‘Kudüs’ün Sesi Radyosu’ yeniden yayında: İrademiz tüm zorluklardan daha güçlü
Gazze’de Kudüs’ün Sesi Radyosu, yıkılma riski ve güvenlik eksikliğine rağmen yayınlarına geri döndü. Yayıncı Tasneem Al-Bahisi, bunun acıdan doğan bir başarı olduğunu belirterek, “İrademiz tüm zorluklardan daha güçlü” dedi.
NAGHAM KARAJEH
Gazze – İsrail saldırılarının iki yıl boyunca devam ettiği Gazze’de, Kudüs'ün Sesi Radyosu yaklaşık bir hafta önce yayınlarına yeniden başladı. Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından tekrar açılan ve profesyonel çalışmalarını sürdüren ilk istasyon olan radyonun yeniden yayına başlaması, Filistin sesinin ne kadar yoğun bombardıman veya kaç bina yıkılırsa yıkılsın susturulamayacağının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Radyo, hava saldırılarından kaynaklanan ciddi yapısal hasara rağmen, yıkılma riski taşıyan bir konut kulesinde, Gazze’nin merkezine geri dönmeyi tercih etti. Bu cesur adım, çalışanları 7 Ekim 2023 öncesi gibi gazetecilik görevlerini sürdürmekten alıkoyamadı. Hala yıkıntılarla dolu ve kayıplarla sarsılan şehirde, radyonun sesi günlük yaşamın ritmini yeniden kazandırdı ve dinleyicilere savaşın enkazı arasında bir umut ışığı sundu.
Artan tehlikeler nedeniyle zorunlu bir ara veriş
"Kudüs'ün Sesi" radyosunda sunucu olan ve sesi binlerce Filistinlinin sabahlarıyla özdeşleşmiş Tasneem Al-Bahisi, istasyonda uzun yıllardır çalıştığını belirtti. Mesleğinden uzak kalmasının savaş nedeniyle olmadığını, aksine son derece tehlikeli koşulların zorunlu bir sonucu olduğunu ifade eden Tasneem Al-Bahisi, "7 Ekim 2023 savaşının patlak vermesi ve büyük ölçekli saldırıların başlamasıyla birlikte, bombalamalara ve tehditlere rağmen ilk günlerde çalışmalarımı sürdürdüm. Çünkü mesleki görevimizin sahada kalmamızı ve gerçeği aktarmamızı gerektirdiğine inanıyorduk. Ancak baskınların kapsamı genişledikçe ve radyo istasyonunun bulunduğu bölgedeki hedefleme yoğunlaştıkça, devam etmek imkansız hale geldi" dedi.
Medyanın rolüne olan inanç
Binlerce gazeteci ve aileleri gibi Gazze Şeridi'nin güneyindeki Deyr el-Belah’a göç etmek zorunda kalan Tasneem Al-Bahisi, "Orada sert bir gerçekle karşılaştım. Alternatif bir merkezimiz, teknik kaynaklarımız ve güvenlik garantilerimiz yoktu. Dahası, işgal ordusu gazetecileri ve medya kuruluşlarını açıkça, dünyanın gözü önünde ve utanç verici bir sessizlik içinde hedef almaya devam etti, bu da gazetecilik işini gerçek bir yaşam riskine dönüştürdü. Geçtiğimiz aylarda yayınlara yeniden başlamanın bir yolunu bulmak için tekrarlanan girişimlerde bulunsak da, güvenlik ve lojistik koşullar belirleyici bir engel olmaya devam etti. Ateşkesin yürürlüğe girmesiyle birlikte, radyo yönetimi geri dönme kararı aldı. Bu karar, felaket zamanlarında medyanın rolüne olan derin inançtan kaynaklanıyor” diyerek yaşanan zorluklara dikkat çekti.
‘Yeniden başlamak, acıdan doğan bir başarıydı’
Radyonun yeniden açılma sürecini anlatan Tasneem Al-Bahisi, sözlerinin sonunda şu ifadelerde bulundu:
"Ateşkes ilan edildiğinde, nefes almak için küçük bir fırsatımız olduğunu hissettik. Bu yüzden 7 Ekim 2023’ten önceki halimize, aynı ruh ve halka olan aynı bağlılıkla geri dönmeye karar verdik. İşe döndüğüm ilk gün radyo istasyonuna giden yol kolay değildi. Bina harap durumdaydı ve istasyon yedinci katta olduğu için tırmanmak son derece tehlikeliydi, her adımda dikkatli olmak gerekiyordu. Her merdiven çıktığımda korkudan önce sorumluluğun ağırlığını hissediyordum, çünkü sesim sadece beni değil, Gazze’nin hala hayatta olduğunu duymayı bekleyen bir kitleyi temsil ediyordu. Kaynaklar son derece sınırlıydı, ekipmanların çoğu hasar görmüştü, elektrik kesintileri yaşanıyor ve internet kalitesi düşüktü. Ama irademiz bunların hepsinden daha güçlüydü. Elimizdekilerle çalıştık, stüdyoyu kendimiz kurduk ve özellikle insanların her gün duymaya alışkın olduğu sabah programını adım adım yeniden başlattık. Bunu tekrar yayına almak benim için hem kişisel hem de profesyonel bir meydan okumaydı.
Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından yeniden açılan ilk radyo istasyonunda yayıncı olarak çalışmak benim için sadece bir işe dönüşmedi, bu, acıdan doğan bir başarıydı. Bunu konum veya ekipmanla değil, azim ve devam etme yeteneğiyle ölçülen bir başarı olarak görüyorum. Bu zamanda, bu yerden yayında olmak, Filistinli gazetecinin geri adım atmadığını ve özgür sözün bombardımandan daha güçlü olduğunu gösteren bir mesajdır. Ayrıca dinleyicilerin tepkisi bizim için büyük bir teşvik oldu. Döndükten sonra aldığım mesajlar çok dokunaklıydı. Birçoğu radyoyu dinlemenin onlara sabah hissini, ellerinden çalınan normal yaşam duygusunu geri getirdiğini söyledi. Bu bile risk alıp devam etmemiz için yeterliydi."
Savaşta gazetecilerin maruz kaldığı ihlaller
"Kudüs'ün Sesi" radyosunun, yıkılma tehdidi altındaki bir binadan ve herhangi bir koruma garantisi olmaksızın yayına geri dönmesi, savaş sırasında gazetecilerin maruz kaldığı ihlallerin boyutunu gözler önüne seriyor. Bu ihlaller, uluslararası insancıl hukuk kapsamında belgelenmiş suçlar kapsamına giriyor. Medya kuruluşlarını ve gazetecileri hedef almak, gazetecilerin siviller olarak korunmasını garanti eden Cenevre Sözleşmeleri’nin açık bir ihlalini oluşturuyor ve uluslararası toplumun, failleri sorumlu tutma konusundaki yetersizliğini ortaya koyuyor.