Kuşatma altında direniş: Kobanê’de kadınlar mahallelerini koruyor
Savaş, göç ve imha tehdidinin gölgesinde süren kuşatmaya rağmen, Kobanê’de irade ve direniş duygusu ağır basıyor. Kentte kadınlar, olası saldırılara karşı mahallelerini korumak için gece nöbetlerine çıkıyor.
SİLVA EL-İBRAHİM
Kobanê - Suriye’nin Kobanê kenti, cihatçı Heyet Tahrir El Şam saldırılarının ardından kuşatmanın sürdüğü bir süreçten geçiyor. Ancak savaş, göç ve imha tehdidine rağmen kentte belirleyici olan duygu korku değil direniş. Savaşçıların cephe hatlarında görev aldığı bu günlerde, anneler de mahalle aralarında nöbet tutarak olası tehditlere karşı güvenliği sağlıyor. Kobanê’de savunma, yalnızca askeri bir refleks değil; varlığı ve kimliği koruma kararlılığı olarak tanımlanıyor.
Cihatçı HTŞ’ye bağlı çetelerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarının ardından ilan edilen genel seferberliğin ilk gününden itibaren bölge halkı çağrıya yanıt verdi. Yurttaşlar, mahallelerini olası saldırılara ve kargaşa çıkarmayı hedefleyen silahlı gruplara ya da hücre yapılanmalarına karşı korumak amacıyla silahlandı.
Kobanê kenti, birçok çete gurubunun yoğun saldırıları sonrası ve Heyet Tahrir el-Şam’a bağlı cihatçı gruplar tarafından tamamen kuşatma altına alındığı bir süreçte, halkıyla birlikte kadınların da silahlanarak kenti savunduğu bir direniş alanına dönüştü. Kuşatmanın üzerinden 33 gün geçmiş ve Ramazan ayına girilmiş olmasına rağmen, kent sakinleri hala silahlarıyla sokaklarda devriye gezerek olası tehditlere karşı nöbet tutuyor.
İftarın ardından Kobanê’nin anneleri omuzlarında silahları, yüreklerinde ise çocuklarına ve kente karşı taşıdıkları sorumlulukla sokaklara çıkıyor. Bu irade ve kararlılıkla araçları durdurup kontrol ederek mahalle ve kent için risk oluşturabilecek herhangi bir tehdidin olup olmadığını denetliyorlar.
‘Yenilgiye alışmadık, ilerlemeye ve zafere alıştık’
Kentin ana caddelerinden birinde nöbet tutan 60 yaşındaki Selime Ramazan, 2014 yılında Kobanê’nin IŞİD’e karşı gösterdiği direnişi hatırlatarak, “Kuşatmadan korkmuyoruz. Bu, bize uygulanan ilk politika değil. Üzerimize dayatılan her koşulla yüzleşmeyi öğrendik ve direnişimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Korunmamızı ve varlığımızı hiçbir devlete ya da dış güce bağlamıyoruz. Zaferi, evlatlarımızın ve direnen halkımızın iradesinde görüyoruz. Daha önce nasıl kazandıysak yine kazanacağız. Yenilgiye alışmadık, ilerlemeye ve zafere alıştık” diyor.
Üç oğlu cephe hatlarında savaşan Selime Ramazan, “Oğullarım, diğer savaşçı arkadaşlarıyla birlikte kenti olası saldırılara karşı savunuyor. Biz anneler ise şehir içinde istikrarı koruyoruz” ifadelerini kullanıyor. Sivillerin herhangi bir saldırıdan korkmaması gerektiğini vurgulayan Selime Ramazan, her zaman korumaya ve savunmaya hazır olduklarını belirtiyor.
‘Savunma ve koruma bizim kararımız’
Adle Muhammed de, tıpkı diğer kadınlar gibi omzunda silahı ve mahallesini koruma sorumluluğuyla nöbet tutuyor. Kızı cephe hattında ve siperlerde görev alırken, kendisi de şehir içinde güvenliği sağlamaya katkı sunuyor. Adle Muhammed, “Savaş yanlısı değiliz, silahı seven insanlar da değiliz. Ancak bize yönelik bir saldırı dayatılırsa buna karşı dururuz. Savaş makinesinin durmasını ve Kürt halkına karşı bir soykırımın engellenmesini istiyoruz. Bunun anlaşmalar ve diyalog yoluyla gerçekleşmesini bekliyoruz. Ancak bu çabalar başarısız olur ya da ihlal edilirse, savunma ve koruma bizim geri dönülmez kararımızdır” diyor.
‘Haklarımız için anayasal güvence istiyoruz’
Kürt halkının meşru haklara sahip olduğunu vurgulayan Adle Muhammed, “Biz de diğer halklar gibi bu toprağın sahipleriyiz. Haklarımızın Suriye Anayasası’nda güvence altına alınmasını, parlamentoda temsil edilmemizi, bölgelerimizin kendi evlatlarımız tarafından korunmasını ve okullarımızda kendi dilimizin kullanılmasını istiyoruz. Bunun dışında bir seçeneği kabul etmiyoruz. Her koşulda kendimizi korumaya ve savunmaya hazırız” ifadelerini kullanıyor.