Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kadın Meclisi’nden saldırılara tepki
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kadın Meclisi, Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde kadınlar, çocuklar ve sivillerin hedef alındığı saldırılar ve zulme sessiz kalınmaması çağrısı yaptı.
Haber Merkezi- Halep’in Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde, IŞİD ve HTŞ gibi çeteler ile bunları destekleyen Türk devleti ve zihniyetin saldırıları sonucu kadınlar, çocuklar ve yaşlılar dahil çok sayıda sivil katledildi, yaralandı ve yerlerinden edildi.
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada yaşananların halkın yüzyıllardır yaşadığı kültürel ve tarihi merkezlere yönelik bir zulüm olduğunu vurguladı.
‘Kabul edilemez bir zulüm’
Açıklamada kadınların ve Kürt halkının katledilmesi, bedenlerine işkence yapılması, kadın ve çocuklara yönelik şiddet görüntülerinin paylaşılması ve tüm bunların “Allahu Ekber” sloganlarıyla yapılması, temel insan hakları ve İslami değerler açısından kabul edilemez bir zulüm olarak değerlendirildi. Kur’an-ı Kerim’in adalet ve masumları koruma ilkeleri göz önünde bulundurulduğunda, bu zulme sessiz kalmanın büyük bir sorumluluk ihlali olduğu ifade edildi. Açıklamada Hud Suresi’nin 113. ayetine atıf yapılarak, “Allah zulmedenlere meyletmeyin” mesajı hatırlatıldı.
‘Sessiz kalmayın’
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bizler, Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kadın Meclisi olarak:
Kürt Halkını, Alevileri Dürzileri ve farklı inançlarda olan tüm halkların bu tarihi topraklarından savaşlar çıkararak soykırımdan geçirerek kadınları çocukları katlederek ve zorla göç ettirilmesine karşı ateşkesin devam etmesini Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde yaşayan halkımıza acil insani ihtiyaçların sağlanmasını talep ediyor, insan hakları kuruluşlarını ve insani değerlere sahip olanları duyarlı olmaya ve tepki göstermeye çağırıyoruz. Uluslararası güçlerin sorumluluklarını yerine getirmesini istiyoruz.
Bu zulme sessiz kalınmaması, insan hakları ve İslami değerler açısından bir vicdan ve sorumluluk meselesidir.”