Mısırlı kadınlar 2025’i değerlendirdi: Yasalar gerçek koruma araçlarına dönüştürülmeli

Mısır’da kadın örgütleri, 2025’te yasal ve sosyal engellere rağmen kadın hakları alanında önemli çalışmalar yürütürken, 2026’da eğitim ve izleme programlarıyla çalışmalarının etkilerini artırmayı hedefliyor.

ASMAA FATHI

Kahire- Mısır’da 2025 yılı boyunca kadın ve kalkınma örgütleri, farkındalık yaratmaktan yasal ve sosyal destek sağlamaya, izleme, belgeleme ve bilgi üretmeye kadar çok yönlü roller üstlendi. Bu çabalar, ekonomik krizler ile yasal düzenlemeler arasındaki farkın giderek büyüdüğü bir dönemde daha da kritik hale geldi. Feminist gruplar, idari ve yasal engeller, karalama kampanyaları ve kamu aktivizmine getirilen kısıtlamalarla karşılaştı. Bu durum, hükümetin sivil toplumla ilişkisini ve insan hakları aktivistlerinin eylem alanlarını sorgulayan temel tartışmaları gündeme taşıdı.

2025 yılı kadınların haklarına dair farkındalık tartışmaları, artık yalnızca teorik bir mesele veya tekrarlanan bir slogan olmaktan çıktı. Şiddet şikayetlerinden iş yerlerindeki çatışmalara kadar yaşanan gerçekler, bu farkındalığın kadınların günlük yaşamlarına ne kadar nüfuz ettiğini ve teorik bilgiyi pratik eyleme dönüştürme kapasitesini test etti. Ajansımıza konuşan kadın hareketinin önde gelen üç ismi, 2025 yılının kazanımlarını ve 2026’ya dair hedefleri değerlendirdi.

Kadın örgütlerinin etki alanı genişledi

Kayan Mısır Kalkınma ve Eğitim Vakfı Direktörü Sahar Şaaban, kadın örgütlerinin özellikle şehirlerde ekonomik, siyasi ve sosyal haklara odaklanan programlar aracılığıyla etki alanlarını genişlettiğini söyledi. Bu coğrafi ve sosyal genişlemenin gerçek bir değişim için ön koşul olduğunu vurgulayan Sahar Şaaban, kadın örgütlerinin kültürel ve sosyal zorluklara rağmen, kadınların kayıt dışı ekonomiye entegrasyonundan topluluk kalkınmasına kadar birçok alanda faaliyet gösterdiğini ve özellikle en dezavantajlı bölgelere odaklandığını açıkladı. Sahar Şaaban ayrıca, bu hareketin yalnızca yasal metinleri değiştirmekle kalmayıp, daha geniş kamu politikalarına dönüşmesinde kadın milletvekillerinin rolüne vurgu yaptı.

‘En büyük engel bürokrasi’

Kadın örgütlerinin karşılaştığı en büyük zorlukların başında bürokrasinin geldiğini dile getiren Sahar Şaaban, “Özellikle de Sosyal Dayanışma Bakanlığı'nın prosedürleri geliyor. Siyasi olmayan kalkınma projelerinin engellenmesi ve onayların gecikmesi, sahada gerçek fırsatların kaybedilmesine yol açıyor ve ciddi bir krize neden oluyor. Hükümet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi, kadın örgütlerini desteklemenin kalkınmaya doğrudan bir yatırım olduğunu ve bunun kadınların yaşamlarını iyileştireceğini göz önünde bulundurarak, ortaklığa dayalı şekilde yeniden formüle etmeliyiz” dedi.

‘Korku yasaları işlevsizleştiriyor’

Telecom Mısır Bağımsız Sendikası Genel Sekreteri Marwa Hamdi, yaşanan değişimi şiddete karşı değişen tepkilere bağlayarak, “Kadınlar, önceki yıllara kıyasla şiddetin ciddiyetinin ve etkilerinin daha fazla farkındalar” dedi. 2025 tarihli 14 sayılı İş Kanunu’nu, özellikle iş yerinde şiddet ve tacizi suç haline getirmesi açısından önemli bir adım olarak nitelendiren Marwa Hamdi, ancak ihbar korkusu ve idari engellerin, yasanın etkisiz hale gelmesine yol açtığını vurguladı. Marwa Hamdi, ayrıca, kadın örgütlerini hedef alan, olumsuz stereotipleri körükleyen ve insan hakları çalışmalarını topluma bir tehdit olarak gösteren karalama kampanyalarına dikkat çekerek, “Bu kampanyalar özellikle kamu çalışmaları için gerçek bir engel oluşturuyor” dedi.

Marwa Hamdi, genel iklimde iyileşmeye dair net göstergelerin olmaması nedeniyle 2026’ya ilişkin görünüm konusunda temkinli bir değerlendirme yaptı ve çalışmaların minimum kaynaklarla devam edeceğini vurguladı.

‘Sürekli izleme ve değerlendirme şart’

Daftar Ahwal Enstitüsü Genel Müdür Yardımcısı Vivian Magdy, şiddet ve çalışma konusunda doğru verilerin yayınlanmasının toplumsal inkarı kırmaya ve tartışmaları daha ciddi bir seviyeye taşımaya yardımcı olduğunu söyledi. Vivian Magdy, verilerin yasal metinler ile pratik gerçeklik arasında açık bir boşluk ortaya koyduğunu belirterek, yasaların sadece sembolik başarılar değil, gerçek koruma araçlarına dönüşmesi için sürekli izleme ve değerlendirmenin şart olduğunu vurguladı. Sosyal adalet alanındaki ilerlemenin daha belirsiz ve yavaş göründüğünü ifade eden Vivian Magdy, kalkınma projelerinin yalnızca yararlanıcı sayısıyla değil, derinlere kök salmış yoksulluk ve dışlanma kalıplarını ortadan kaldırma kapasitesiyle de ölçüldüğünü ve bunun sonuçları daha az acil ve daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Vivian Magdy, kırsal kesimde kadın hakları ve kayıt dışı istihdam gibi alanlarda yapılan izleme ve veri analizlerinin, bu alanlardaki yasal ilerlemede keskin boşlukları ortaya koyduğunu belirtti. Vivian Magdy, bu ilerlemenin uzun vadeli ve birikimli bir baskının sonucu olduğunu vurguladı.

‘Yasalardan çok kadınların korunması önemli’

Sivil toplumla ortaklık yerine gözetim mantığıyla ilgilenmenin sürdürülebilirlik ve uzun vadeli etki yaratma yeteneğini sınırladığını söyleyen Vivian Magdy, “2025 yılında önemli yasal gelişmeler yaşanmış olsa da, tartışma artık yasaların çıkarılmasından ziyade kadınları etkili bir şekilde koruma kapasitelerine odaklanıyor. Yasalar ne kadar ilerici görünürse görünsün, özellikle hesap verebilirliğin sınırlarını araştıran çalışma ortamlarında, ilk uygulama girişiminde hala test ediliyor” diyerek, sürdürülebilirlik için kurumlar arası ağların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.