‘Kürt mahallelerine yönelik saldırılar barış sürecini olumsuz etkiliyor’
Fatma Bostan Ünsal, Türkiye’de yürütülen barış sürecinde ezberlerin hala bozulmadığını ve kapsayıcı bir müzakere ortamının kurulamadığını belirterek, Kürt mahallelerine yönelik saldırıların süreci olumsuz etkilediğini ifade etti.
SARYA DENİZ
İstanbul- Türkiye, uzun yıllardır devam eden çatışma ve şiddet ortamının ardından başlatılan barış süreciyle kritik bir eşiğe gelmiş durumda. Siyasi, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla bu süreç, ülke gündeminin en hassas ve belirleyici başlıkları arasında yer alıyor. Devletin atacağı adımlar, muhalefetin yaklaşımı, sivil toplumun beklentileri ve uluslararası aktörlerin tutumu, sürecin nasıl ilerleyeceğini ve başarısını doğrudan etkileyecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Sürecin sürdürülebilir olabilmesi için yalnızca çatışmanın taraflarını değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bütünlüklü ve kapsayıcı bir yaklaşımın gerekli olduğu vurgulanıyor. Sürecin başarıya ulaşması, hem Türkiye’nin demokratikleşme yolunda attığı adımları güçlendirebilir hem de bölgesel istikrara olumlu yansıyacak bir model oluşturabilir. Önceki çözüm süreçlerinde izlenen kalıplaşmış ve sonuçsuz adımlardan kaçınılması gerektiğine dikkat çekilirken, mevcut sürecin aynı zamanda Ortadoğu’nun yeniden şekillendiği bir döneme denk geldiği ifade ediliyor.
Bu kadar iç içe geçmiş ve hassas bir süreçte, Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılar, cihadist çetelerin Türk devleti tarafından desteklenmesi, çözüm sürecine dair samimiyet tartışmalarını ve atılması gereken adımları yeniden gündeme taşıyor.
‘Aklı başında serinkanlı bir müzakere yürütülmüyor’
Hak İnisiyatifi Derneği Başkanı Fatma Bostan Ünsal ile Türkiye’de devam eden sürecin nasıl ilerlediğini, siyasetçilerin tutumunun etkilerini, son gelişmeleri ve sürecin ihtiyaçlarını konuştuk. Sürecin başlamasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtiğini hatırlatan Fatma Bostan Ünsal, “Türkiye maalesef sorunlarını çözme konusunda çok başarılı değil” diyerek bu süre içinde kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını ifade etti. Sorunun doğru biçimde tespit edilmesi ve çözümün Türkiye’ye ne tür fırsatlar sunabileceği konusunda sağduyulu ve serinkanlı bir müzakere yürütülmediğini söyleyen Fatma Bostan Ünsal, kamuoyunda hala eski ezberlerin tekrarlandığı bir alanın hakim olduğunu belirtti. Barış sürecine yakışır bir kamusal müzakere ortamının oluşmadığını dile getiren Fatma Bostan Ünsal, buna rağmen sürecin tamamen sona ermemiş olmasını ise önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.
Ezberler bozulmadı
Önceki çözüm süreçlerinde olduğu gibi bazı yerleşik ezberlerin hala aşılmadığını belirten Fatma Bostan Ünsal, süreci topluma anlatacak kapsayıcı ve ikna edici bir söylemin üretilemediğini vurguladı. Konuşmasında Kurtuluş Savaşı ve Lozan sürecine de değinen Fatma Bostan Ünsal, Türkiye’nin tarihsel yolculuğunu değerlendirerek, geçmişten günümüze uzanan barış arayışlarının kritik dönemeçlerine dikkat çekti. Fatma Bostan Ünsal, bu bağlamda şu ifadeleri kullandı: “Türklerle Kürtler beraberdir, bir millettirler şeklinde bir yol tercih edilmişti. Bu çerçevede Osmanlı coğrafyasında Türkler ve Kürtler birlikte yaşamış, Lozan görüşmelerinde de bu durum uzun süre tartışılmıştı. Ancak büyük güçler bunu kabul etmedi ve Türkiye, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bu söylemden vazgeçti.”
‘Kamusal alan müzakerelerinin yapılması gerekiyor’
Türkiye’de Kürt sorununun uzun süredir hukukun dışına taşındığını vurgulayan Fatma Bostan Ünsal, yaşanan ağır kayıplara dikkat çekerek, “Elli binden fazla can kaybettik, milyarlarca dolar ekonomik zarar oluştu. Türküyle Kürdüyle hepimiz kaybettik. Şimdi başka bir gelecek başka bir yola doğru giriyoruz. Başka bir yola girerken bütün bunları hatırlamamız da gerekiyor. Yani nerede yanlış olduğunu. Bununla ilgili olarak aklı başında bir müzakere ortamının olması gerekiyor, kabullerin olması gerekiyor. Ama buraya girmiş değiliz. Hala hukukun dışına çıkıldığı dönemdeki söylemler bir şekilde geçerli görülüyor. Hatta bazen meşru görülüyor. Bu yüzden biraz daha yapılandırılmış bir şekilde bu kamusal alan müzakerelerinin yapılması gerekiyor” diye konuştu.
‘İlla aynı sınırlar içinde olmak zorunda değiliz’
Türkiye’nin kuruluş sürecinde Kürtler ile Türkler arasındaki iş birliğine dikkat çeken Fatma Bostan Ünsal, bölgesel ilişkilerin tarihsel bağlar üzerinden yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Suriye’nin kuzeyinde yaşayan ve Türkiye vatandaşlarının akrabaları olan Kürtlerin yanı sıra Musul ve Kerkük bölgesindeki Kürtlere işaret eden Fatma Bostan Ünsal, yıllar içinde yaşanan siyasi gelişmelerle birlikte farklı iş birliği mekanizmalarının ortaya çıktığını ifade etti. “Tabii ki çok yıllar geçti; artık farklı siyasi gelişmeler neticesinde farklı iş birliği mekanizmaları mevcut. Yani illa aynı sınırlar içinde olmak zorunda değiliz” diyen Fatma Bostan Ünsal, buna rağmen iyi ilişkilerin zorunlu olduğunun altını çizdi. Fatma Bostan Ünsal, “Türklerle, Kürtlerle ve bugün bölgede belirli bir statüye sahip olan güçlerle Türkiye’nin kuracağı iyi ilişkiler, herkesin yararına olacak bir sistem ve düzenin oluşmasını sağlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kürt halkına saldırılar
Halep’te Kürt haklının yoğunlukta yaşadığı mahallelere gerçekleştirilen saldırılara dikkat çeken Fatma Bostan Ünsal, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Halep’te yaşanan trajedi gerçekten çok üzüntü verici; Türkiye adına da üzücü. İç savaş döneminde bile Halep’te nispi bir düzen kurulmuştu. Eğitimin en iyi oturduğu yerlerden biriydi. Artık Halep’in mahallelerini ezberledik; İstanbul’u bilir gibi biliyoruz. Örneğin Eşrefiyê Mahallesi’ne yönelik bir müdahale, yaklaşık 300 bin insanı, yani çok sayıda sivili etkileyebilecek nitelikte. Bu nedenle Türkiye’nin, müdahalelerden önce var olan bu barışçıl sürecin devamı için daha güçlü bir irade ortaya koymasını, ağırlığını bu yönde koymasını isterdik. Çünkü bu süreçte bir barış ortamı söz konusuydu. Bir yandan da şunu düşünüyorum: Trump’ın ‘Türklerle Kürtler doğal düşmandır’ şeklindeki sözleri var. Türkiye’deki siyasetçilerin bu tür söylemler karşısında büyük bir infial göstermesi gerekir. Biz neden düşman olalım? Türkiye’deki vatandaşlarımızın Halep’te yaşayan Kürtlerle akrabalık bağları var. Daha kucaklayıcı olmamız gerekiyor. Onların iyi durumda olmasını en çok bizim istememiz gerekir.”
‘Türkiye SDG yerine İsrail’in bölgedeki varlığına bakmalı ’
Fatma Bostan Ünsal, Filistin’e ve özellikle Gazze’ye yönelik vahşi saldırıların sürdüğü bir ortamda, İsrail yerine Türkiye’nin kendi vatandaşlarının akrabalarına sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin bu insanların barışçıl tutumunu ve duruşunu sürdürmesi için ağırlığını koyması gerekiyor” dedi. Fatma Bostan Ünsal, Türkiye’nin kendi yerel güçleriyle barışçıl bir mutabakatı öncelemesi gerektiğini vurguladı. Türk devletinin SDG’ye odaklanmak yerine, İsrail’in bölgedeki varlığına ve politikalarına bakması gerektiğini ifade eden Fatma Bostan Ünsal, bölgeye yönelik mevcut müdahalelerin ise hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi.
‘Türkiye tutumundan vazgeçmeli’
Kadınların hedef alınması ile ilgili de konuşan Fatma Bostan Ünsal, “Son yıllarda savaşlarda kadın bedeninin hedef alınması tesadüf değil. Gazze ve Sudan’da kadınlar taciz ve tecavüze maruz kalıyor. Bu durum kabul edilemez” diye konuştu.
Son olarak Türkiye’nin Halep konusundaki tutumundan vazgeçmesi gerektiğini belirten Fatma Bostan Ünsal, “Suriye’deki olaylar, içerideki barış görüşmelerine zarar vermemeli. Halep’teki yanlışlardan ne kadar çabuk dönülürse, o kadar iyi olur. İnsanların barışçıl koşullarda yaşaması için Türkiye’nin aktif rol alması şart” dedi.