KJK Rojava ve İran halkıyla dayanışma çağrısında bulundu

KJK, Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırılar ve İran’daki direniş hakkında yaptığı açıklamada “15 yıldır direnen Rojava halkının ve diktatör rejime karşı direnen İran halklarının yanında olmaya çağırıyoruz” dedi.

Haber Merkezi- KJK Koordinasyonu Halep ve Rojava’da geçiş yönetimine bağlı cihatçı güçlerin saldırıları, İran’daki direniş ve devlet güçlerinin gerçekleştirdiği katliamlarla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada başta Kürt halkı olmak üzere, tüm halklar, kadınlar ve gençler saldırılara karşı Şêx Maqsûd, Eşrefiyê, İran ve Rojhilat halkıyla dayanışmaya, bu saldırıları gerçekleştiren faşist rejimlere karşı alanlara çağrıldı. Açıklamada “Biliyoruz ki ne Rojava’daki kazanımlar sadece Rojava’nın kazanımlarıdır ne de Rojhilat ve İran’daki kazanımlar sadece Rojhilat ve İran’ın kazanımlarıdır. Bu kazanımlar demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlerin, tüm dünya kadınlarının ve halkların kazanımı olacaktır” denildi.

‘Kazanımlar tüm dünya kadınlarının ve halkların olacaktır’

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:  

“7 insanımızın şehit düştüğü ve 50`den fazla insanımızın da yaralandığı  Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Şehit düşenlerin ailelerine baş sağlığı dileklerimizi iletirken,  Şêx Maqsûd halkının direnişini selamlıyoruz.

220 binden fazla Kürt nüfusunun yaşadığı  Şêx Maqsûd mahallesi, 2011 yılında başlayan saldırılardan buyana kendi öz savunmalarıyla yaşam alanlarını savunmuş, meşru savunma kapsamında direnmiş ve yaşamlarını öz iradeleriyle idame ettirmişlerdir. On yılı aşkın bir zamandır tüm silahlı radikal çete gruplarına karşı Halep halkıyla birlikte Halep’in savunmasında yer almış, hiçbir şekilde Suriye hükümetine karşı bir eylemde bulunmamışlardır. Suriye geçici hükümeti ise  Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê halkının birlikte yaşam istemine, halka ambargo uygulayarak, açlıkla ve soğukla yüz yüze bırakarak, hastane başta olmak üzere en temel yaşam alanlarını bombalayarak karşılık vermektedir.

Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê halkının bütün bu birlikte yaşam çabalarına rağmen son zamanlarda artarak devam eden HTŞ saldırıları Alevi ve Dürzi saldırılarıyla aynı anlama gelmektedir. Bu saldırılar başta Kürt halkı olmak üzere kadınların ve Suriye`yi Suriye yapan tüm inanç ve halkların kazanımlarına yapılmış bir saldırıdır.

Türkiye ve Bakure Kürdistan’da demokratik çözümün konuşulduğu bir dönemde, Türk devletinin galeyanıyla HTŞ çetelerine yaptırılan bu saldırılar Suriye halklarına olduğu kadar Türkiye halklarına da zarar vermektedir. Türkiye’yi DAİŞ çete saldırılarına açık hale getiren bu savaş politikası Türkiye’ye de büyük kaybettirecektir.

Halkımıza köle ve onursuzca bir yaşamı dayatan Suriye geçici hükümeti bilmelidir ki, baskıcı Baas rejiminin neden ve nasıl gittiğini unutmuş gibi yöneldiği bu katliamlarla aslında kendi sonunu hazırlamaktadır. Suriye için tek yol Önder Apo’nun da sürekli olarak dile getirdiği gibi demokratik bir Suriye’dir. Birçok farklı halkın, kültürün, dilin ve inancın yurdu olan Suriye`ye deli gömleği misali giydirilmek istenen ulus devlet gömleği ise Suriye geçici hükümetinin sonu olacaktır.

15 yıldır devam eden savaş ortamında, kendi mücadeleleriyle demokratik bir Suriye için emek harcayan kadınların ve Kürt halkının direnişini sahiplenmek, çetelerin gerici hayallerine vurulacak en büyük darbe olacaktır.

Öte taraftan Rojhilat ve İran’da 28 Aralık’ta başlayıp ikinci haftasına giren, başta İlam, Loristan ve Kirmanşah olmak üzere 27 şehir ile 88 ilçeye yayılan halk ayaklanmasını selamlıyor, onurlu bir yaşam uğruna şehit düşenlerin ailelerine baş sağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Sendikaların grevleriyle başlayan direniş, adalet, hukuk ve özgürlük sloganlarıyla güçlenerek devam ederken Kürt, Fars, Beluc ve Azeri halklarının haklı mücadelelerinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bugün bir kez daha açığa çıktı ki İran rejiminin bastırdık dediği Jin, jiyan, Azadi şiarıyla başlayan direniş bitmemiş, aksine büyüyerek bugün yeni direnişlere yol olmuştur. 'Jin jiyan azadî' kadınların, halkların yaşam düsturu, felsefesi olmuştur.

Başta kadınlar olmak üzere tüm İran halkları demokratik, özgür İran için ayaktalar, onurlu bir yaşam için ayaktalar. Kadınların ve halkların haklı taleplerine kulak vermeyerek, idam, baskı ve zulüm politikalarına devam eden İran rejimi her geçen gün zayıflamakta ve tıpkı Suriye’de olduğu gibi kendi sonunu hızlandırmaktadır. İran rejimi Jin, jiyan, Azadi şiarıyla başlayan direnişte kadınların ve halkların taleplerini göz ardı etmeyerek, demokratik bir dönüşümü yaşasaydı bugün aynı ayaklanmalarla karşı karşıya kalmayacak ve daha güçlü bir şekilde bölgede rol oynayabilecekti. Fakat başta kadınlar olmak üzere tüm İran halklarının halkı taleplerine baskı politikasını, idamları ve tutuklamaları arttırarak cevap vermesi bugün hem kendi içinde hem de dışarıya karşı daha zayıf bir İran`a neden olurken, İran’ı dış saldırılara karşı da açık bir duruma getirmiştir. Fakat bu ayaklanmaların dış güçlerin müdahalesiyle gerçekleştiğini iddia etmek, hakikatleri, İran halklarının haklı taleplerini göz ardı etmek anlamına gelirken, İran rejiminin halklar ve kadınlar üzerindeki zulmünü görmemektir.  Kadınlar yıllardır gerici, demokrasi ve özgürlükler karşıtı olan bir İran ve yönetim istemediklerini haykırıyorlar. İranlı kadınlar artık diktatör rejimlerle yaşamak istemiyorlar. Bu saldırılar karşısında 6 Rojhilat kadın örgütünün ve 7 Kürt siyasi partisinin birlikte yapmış oldukları açıklama demokratik bir İran için çok anlamlı ve önemli bir adımdır.

Bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler yeni işgal hareketlerinin başladığını, ulus devlet haritalarının ve sınırların tekrar halklar aleyhine değiştirilmek istendiğini göstermektedir. Sömürgeci güçler kendilerine yeni işgal alanları ararken kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden insanları katletmekte, hiçbir ahlaki ve vicdani ilke taşımamaktadırlar.  Başta İran ve Suriye yönetimleri olmak üzere tüm bölge ulus devletleri bu gerilim ortamından güçlü çıkmak istiyorlarsa halkların taleplerini göz önüne almaktan ve demokratikleşmekten başka yollarının olmadığını görmeliler.

Başta Kürt halkı olmak üzere, tüm halkları, kadınları ve gençleri bu saldırılara karşı  Şêx Maqsûd ve Eşrefiyê  İran ve Rojhilat halkıyla dayanışmaya, bu saldırıları gerçekleştiren faşist rejimlere karşı alanlara çağırıyoruz. Biliyoruz ki ne Rojava’daki kazanımlar sadece Rojava’nın kazanımlarıdır ne de Rojhilat ve İran’daki kazanımlar sadece Rojhilat ve İran’ın kazanımlarıdır. Bu kazanımlar demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlerin, tüm dünya kadınlarının ve halkların kazanımı olacaktır.

Başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımızı ve demokratik kamuoyunu seferberlik düzeyinde bu soykırım saldırılarına karşı, bulundukları her alanda meydanlara çıkmaya, 15 yıldır direnen Rojava halkının ve diktatör rejime karşı direnen İran halklarının yanında olmaya çağırıyoruz.”