Dönüşümün kalbinde gençler: Ortadoğu’da değişimin gücü ve geleceğin yaratıcıları

Gençlerin artık otoriter rejimlerin baskıcı yöntemleri konusunda daha bilinçli olduklarını, kapitalist modele karşı daha eleştirel yaklaştıklarını söyleyen Kuzey ve Doğu Suriyeli gençler, artan farkındalığın güçlü bir kararlılık yarattığını söyledi.

Haber Merkezi- Siyasi ve entelektüel dışlanma girişimlerine rağmen, gençler, kazanımları koruma ve adalet, insan onuruna dayalı çoğulcu bir demokratik proje inşa etmede en yetkin toplumsal güç olarak öne çıkıyor.

Ortadoğu’daki kriz ve çatışmaların ortasında, bölgenin geleceğini şekillendirmede ve siyasi ile sosyal zorluklara çözüm bulmada gençlerin rolü giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu durum, gençlerin dinamik değişim gücü olarak öne çıktığı çok sayıda toplumsal deneyimde açıkça görülüyor ve Z kuşağının demokrasi ve sosyal adalet gündemini yeniden şekillendirmedeki yükselişiyle doğrudan örtüşüyor.

‘Genç nesil tarihi sorumluluk üstlenmeye hazır’

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde Demokratik Birlik Partisi (PYD) Gençlik Meclisi Yönetimi Şeza Hisên, gençlerin Rojava Devrimi sırasında ortaya çıkan kolektif ruh sayesinde bir araya geldiğini ve toplumlarını koruyarak, kazanımlarını güvence altına aldığını vurguladı. Şahta Hüseyin, bu deneyimin genç neslin tarihi sorumluluk üstlenmeye ve haklarını kararlılıkla savunmaya hazır olduğunu gösterdiğini belirtti. Şeza Hisên, Kürdistan’ın dört bölgesindeki gençlerin birleşik duruşunun, kritik zorluklarla mücadelede kolektif dayanışmanın önemine dair farkındalığı yansıttığını söyledi.

‘Genç kadınların mücadeleci ruhu bölge ile sınırlı kalmadı’

Gençlerin rolünün sadece toprakları korumakla sınırlı kalmadığını dile getiren Şeza Hisên, aynı zamanda topluluk kimliğini ve insan onurunu savunmayı da kapsadığını ifade etti. Gençlerin mahallelerini, evlerini ve bölgelerini her türlü tehditten koruma isteklerinin, halklarının karşılaştığı sorunlara olan aidiyetlerini gösterdiğini aktaran Şeza Hisên, “Bu mücadeleci ruh sadece bölgeyle sınırlı kalmadı, Avrupa ve diğer bölgelerde de gençler, Rojava halkını desteklemek için gösteriler ve dayanışma etkinlikleri düzenleyerek önemli bir rol oynadı” dedi.

Saldırılar nedeniyle gençlerin yönünü Kuzey ve Doğu Suriye’ye verdiğini kaydeden Şeza Hisên, “Yurtdışındaki gençlerin geri dönmesi, savaş ve istikrarsızlık ortamında hayat kurmanın zorluğuna rağmen güçlü bir ulusal sorumluluk duygusunun canlı örneği oldu. Bu adımlar, yeni neslin haklarını talep etme ve toplumda yerlerini kurma konusundaki kararlılığını gösteriyor. İzolasyona çekilmek veya kalıcı olarak göç etmek yerine bunu tercih ediyorlar. Genç kadınlar, kriz döneminde artan ihlaller ve baskılara maruz kaldı, ama onurlarına yönelik her türlü saldırıya direnişle ve güçlü bir sesle karşılık verdiler. Örneğin, Heyet Tahrir el-Şam cihatçıları tarafından bir kadın savaşçının saç örgüsünün kesilmesine karşı tepkiler yükseldi. Beraberindeki dayanışma kampanyaları ve sembolik örgülerin yeniden paylaşılması, ihlalleri reddettiğimizi ve kadın haklarını ve onurunu savunduğumuzu açıkça gösteriyor” sözlerine dikkat çekti.

‘Gençlerin temel rolünü tanımayan idari formül toplumsal istikrar sağlayamaz’

Suriye geçici yönetimindeki cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Özerk Yönetim arasında yapılan anlaşmalara değinen Şeza Hisên, HTŞ’nin gençlerin rolünü marjinalleştirme ve kadınları liderlikten dışlama girişimleri konusunda ciddi endişelerin olduğunu dile getirdi.

Şeza Hisên, “Gençlerin temel rolünü tanımayan ve karar alma süreçlerine etkin katılımlarını garanti etmeyen herhangi bir siyasi ya da idari formül eksik kalır ve toplumsal istikrarı sağlayamaz. Genç erkek ve kadınlar toplumun can damarıdır, entelektüel çeşitliliğimizin, kültürel zenginliğimizin ve yenilenebilir enerjimizin kaynağıdırlar. Onlar olmadan özgür ve demokratik bir toplum inşa edilemez. Bölgede adalet, özgürlük ve insan onurunu koruma hedefi taşıyan herhangi bir projenin temel taşı, gençlerin siyasi, demokratik ve kurumsal rollerini tanımaktır” şeklinde konuştu.

‘En büyük tehlike özgür iradenin hedef alınması’

PYD Gençlik Meclisi Üyesi Sîlva Hecî ise, gençlerin şu anda karşı karşıya olduğu en büyük tehlikenin, özgür iradelerinin hedef alınması ve onları pasif, aşırı ya da izole bir konuma itmeye çalışan organize politikalar olduğunu söyledi. Bu tür politikaların gençlerin toplumu inşa etmedeki tarihi ve öncü rollerinden mahrum bırakmayı amaçladığını söyleyen Sîlva Hecî, gençlerin marjinalleştirilmesinin veya siyasi, sosyal ve kültürel alanlardaki etkinliklerinin zayıflatılmasının, tüm toplumu kapsayan demokratik ve barışçı bir Suriye projesinin başarılı olmasını engelleyeceğini kaydetti.

Şahta Hüseyin, “Gençler, sağlıklı bir toplumun temelini oluşturuyor. Geleceği kuracak fikirler, değerler ve vizyonlar onlardan geliyor. Bu gençleri dışlamak veya sadece tek bir etnik grup ya da mezhep üzerinden değerlendirmek, toplumun kırılgan, dengesiz ve çeşitlilikten yoksun olmasına yol açar. Bugün gençlere yönelik yapılanlar, sadece ekonomik zorluklar veya sosyal krizlerle sınırlı değil. Bunun ötesine geçerek, tek tip bir ideolojiyi dayatma ve farklı olanı ortadan kaldırma çabalarına dönüştü. Bu, aşırı dinci uygulamalar, merkezi otoriter politikalar veya gençlerin enerjisini sadece tüketim araçlarına dönüştürmeyi amaçlayan kapitalist modeller aracılığıyla yapılıyor. Tek bir yaşam, kimlik veya siyasi bağlılık dayatmak, toplumun tüm dokusunu tehdit ediyor ve çeşitliliği koruyan kapsayıcı bir demokratik sistem kurma olasılığını zayıflatıyor” ifadelerinde bulundu.

Ortadoğu’daki ayaklanmalar ve gençlik hareketlerinin, coğrafi sınırları ve siyasi engelleri aşan giderek artan bir farkındalığı yansıttığını kaydeden Sîlva Hecî, bu farkındalığın, bireylerin toplumdaki rollerinin değerini yeniden tesis edebilecek güçlü bir kararlılık yarattığını sözlerine ekledi.

‘Gelecek, gençlerin kararlılıkları ve gelişmiş farkındalıklarıyla inşa edilebilir’

Gençlerin iradesinin belirli bir coğrafya veya geçici siyasi durumla sınırlanmaması gerektiğini vurgulayan Sîlva Hecî , bu enerjinin bölgedeki ve dünyadaki farklı gençlik grupları arasında ortak eylem ve toplumsal dayanışma üzerinden daha geniş bir ufka yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sîlva Hecî , geleceğin ancak gençlerin çabaları, kararlılıkları ve gelişmiş farkındalıklarıyla inşa edilebileceğini, gerçek ilerlemenin ise eleştirel farkındalığın toplumda ve devlette istenen yapısal dönüşümü sağlayacak örgütlü ve sorumlu eyleme dönüşmesiyle başlayacağını belirtti.

‘Gençleri dışlayan bir devrim zafer kazanamaz’

Kobanê Gençlik ve Spor Konseyi Eşbaşkanı Afşin Mustafa, Ortadoğu’daki krizler ve kanlı çatışmaların gençliğin karakterini doğrudan etkilediğini belirtti. Afşin Mustafa, toplumların sorunlarını çözmek için gençlere yönelmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca krizlerin ve baskıların birikiminin öncelikle genç kadın ve erkekleri etkilediğini ifade eden Afşin Mustafa, gençlerin değişim yaratma, toplumu etkileme ve çözüm üretme konusunda dinamik bir enerjiye sahip olduğunu söyledi. Bu durumun, Rojava Devrimi’nde gençlerin toplumu örgütleme ve koruma rolüyle açıkça görüldüğünü kaydeden Afşin Mustafa, genç kadınların devrimi yönlendirmede ve IŞİD’in yenilgiye uğratılmasında öncü bir rol oynadığını da sözlerine ekledi.

Gençleri dışlayan herhangi bir devrimin zafer kazanamayacağının altını çizen Afşin Mustafa, Ortadoğu’nun ihtiyaç duyduğu değişimlerin, özellikle demokratik dönüşümlerin, gençler tarafından yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Gençlerin doğal olarak çözüm üretmeye ve alternatifler geliştirmeye eğilimli olduğunu belirten Afşin Mustafa, bölgenin kapitalist otoritelere alternatif sunan demokratik bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ve bunun ancak gençlerin öncülüğünde başarılabileceğini ifade etti.

Sözlerinin sonunda gençlere seslenen Afşin Mustafa, “Bu aşamada gençlerin sosyolojisi öz gelişimdir, çünkü onlara dayatılan sosyoloji doğası gereği kapitalisttir. Toplum için bir enerji kaynağı olarak, bu enerjiyi olumlu yönde yönlendirmelisiniz” dedi.