‘Ne rejim ne dış güçler, İranlı kadınlar kendi yolunu aydınlatmalı’
İran’a yönelik saldırıların ardından baskıcı rejimin güç kaybetmesi olumlu karşılansa da, saldırılar ülkeyi bir belirsizliğe sürüklüyor. Bakurlu kadınlar çözüm için, “Ne rejim ne dış güçler, İranlı kadınlar kendi yolunu aydınlatmalı” diyor.
ARJİN DİLEK ÖNCEL
Amed - İsrail ve ABD, 28 Şubat sabahı İran’a saldırı başlattı. Saldırılara İran’ın karşılık vermesi üzerine çatışmalar, tüm Ortadoğu’yu büyük bir savaşın eşiğine sürüklüyor. Yaşanan saldırılar sivil kayıplara da neden oluyor.
İsrail ve ABD’nin, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir ilkokulu hedef alması sonucu 148 çocuğun katledildiği belirtildi. İran Kızılay’ı sadece ilk günkü saldırılarda en az 201 kişinin yaşamını yitirdiğini, 747 kişinin de yaralandığını kaydetti.
İran ise, 28 Şubat’tan bu yana bin 311 balistik füze, seyir füzesi ve insansız hava aracıyla birçok Arap ülkesini hedef aldı. Savaş ve çatışmaların gölgesindeki İran’da cezaevlerindeki tutuklulara ilişkin kaygılar da artıyor. İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaşın siviller için büyük bir tehdit haline geldiği belirtiliyor. Saldırıların artması üzerine cezaevlerindeki tutsakların da risk altında olduğu ifade ediliyor.
Kürt Kadın Birliği Platformu’nun 2 Mart’ta Amed’de gerçekleştirdiği toplantının gündemlerinden biri de Kürdistan’ın diğer parçalarında kadınların yaşadıkları sorunlar idi.
“Kürt kadınlarının öncülüğü ve birliği ile ulusal birliğin inşasına doğru” şiarıyla gerçekleştirilen toplantıya birçok kesimden kadın katıldı. Toplantıda kadınlar, “Kadınlara dönük geliştirilen kirli savaş politikaları, mücadele ağları ve 4 parçada kadınların ulusal birliği” başlıklarını tartıştı.
İran ve Rojhilat’ta yaşanan gelişmelere dikkat çeken kadınlar, ne İran rejiminin baskıcı politikalarının ne de ABD-İsrail müdahalelerinin kadınlar için çözüm olmadığını vurguladı ve çözümün halkın iradesinin esas alınması olduğunu belirtti.
Kadın hakları aktivisti Birgül Uluğ, İsrail-ABD saldırılarının İran halkı için çözüm olmadığını ifade etti. Birgül Uluğ, “Yaşadığınız bir ülkede bilim yoksa, özgürlük yoksa, hukuk, adalet yoksa başarılı olamıyorsunuz ve bu durumda dışarıdan gelen bir yardımı ‘umut’ gibi görebilirsiniz. Bu size bir umut ışığı gibi gelebilir. Ve bunun peşinden gitmek isteyebilirsiniz” dedi.
‘Hem sisteme hem de dış güçlerin müdahalesine karşıyız’
İsrail-ABD’nin halkların geleceğini düşünmediğini kaydeden Birgül Uluğ, “Burada bizim tutumumuz her ikisine de karşı olmak, hem sisteme, onun baskısına, zulmüne hem de bir yardım eli gibi uzanan aslında amacı başka olan dış güçlere. Bir lamba tutulmuş da yolumuzu aydınlatıyormuş gibi bir yaklaşımları var. Oysa biz kendi ışığımızı kendimiz bulup yolumuzu aydınlatmalıyız. İran’daki kadınlar da şuan kendi yollarını aydınlatmaya çalışıyorlar. Tüm bu yaşananlardan sonra bir başka ülkenin, bir başka kültürün onlara barış ve özgürlük getirmeyeceğini biliyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
‘Erkek siyasetinden ayrılmalıyız’

Kadınların başta savaş, şiddet gündemleri olmak üzere birçok gündem de ortaklaştıklarını kaydeden Birgül Uluğ, “Kadınlar yapı olarak çözüm odaklılar. Karşılarına çıkan sorunlara çözüm odaklı yaklaşırlar. Ancak erkekler daha çok iktidar odaklılar. Güç odaklı düşünürler. O nedenle bizim siyasette erkeklerle buluşma noktalarımız çok az. Bugün dünyada ataerkil bir düzen var ve kadınlar birçok nedenden dolayı bu güç odaklı, iktidar odaklı sisteme kayabilmekte. Biz kadınlar olarak siyasetimizi onlardan ayırmak zorundayız. Çünkü bizim yaklaşımımız savaştan uzak bir yaklaşım. Biz sorunları savaşmadan çözebileceğimizi düşünüyoruz” dedi.
‘Kadınlar kendi meclislerini oluşturmalı’
Birgül Uluğ, kadın örgütlülüğünün ve birliğinin önemine vurgu yaparak, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizler kendi siyasetimizi, kendi kadın örgütlerimizi, kendi politikalarımızı oluşturabilirsek daha kolay çözüm yolları buluruz. Kadınlar olarak ırk, dil, din, inanç bazında ayrışmıyoruz. Çünkü hepimizin sorunları ortak, ben bir vesileyle yurt dışına çıktığımda şunu gördüm; orda da kadınlar yoksulluk, şiddet ve cinsel saldırı kıskacında. Yapmamız gereken, kadınların kendi partilerini kurmaları, kendi meclislerini oluşturmaları.”
Kürt Kadın Birliği Platformu sekreteryasından Songül Korkmaz, Bakurlu kadınlar olarak saldırı altında olan Rojava ve Rojhilatlı kadınların yanında olduklarını belirtti.
‘Savaşta ilk kadınlar hedef alınır’

Songül Korkmaz, “Her güne bir savaş haberi ile uyanıyoruz. Ortadoğu bir savaş alanına, bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bakurlu kadınlar olarak ‘savaşa karşı neler yapabiliriz’ gündemleriyle toplanıyoruz, bir mücadele ve örgütlülük hattı başlattık. Hem Rojava hem de Rojhilat’taki durumlar biz kadınlara şunu söylüyor; savaşta ilk kadınlar hedef alınır. Hedef alınan kadın iradesi, bilinci ve varlığıdır. Kadının yaşamı örme sistemine bir saldırı var” diye belirtti.
Rojava’da kadın savaşçıların ve sivillerin hedef alınmasını hatırlatan Songül Korkmaz, “Rojava’da kadın savaşçılar yüksekten atıldı ve saç örgüleri kesildi. Burada verilmek istenen mesaj; bir savaş olursa saldırıya ilk kadınlardan başlayacağız. Tabi biz kadınlar bu sürece sesiz kalmadık. Bir kadının saç örgüsü kesildiyse, milyonların var olduğunu, o iradenin var olduğunu, o bilincin hayatta olduğunun mesajını verdik” dedi.
‘Rojhilat’ta kadınlar kendi öz gücüne inanmalı’
Songül Korkmaz, “Rojhilat’ta, İran’da bir savaş yürütülüyor. Orada kadınlar kendi öz gücüne inanmalı, mücadeleyi büyütme açısından kendi öz güçlerine dönük bir örgütlülüğün oluşması gerekiyor. Biz de buradan Rojhilat’taki kadınların mücadelesini sahipleniyoruz. Onların yanında olduğumuzu söylemek istiyoruz. Aramızda sınırlar olsa da bizim için bu sınırların bir önemi yok, bizler bu saldırıların karşısındayız. Jina Emînî’nin katledilmesinden sonra bir serhildan başladı ve bu mücadele devam ediyor. ‘Jin jiyan azadî’ felsefesinin toplumsallaşması ve büyümesi için her zaman alanda olacağız” ifadelerini kullandı.
‘Rojava gibi Rojhilat için de birlik olacağız’

Kürt Kadın Birliği Platformu koordinasyonunda yer alan Gülbeyaz Güneş ise, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran’ın Rojhilat’ta Kürtlere yönelik saldırılarının da arttığını belirtti. “İran rejiminin Kürtlere zulmü kabul edilemez” diyen Gülbeyaz Güneş, Bakur Kürdistanı’ndaki kadınlar olarak Rojhilatlı kadınların özgürlük mücadelesinin yanında olduklarını söyledi.
Gülbeyaz Güneş şöyle dedi: “Yeni acıların yaşanmaması için her yerde her alanda örgütlenmeliyiz. Bizim bir felsefemiz var, bizler de bu felsefeden aldığımız güçle 4 parçada kadınların özgürlüğünü sağlayabiliriz. Abdullah Öcalan’ın kadınlara sunduğu paradigmadan aldığımız güçle daha çok örgütlenmeliyiz. Nasıl ki Kürtler Rojava’ya yönelik saldırılara karşı birlik olduysa, Rojhilat için de birlik olacağız. Dış destekler olmadan 4 parçada hep beraber’ jin jiyan azadî’ sloganıyla örgütleneceğiz.”