Meral Danış Beştaş: Barış söylemle değil adımla yürür, MGK neyi bekliyor?

Barış sürecindeki belirsizliğin toplumsal umudu zayıflattığını belirten HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, gerekli kurulların oluşturulmamasını eleştirdi. “MGK neyi bekliyor?” diye soran Meral Danış Beştaş, “Somut adımlara ihtiyaç var” dedi.

ELİF AKGÜL

İstanbul- Çerçeve yasa Ağustos ayında Meclis’te 467 oyla kabul edildi, ancak uygulanması Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) tespit ve teyit raporuna bağlandı. Yıl sonu yaklaşırken rapor hala açıklanmadı, Meclis bünyesinde kurulacağı söylenen izleme kurulu da oluşmadı. Bu tablo içinde süreçteki tıkanıklık tartışılırken, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş sürecin geldiği aşamayı ajansımıza değerlendirdi.

Meral Danış Beştaş, Türkiye tarihinde ilk kez bir parti dışında bütün partilerin katılımıyla Meclis’te bir masa kurulduğunu belirterek ve bunun önemine dikkat çekti: “Bu çok önemli, bunu her zaman önemsedik. Çünkü ilk günden itibaren bu sürecin temel aktörü olan Sayın Öcalan da biz de DEM Parti olarak da çözümün yerinin, merkezinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olması gerektiğini sürekli ifade ettik.”

‘Halk iradesi MGK şartına bağlandı’

Komisyon raporunun silahsızlanmaya ilişkin çerçeve yasa ve demokratikleşme adımları olmak üzere iki ayaklı olduğunu hatırlatan Meral Danış Beştaş, yasanın uygulanmasının MGK’ye bağlanmasını eleştirerek şunları söyledi:

“Komisyonda önemli, değerli çalışmalar yapıldı. Bir kere orada kullanılan dil iyiydi, saygın bir dildi. İstisnalar hariç, dışarıya her ne kadar ‘Terörsüz Türkiye’ deseler de, aslında masada Kürt meselesi, Türkiye tarihi bütün boyutlarıyla konuşuldu. Partilerin ilk verdikleri çözüm önerilerinde açı çok büyüktü. Sonra ortak bir yazım komisyonu oluştu ve bu komisyondan çıkan rapora biz, muhalefet şerhiyle birlikte, evet oyu verdik. Bunun sebebi de önü açmaktı. Çerçeve yasa çıktı. Eksiğiyle, gediğiyle, eleştirilerimizle çıktı. Cumhurbaşkanı da onayladı, fakat maalesef yasanın uygulanması MGK şartına bağlandı. Bu kesinlikle olmaması gereken bir şarttı. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, hem de 467 gibi Türkiye tarihinin en yüksek oyuyla kabul edilen bir kanun teklifinden söz ediyoruz. Daha önce benzeri yok bunun. Meclisin iradesi aynı zamanda halk iradesidir. Milli Güvenlik Kurulu’nun tek başına tespit ve teyit yapmasını doğru bulmuyoruz. Bir Meclis komisyonu da oluşacak. ‘İzleme’ deniyor ama o sadece izleme olmayacak. ‘Etkisiz eleman gibi izleyelim, sonra bir şey yapmayalım’ gibi bir şey değil. Bizim izleme komisyonundan anladığımız, bu süreçte MGK ile birlikte, halk iradesini temsil eden kurum olarak tespit ve teyitte de rol almasıdır. Gözlemesi, denetlemesi, öneri sunması ve fonksiyonlarını yerine getirmesi gerekiyor. Bu komisyon kendi içinde ya da ayrı bir kurul olarak bir gözlem, izleme kurulu da oluşturabilir. Bildiğim kadarıyla kadın hareketinin de böyle bir çalışması var; içinde akademisyenlerin, uzmanların, hukukçuların, siyasetçilerin, bağımsız kişilerin olduğu bir izleme kurulu.”

‘Kurtulmuş “ete kemiğe bürünür” demişti’

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’in yeni yasama yılının açıldığı 1 Ekim’de izleme komisyonuyla ilgili “En kısa zamanda kuracağız. Bütün partilerle birlikte masaya geçer, en uygun formülü, en uygun şekli ortaya koyarız” demişti. Numan Kurtulmuş, 22 Ekim’de de “Önümüzdeki günlerde bu konu ete kemiğe bürünür. Her şey tıkır tıkır ilerliyor” diye konuşmuştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise 20 Ekim’deki grup toplantısında iktidara “Madem Türkiye’deki militanlarını çektiler, bulundukları üsleri ve kampları boşaltıyorlarsa, o zaman neyi bekliyoruz?” diye sormuştu. Meral Danış Beştaş da “MGK neyi bekliyor?” diye sordu:

“Meclis Başkanı defalarca ifade etti; komisyon kurulacak, bu önemlidir, partilerle görüşeceğim dedi. Neyi bekliyorsunuz? Meclis açılalı bir ay doldu. Fon yasası bile çıktı, bütçe başladı ama Türkiye tarihinin en önemli meselesinde oluşturulması gereken komisyon için adım atılmıyor. MGK neyi bekliyor? Her gün haber okuyoruz; Türkiye’nin tamamen dışına çekildi silahlı güçler, şurası boşaltıldı... Kendi basın yayın organları da bunu yazıyor ama hala tespit ve teyit raporu çıkmadı. Ekim ayında bekleniyordu. Şimdi 27 Kasım’da sonraki toplantısı var. Oysa MGK’nin toplanması için o tarihi beklemesine gerek yok. Gayet rahatlıkla bu yapılabilir ve ilan edilebilir. Fakat maalesef şu anda bir belirsizlik ortamı var. Sadece açıklamalarla, konuşmalarla geçen bir süreç yaşıyoruz. Hareket yönetimi sıklıkla açıklama yapıyor. Devlet yetkilileri, iktidar yetkilileri, sözcüleri açıklama yapıyor. Ama adım yok. Somutluğa ihtiyaç var. Herkesin gözüyle görebileceği, kulağıyla duyabileceği adımlara ihtiyaç var. Şu anda böyle bir araftayız ve bunun bir an önce netleşmesi gerekiyor.”

‘Tek taraflı bir çabayla barış olmaz’

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat, 27 Ekim’de yaptığı değerlendirmede devletin adım atmadığını söylemişti. Bese Hozat, “Bir durma ve donma durumu vardır” demiş, “Önder Apo özgürleşmeden ve statüsü resmileşmeden, bundan sonra gerillanın tek bir adım atmayacağı açıktır, nettir” ifadesini kullanmıştı. Meral Danış Beştaş, tıkanıklığın toplumdaki çözüm umudunu zayıflattığı uyarısında bulundu.

Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun hâlâ kurulmamasını eleştiren Meral Danış Beştaş, şöyle konuştu:

“Hareket yönetimiyle devlet arasında diyalog, görüşme, bir mekanizma işliyor. Orada tam olarak ne olduğunu hareket yönetiminin açıklamalarından anlıyoruz. Bir tıkanıklık olduğunu söylüyorlar. Hatta ‘bir durma hali var’ dendi. Bu iyi bir şey değil. Bu belirsizlik Türkiye halkları, yurttaşları açısından sürece desteği sadece azaltmıyor, umutsuzluğu yayıyor. Zaten birçok sorun var. Güven endeksindeki düşüş hızla artıyor ve çözüm umudu zayıflıyor. Bu çok tehlikeli bir duygu. Niye bekliyor derseniz, her seferinde yeni yeni şartlar ileri sürülüyor gibi görünüyor. Bir masada asgari düzeyde bir güven ilişkisinin oluşması lazım. İki kişi bile otursa, herhangi bir barış görüşmesinde tek taraflı bir çabayla o barış olamaz. İki tarafın da iradesini ortaya koyup ortaklaşması, verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor. Bunun hukuki olarak somutlaşması için bir zemin oluşması gerekiyor. Sadece söylemlerle, irade beyanlarıyla, siyasi açıklamalarla sürecin yürümediğini biliyoruz. Sadece MGK kararı değil, hala Barış ve Siyasallaşma Kurulu oluşmadı. Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde bir kurulun çalışması gerekiyor. Hareket yönetimi ısrarla, inatla, istikrarlı ve tutarlı bir şekilde ‘Biz Önderliğimizin sözlerine bağlıyız’ diyor. Peki, Önderlik kurumu ne, hangi koşulda? Hala gazeteci gidemiyor. Hala uzmanlar görüşemiyor. Hala barış sürecinde deneyim aktarımı yapabilecek, öneri sunabilecek isimler gidemiyor. Kurul ete kemiğe bürünmedi. Kimler yer alıyor? Toplantılarını kaç günde bir yapacaklar? O kuruldan çıkan kararlar nelerdir? Bunu kamuoyu bekliyor, biz de istiyoruz. Çerçeve yasadaki Takip ve Değerlendirme Kurulu iki toplantı yaptı. Cumhurbaşkanı yardımcısı o kurulun başkanı, zaten hepsi bakanlardan oluşuyor. Tamam da orası oluştu da diğer kurul niye oluşmuyor?”

‘Tahliyeler için MGK kararına ihtiyaç yok’

Sürecin somut bir karşılığının cezaevlerinde de görülmediğini söyleyen Meral Danış Beştaş, idare ve gözlem kurulu kararlarıyla tahliyelerin ertelenmesine ve hasta tutsakların durumuna dikkat çekti. “Şu anda bir ivme sorunu var, bir somutluk sorunu var ve bunun hayatlara dokunması meselesi var” diyen Meral Danış Beştaş şöyle konuştu:

“Ben iki gün önce Bakırköy Cezaevi’nin önünde Tutuklu Yakınları Derneği’nin yaptığı bir açıklamaya katıldım. Bini aşkın insan vardı, tutuklu yakını. Şunu anlamadıklarını ifade ediyorlar, işin kötü tarafı biz de anlamıyoruz: Böyle bir süreçte infaz neden yakılır? Tahliye edilmesi gerekiyor ama sudan sebeplerle, ki bizce hiçbir hukuki sebep değil, idare ve gözlem kurulları yüzlerce insanın infaz süresini uzattı. ÖHD’nin rakamlarına göre galiba son bir ayda 99 kişinin infaz süresi uzatıldı. Ben yaklaşık 10 gün önce Buca Cezaevi’ne gittim. Hasta tutuklu olduğu için Sait Yıldırım’la görüştüm. 34 yıldır cezaevinde! Zaten 36 yılı dolunca çıkacak. Hiçbir gerekçe yokken infaz süreleri uzatılıyor. Şu anda içeride yüzlerce hasta var. Tedaviye erişemiyorlar, sevkleri yapılmıyor, cezaevi koşullarında kalamıyorlar. Bunun için MGK kararına ihtiyaç yok ki. Onlar bırakılabilir. Barış nasıl sağlanır? Demokratikleşmeyle, toplumsallaşmayla sağlanır. Halkın desteği ve katılımıyla bu inşa sürecini tamamlayabiliriz. Verdiğim küçük örnekler, bunu zayıflatan olgular.”