Kirmanşan'dan kadın görüntülerine tepki
Kirmanşan’da kadınların dijital medya görüntülerinin cinsel içerikli ifadelerle yayımlanması, intihar girişimlerine ve bir kadının yaşamını yitirmesine yol açarken, ataerkil yargılar kadınların özgürlüklerini hedef alan baskıyı derinleştiriyor.
SARA POURKHAZRİ
Kirmanşan - Son günlerde Kirmanşan eyaletine bağlı Ciwanro, Pawe, Rawanser ve Selas Babacani bölgelerinde kadınların görüntülerinin yayımlanması geniş tepkilere yol açtı. Olay, bir dijital medya hesabının kadınların bu bölgelerdeki profil ve kişisel sayfalarından görüntüler toplaması ve bunları cinsel içerikli ifadeler ve tanımlamalarla birlikte yayımlamasıyla başladı. Kanalı gören bazı kişilerin aktardığına göre, görüntüleri yayımlanan kadınlardan bazıları, görüntülerin kaldırılması için kanalın yöneticisine çaresizce yalvaran mesajlar gönderdi, hatta para teklif etti. Ancak kanal yöneticisi, kadınların taleplerini kabul etmek bir yana, mesajlarını alay etmek ve üzerlerindeki baskıyı artırmak amacıyla yeniden yayımladı.
Paylaşımlar intihar girişimlerine yol açtı
Yapılan incelemeler, kanalın geçici olarak erişime kapatıldığını ya da yeni isimlerle faaliyetini sürdürdüğünü gösteriyor. Görüntülerin yayımlanması, kadınların özel hayatının ihlal edilmesinin yanı sıra yaşamlarında ve bölgenin toplumsal ortamında da geniş çaplı sonuçlara yol açtı. Yerel medya ve bazı diğer medya kuruluşları, görüntüleri bu kanalda yayımlanan kadınlardan bazılarının intihar girişiminde bulunduğunu bildirdi. Bir olayda ise mağdurlardan birinin babası kızının saçlarını kazıttı. Bu haberlere göre, olayın ardından yaklaşık 20 kadın intihar girişiminde bulundu, bazı anlatımlarda iki çocuk annesi olarak tanıtılan Azîta Yûsufî ise yaşamını yitirdi.
Kirmanşan İmam Humeyni Hastanesi hemşiresi Gelare Z., çalışma arkadaşlarından edindiği bilgilere dikkat çekerek, “Çalışma arkadaşlarım birkaç gün önce bu olayla bağlantılı olarak yaklaşık 15 kadının intihar girişiminde bulunduğunu doğruladı. Şimdi bu sayı arttı. Bu durum, mağdur sayısının her geçen gün yükseldiğini gösteriyor. Elbette bu olaydan etkilenerek intihar girişiminde bulunan ve hastaneye başvuran kadınların çoğu, isimlerinin daha fazla duyulmasından korktukları için kimliklerini gizliyor” dedi.

Kadınlar korku ve baskı altında
Rawanser’de yaşayan 38 yaşındaki Mehrî H., olayın kendi yaşamı ve ailesi üzerindeki etkisini şöyle anlattı:
“Eşim, bu olaydan korktuğu için arkadaşlarımla görüntülü konuşmamı, hatta kızlarımla birlikte tek başıma dışarı çıkmamı bile yasakladı. Eşim, ‘Belki biri gizlice fotoğrafınızı çeker ve hakkınızda onurumuzu zedeleyecek bir şey yazar. O zaman bu kentten ayrılmak zorunda kalırız’ diyor. Yalnızca benim ailem değil, Rawanser ve Ciwanro’daki bütün kadınlar büyük korku yaşıyor. Hatta bir arkadaşım, komşularındaki birkaç kızın fotoğrafı yayımlandığından beri dışarıya maskeyle çıktığını söylüyor. Kısacası hepimiz dehşet içindeyiz; sanki bir katil hepimizin peşinden gölge gibi geliyor.”
Ataerkil yargılar kadınları suçluyor
Yaşananlara tepki gösteren kadın hakları aktivisti Ferîba Ş., “Tarih boyunca bir olay yaşandığında, olayın sorumlusu belirlenirken yaşananların niteliğine değil, kişinin cinsiyetine bakılıyor. Örneğin bir kadın şiddete ve tecavüze maruz kaldığında genelde suçlanan kadın oluyor. Kadınların görüntüleri şimdi yaşanan olayda olduğu gibi şiddet amacıyla yayımlandığında da fotoğraflarını neden dijital medyada paylaştıkları gerekçesiyle kadınları suçluyorlar. Oysa bu fotoğraflar alışılmadık ya da özel görüntüler değil, tamamen sıradan fotoğraflardı. Ancak yalnızca kadın oldukları için suçlu ilan ediliyorlar. Hatta bazı erkeklerin sözde merhamet göstererek kadınlara, ‘Lütfen profil fotoğraflarınızı kaldırın’ demesi de oldukça ilginç. Oysa asıl mesele, bu kadınların tamamının mağdur olması ve suçlanmamaları gerektiğidir. Bu yargılar ve tepkiler nedeniyle bugüne kadar onlarca kadın intihar girişiminde bulundu, bunlardan biri de yaşamını yitirdi” ifadelerinde bulundu.
Ferîba Ş., olayda mağdur edilen diğer kadınların maruz kaldığı gizli şiddetin boyutlarının tam olarak bilinmediğini, çünkü bölgelerde bilgi akışının ciddi biçimde kısıtlandığını belirtti. Geçmişte benzer olaylarda yaşananların, görüntüleri yayımlanan kadınların yanı sıra bölgedeki diğer kadınların da baskı altına alınacağını gösterdiğini kaydeden Ferîba Ş., bu sürecin kadınların özgürlüklerini ellerinden alabileceğini ve faaliyetlerini yıllarca kısıtlayabileceğini ifade etti. Kadınların yaşanan olayda hiçbir sorumluluğu bulunmadığını vurgulayan Ferîba Ş., buna rağmen olayın sonuçlarının kadınların yaşamlarını etkilediğini söyledi.