Konferansta demokratikleşme ve barışın yol haritası tartışıldı

"İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı"nda konuşan Feyza Akınerdem, barış sürecinin toplumsallaşmasının önemine dikkat çekti. Hüda Kaya ise adalet, hakikat ve kadınların kurucu olduğu demokratik bir cumhuriyet çağrısı yaptı.

İstanbul – İstanbul’da düzenlenen ve iki gün sürecek olan "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı"nın ilk günü tamamlandı. Cem Karaca Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansta, Kürt sorununun çözümü, demokratikleşme, barış ve Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krizler çeşitli oturumlarda ele alındı.

Konferansın ilk gününde dört oturum düzenlenirken, günün son oturumlarında yapılan sunumlar dikkat çekti. Sosyolog Dr. Feyza Akınerdem barış sürecinin toplumsallaşmasının önemine vurgu yaparken, siyasetçi Hüda Kaya ise kadınların kurucu özne olduğu demokratik bir Cumhuriyet çağrısında bulundu.

Kürt meselesi ve yeni yüzyılın arayışları

Konferansın üçüncü oturumunda “Kürt Meselesi: Yüz Yıllık Meselenin Yeni Yüzyılı” başlığı altında değerlendirmeler yapıldı. Moderatörlüğünü Doğu Ergil’in üstlendiği oturumda Ali Bayramoğlu, Abbas Vali, Feyza Akınerdem, Mesut Yeğen ve Veysi Aktaş sunum gerçekleştirdi.

“Kürt Meselesinin Yeni Anlatıları: Birlikte Yaşamanın Hikâyesi Nasıl Kurulur?” başlıklı sunumunda konuşan sosyolog Feyza Akınerdem, Fransız düşünür Henri Lefebvre’in siyaset ve gündelik yaşam ilişkisine dair görüşlerinden hareketle modern toplumlarda siyasetin gündelik yaşamdan koparıldığını söyledi.

Siyasetin resmi kurumların alanına sıkıştırılmasının yurttaş ile siyaset arasında ciddi bir mesafe yarattığını belirten Feyza Akınerdem, devletin otoriterleşmesiyle bu mesafenin daha da arttığını ifade etti.

‘Barışın toplumsallaşması geri planda kaldı’

Türkiye’de yeni bir barış sürecinin tartışıldığına dikkat çeken Feyza Akınerdem, mevcut dönemin önceki çözüm sürecinden önemli farklılıklar taşıdığını söyledi.

İlk çözüm sürecinde sivil toplumun, kadınların, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin daha görünür olduğunu hatırlatan Feyza Akınerdem, bugün ise sürecin daha çok bölgesel ve uluslararası gelişmeler üzerinden şekillendiğini belirterek şunları söyledi.

“Birinci süreçte çözüm komisyonlarının halka açıldığı, kültürel hakların konuşulduğu ve toplumun doğrudan sürece dahil olduğu bir dönem yaşadık. Bugün ise toplumsallaşma boyutu daha geriden geliyor. Bu nedenle süreç insanların gündelik hayatında daha uzak bir yerde duruyor.”

‘Bastırılmış hikâyeler yeniden konuşuluyor’

İlk müzakere sürecinin uzun yıllar bastırılmış pek çok meselenin tartışılmasına imkân sunduğunu belirten Feyza Akınerdem, Dersim’den 12 Eylül mağduriyetlerine kadar birçok konunun kamuoyunda görünür hale geldiğini söyledi.

Sonraki yıllarda bu alanların yeniden kapandığını ifade eden Feyza Akınerdem, bugün ise benzer tartışmaların tekrar gündeme gelmeye başladığını belirterek, “Yeniden geri dönen kavramların sürecini yaşıyoruz” diye konuştu.

‘Barış sürecinin de butlan edilme riski var’

Demokratik alanların yeni egemenlik biçimleri tarafından araçsallaştırılabileceği uyarısında bulunan Feyza Akınerdem, son dönemde CHP’ye yönelik gerçekleştirilen “butlan” tartışmalarına da değindi.

“Butlan sadece hukuki değil, siyasal bir kavramdır. Bir çabanın, bir varoluşun yok sayılması anlamına gelir. Bugün benzer bir risk barış süreci açısından da mevcuttur” diyen Feyza Akınerdem, demokratikleşme mücadelesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Yerel demokrasi mekanizmalarının önemine de değinen Feyza Akınerdem, kadın meclisleri, mahalle meclisleri ve yerel katılım modellerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Cumhuriyetin ikinci yüzyılında haklarımızı elde ederek eşitlenmek için mücadele vermeliyiz” diyen Feyza Akınerdem, Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin siyasal yaşamda yer alabilmesinin demokratikleşme açısından önemli olduğunu belirtti.

‘Demokratikleşme ekmek ve su kadar acil’

Konferansın dördüncü oturumunda ise “Kimin Cumhuriyeti, Nasıl Bir Gelecek?” başlığı ele alındı.

Moderatörlüğünü Nuray Türkmen’in yaptığı oturumda İrfan Çağatay, Ali Duran Topuz, Hüda Kaya, Levent Ayaşlıoğlu ve İhsan Eliaçık sunum yaptı.

Siyasetçi Hüda Kaya konuşmasında demokratikleşmenin ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Demokratik Cumhuriyetin halkların öncülüğünde kurulması ekmek ve su kadar acil bir ihtiyaçtır” dedi.

Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, hakikat ve adalet temelinde yeniden düşünülmesi gerektiğini ifade eden Hüda Kaya, demokratikleşmenin bireyin iç dünyasından başlayarak toplumsal yaşama yayılması gerektiğini söyledi.

‘Adalet olmadan barış olmaz’

Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini belirten Hüda Kaya, hakikat, vicdan ve adalet arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Hüda Kaya, “Bir toplumda yaşanan acılar konuşulmazsa hakikate ulaşılamaz. Hakikat tek başına yetmez; insanlar yaşadıklarının kabul edilmesini ister. İntikam geçmişe, adalet ise geleceğe bakar. Onarıcı ve demokratik bir Cumhuriyet bu nedenle büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

‘Kadınların kurucu olduğu bir cumhuriyet’

Konuşmasının sonunda ortak yaşam idealine vurgu yapan Hüda Kaya, demokratik, ekolojik ve onarıcı bir Cumhuriyet anlayışının inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

Hüda Kaya, “Barış yalnızca silahların susması değildir; onurlu bir yaşam ve adil bir Cumhuriyet demektir. Daha yatay, daha vicdanlı ve daha demokratik bir düzen kurulmalıdır. Kadınların kurucu özne olduğu bir Cumhuriyet hedeflenmelidir” dedi.

İlk günü tamamlanan konferans, yarın saat 10.00’da başlayacak, oturumlarla devam edecek.