Malak Adel: Yemen toplumu artık barışı destekleyen aktörleri arıyor
Güney Yemen’deki askeri ve siyasi tırmanışı yerel olaylardan ziyade dış güçlerin yönlendirdiği bir stratejik hamle olarak değerlendiren Malak Adel, “Yemen toplumu artık barış ve istikrarı destekleyen aktörleri arıyor” dedi.
RAHMA SHANZOUR
Yemen – Güney Yemen, 2014’ten bu yana süren Yemen çatışmasında görece sakin bir dönemin ardından, son haftalarda hem sahada hem de siyasi düzlemde bölgenin dengelerini yeniden şekillendiren bir tırmanışa sahne oldu. Bu gelişmeler, BAE destekli Güney Geçiş Konseyi (STC) güçlerinin Hadramawt Valiliği başta olmak üzere Yemen’in güneyindeki diğer doğu valiliklerine doğru genişleyen kapsamlı hamleleriyle paralel ilerledi. Söz konusu hareketlilik, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti ve onun Suudi Arabistan destekçileriyle doğrudan bir gerilime yol açtı.
Olaylar, Aralık 2015 başlarında STC'nin Hadramawt ve Al-Mahra'ya büyük ölçekli bir askeri saldırı başlattığı ve güneydoğuda yeni bir etki alanı sağlayan stratejik bölgeleri ele geçirdiği sırada başladı. STC, organize güçlere, zırhlı araçlara ve ağır silahlara dayanıyordu. STC liderliği, bu hareketleri, terörist olarak nitelendirdiği hükümet güçlerinin varlığıyla gerekçelendirdi.
Çarpıcı bir gelişmeyle, Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Raşad el-Alimi, tüm BAE güçlerinin 24 saat içinde Yemen topraklarından çekilmesini emreden bir kararname yayınladı. Bu karar, Yemen'in güneyindeki şiddetin tırmanmasına ve BAE'nin silahlı grupları desteklemesine yönelik algıladığı müdahaleye doğrudan bir yanıttı. Kararname ayrıca Yemen ile BAE arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasının iptalini de içeriyordu. Bu, hükümetin bölgesel ortaklarına yönelik politikasında önemli bir egemenlik değişikliği olarak değerlendirildi.
Tüm güney grupları diyaloğa davet edildi
Buna karşılık, Abu Dabi, Yemen'in talebinden saatler sonra bazı bölgelerden BAE güçlerinin çekildiğini duyurarak, ülkedeki askeri misyonlarının sona erdiğini belirtti. Bu arada, Suudi Arabistan, Yemen birliği çerçevesinde güney sorununa kapsamlı bir siyasi çözüm bulmayı amaçlayan Riyad'da düzenlenen görüşmelerde tüm güney gruplarını diyaloğa davet etti. Güney Geçiş Konseyi'nden bir heyet, görüşmelere katılmak üzere Riyad'a gitti. Konsey Başkanı Aidarus el-Zubaidi'nin, koalisyon liderliğinin belirlediği süre içinde Suudi Arabistan'a giderek gerginliğin tırmanmasının nedenlerini görüşmesi ve bir uzlaşmaya varması planlanmıştı, ancak kendisi bu ziyarete katılmadı ve o akşam Aden'den ayrıldı.
Bakanlar görevden alındı
Aynı bağlamda, silahlı hareketleri desteklemek veya silah dağıtmakla suçlanan bir dizi bakan görevden alındı ve soruşturma için yargıya sevk edildi. Güney Geçiş Konseyi, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda resmen feshedildiğini ve tüm organ ve ofislerinin iptal edildiğini duyurdu. Konsey yetkilileri, bu adımın barış ve güvenliği korumak ve Suudi Arabistan'ın kapsamlı bir güney diyaloğu girişimini uygulamak için gerekli olduğunu belirtti.
‘Son zamanlarda yaşananlar halkın iradesinin yansıması’
Konuyla ilgili ajansımıza konuşan tarih ve siyaset bilimi mezunu Malak Adel, “Güney Yemen’de son zamanlarda yaşananlar, öne sürüldüğü gibi kendiliğinden gelişen yerel olaylar veya halkın iradesinin bir yansıması olarak değerlendirilemez. Aksine, bu durum, yerel aktörlerin baskı ve yeniden konumlandırma aracı olarak kullanıldığı karmaşık dış düzenlemelerin bir parçasıdır. Güney Geçiş Konseyi’nin Hadramawt Valiliği’ne girişi geçici bir olay değildi. Geçiş Konseyi, Başkanlık Konseyi ile birlikte bölgesel güçler tarafından hareket ettirilen ‘satranç taşları’ndan ibarettir. Hadramawt’a girişleri, Birleşik Arap Emirlikleri’nin güdüleri ve çıkarları doğrultusunda gerçekleşti. Bu hamle ise Suudi Arabistan tarafından açık ve kesin şekilde reddedildi ve durumun tırmanmasına yol açtı” dedi.
Güney sorununa değinen Malak Adel, “Dava özünde haklıdır ve Güneylilerin talepleri 1994 savaşının ardından şekillenmiştir. 2011’de gündeme gelen konulardan biriydi, ancak mevcut tırmanışın zamanlaması, meselenin gerçek bir çözüm yolundan ziyade siyasi baskı ve kartları yeniden karıştırma aracı olarak kullanıldığını gösteriyor” ifadelerinde bulundu.
‘Asıl kaygı işgal ile başladı’
Sahadaki gelişmelerle ilgili olarak Malak Adel, Aden’deki askeri geçit töreninin, organize güçlerin, zırhlı araçların ve silahların göstergesi olmasına rağmen başlangıçta geniş bir endişe yaratmadığını kaydetti. Asıl kaygının, meşru askeri güçlerin varlığı bahanesiyle Hadramawt’ın gece yarısı işgal edilmesiyle başladığını vurgulayan Malak Adel, bu güçlerin ‘terörist’ olarak etiketlendiğini de sözlerine ekledi. Malak Adel, bu hareketin fark edilmediğini, ancak Suudi Arabistan'ın meşru hükümetin saflarını yeniden düzenleme ve birleştirme çabalarının aksine, siyasi ve güvenlik tırmanışının yaşandığı bir döneme yol açtığını ve nihayetinde Güney Geçiş Konseyi'ni devre dışı bırakmayı amaçladığını söyledi.
‘Çatışmalar bu kez radikal biçimde farklı bir nitelik taşıyor’
Malak Adel, Başkan Aidarus el-Zubaidi’nin Yemen’den kaçışının, hala belirsiz dönüşümlere kapı araladığını söyledi. Malak Adel, Yemen’in, Merkez Bankası’nın parasal durumu iyileştirme ve maaşları ödeme girişimlerine rağmen, güvenlik boşluğu ve siyasi parçalanma nedeniyle sık sık engellenen “korkutucu” ekonomik koşullar altında daha fazla krize dayanamayacağını vurguladı. Mevcut durumu 2014’teki olaylarla karşılaştıran Malak Adel, çatışmanın bu kez radikal biçimde farklı bir nitelik taşıdığını belirtti.
Malak Adel, sözlerinin sonunda şu ayrıntılara yer verdi:
“Bugün güneyde benzer sloganlar atan silahlı bir grup var, ancak mevcut sosyal ve siyasi ortam istikrarlı bir ayrılığa elverişli değil. Bunun yerine, özellikle stratejik çıkarların hassas olduğu bir bölgede, bölgesel ve uluslararası çatışmalara kapı açabilir. Başkanlık Konseyi liderliğinin bağımsız bir ulusal duruş sergilemesini ve dış baskılardan etkilenmemesini umuyorum. Savaşın gerçek amacı başkent Sana’nın kurtarılması olmalı, bu aşamada yan savaşlarla ya da güney meselesinin kaderini belirlemekle meşgul olunmamalı. Yemen toplumu artık barış ve istikrarı destekleyen, en temel yaşam haklarını güvence altına alan aktörleri arıyor. Yemen’in birliği ve istikrarı için samimi şekilde mücadele eden herhangi bir yapı, halkın tereddüt etmeden etrafında toplanacağını görecektir.”