturulur’
Newroz Uysal, “Delil susmaz, susturulur. Dosya karanlıkta kalmaz, karanlıkta tutulur” diyerek, “Bu nedenle Gülistan Doku dosyasının yıllarca aydınlatılmaması, devletin gücünün yetmediğini değil; o gücün, hakikati ortaya çıkarmak yerine hakikatin üzerine çöken bir gölgeye dönüştüğünü bir kez daha ifşa etti. Ve asıl sorunun, toplumun yerine devleti, halkın yerine kayyımı, yerelin yerine merkezi, hakikatin yerine güvenlikçi aklı koyan idari anlayış olduğu görüldü. Hakikat dedik ya. İşte Kürdistan’da, özellikle Dersim’de, en ücra dağlarına, vadilerine, geçitlerine kadar kameralar var, fotokapanlar var. Karakollar var, kalekollar var, kuleler var. Dronlar, heronlar gökyüzünden eksik olmuyor. Böylesine yoğun teknik ve askeri denetim altındaki bir coğrafyada Gülistan Doku vakasında özel savaş politikalarına işaret ettik” ifadelerini kullandı.
Kürdistan’daki özel savaş politikalarını örnekleri ile hatırlatan Newroz Uysal, devamında şöyle konuştu:
“Kürdistan’da uyuşturucu çeteleri, fuhuş ağları, şüpheli ölümler ve bunlarla kolluk ile kamu gücü arasındaki kirli bağı, Şırnak’ta 2013’te açığa çıkıp ancak 11 yıl sonra iddianamesi hazırlanabilen, aralarında astsubay ve uzman çavuşların da bulunduğu, insan ticareti, fuhuş ve istismar suçlarını içeren çete dosyasında; Hakkari-Şırnak hattında asker, korucu ve sivil polis bağlantılarıyla anılan yapılarda; İpek Er dosyasında ve Van’da çocuklara yönelik cinsel saldırı iddialarında gördük. Daha sayamadıklarımızla birlikte, hiçbiri tekil bir suç olarak geçiştirilemez. Karşımızda, kadınların ve gençlerin şantajla, uyuşturucuyla, fuhuşla ve ölümle kuşatıldığı, üniformalı faillerin ise cezasızlıkla korunduğu örgütlü bir karanlıkla karşı karşıyayız.
Karşımıza çıkan aynı karanlık
İşte bu karanlık, Kürdistan’da kadın bedeni, gençlik ve toplum üzerinden yürütülen özel savaş politikalarının somut yüzüdür. Rabia Naz’da da, Nadira Kadirova’da da, Rojin’de de karşımıza çıkan aynı karanlıktır. Bu nedenle Gülistan Doku dosyası, kadınlara dönük şiddetin, özel savaş politikalarının ve hakikati bastıran cezasızlık düzeninin açığa çıkarılması gereken en yakıcı dosyalarından biridir. O yüzden yapılması gereken şey, bu karanlığı üreten düzeni ortadan kaldırmaktır. Buradan söz veriyoruz: Gülistan Doku için, Rojwelat için, adı dosyalarda susturulmuş bütün kadınlar için susmayacağız.”