Kevser Muhammed: Direniş yaşamın kendisi haline geldi
Kürt siyasal düşüncesinde direniş, silahlı karşı koyuşun ötesine geçerek kimliği, özgürlüğü ve yaşamı korumanın felsefesine dönüştü. Aktivist Kevser Muhammed’e göre “Bexwedan jiyan e” sloganı bugün ortak bir bilinç ve birlik çağrısına dönüşmüş durumda.
HEVİ SALAH
Silêmanî- Kürt siyasi tarihinde direniş kavramı uzun yıllar boyunca savaş ve askeri mücadeleyle özdeşleştirildi. Ancak özellikle 1980’lerden itibaren bu kavram, yalnızca silahlı karşı koyuşu değil; kültürel, toplumsal ve siyasal varoluş mücadelesini de kapsayan daha geniş bir anlam kazandı. “Bexwedan jiyan e (Direniş yaşamdır)” ifadesi bu dönüşümün özeti haline geldi.
Tarihe bakıldığında, Mazlum Doğan cezaevinde direnişin ilk büyük kıvılcımını yakan isimlerden biri olarak anılır. “Direniş” kavramını felsefi bir derinlikle ele alarak, Amed Cezaevi’ndeki ağır işkence ve baskı koşullarına karşı güçlü bir simgeye dönüştürdü. 21 Mart 1982’de yaşamına son verirken bıraktığı “Teslimiyet ihanettir, direniş zafere götürür” mesajı, bu anlayışın temel ifadelerinden biri haline geldi.
Zamanla “Direniş yaşamdır” sloganı, özgürlük talep edenlerin ortak sesine dönüştü. Bugün de başta kadınlar olmak üzere birçok kesim, protesto ve mitinglerde bu sloganı yükselterek barışçıl, demokratik ve özgür bir toplum talebini dile getirmeyi sürdürüyor.
İnsan hakları aktivisti Kevser Muhammed’e göre bu slogan bugün yalnızca bir söz değil; Kürdistan’ın dört parçasında ortak bir bilinç, ortak bir hafıza ve ortak bir gelecek iddiasını temsil ediyor.
‘Kürtlerde direniş bir yaşam biçimine dönüştü’
Kürt halkının bugün içerisinde olduğu direniş sürecini ve “Bexwedan jiyan e” sloganının tarihsel anlamını değerlendiren aktivist Kevser Muhammed, direniş geleneğinin Kürtlerde bir yaşam biçimine dönüştüğünü söyleyerek şöyle devam etti:
“Bexwedan jiyan e (Direniş yaşamdır)” bugün artık Kürdistan’ın dört parçasında da dile getirilen bir slogandır. Bir geleneğe dönüşmüş durumda. Kürdistan’ın her parçası bu slogan için emek veriyor. Son iki hafta içinde, dört parçada halkın nasıl birlik içinde, tek bir slogan etrafında ve tek bir bayrak altında sokaklara çıktığını gördük. Bu bize bütün Kürtlerin topraklarına ve Kürtlüğe ne kadar bağlı olduğunu gösterdi. Herkes Kürtlerin tek parça ve tek ses olarak kalması için çaba gösteriyor.
Söylediklerim yalnızca bugüne dair değil; geçmişten beri böyle bir eğilim vardı. Ancak bazı nedenlerden dolayı bunu bugünkü gibi görünür kılamamıştık. Hatta diasporadaki Kürtlerin bile nasıl tek ses halinde sokaklara çıktığını ve birlikte ‘Bexwedan jiyan e’ sloganını haykırdığını gördük.
Yaşanan bu süreç, gençlerimizin ulusal aidiyetten ve memleket sevgisinden uzaklaştığını düşündüğümüz bir dönemde bize farklı bir tablo gösterdi. Sokaklarda olanlar gençlerdi. Ben her zaman şunu söyledim: Kendin için yapabileceğini kimse senin yerine yapmaz. Hiçbir büyük güç, bizim kendi gücümüzle yaptığımızı bizim için yapamaz. Bu nedenle tüm partiler ve kurumlar, Kürt halkına ve Kürdistan’a hizmet edecek çalışma stratejilerini gençler ve kadınlar temelinde yeniden şekillendirmelidir.
Gençler ve kadınlar çok önemli bir dinamik. Geleceğimizi onların üzerinde inşa edebiliriz. Bunun için ciddi bir çalışma yürütülmeli. Çünkü bugün gençler çalışıyor ve yarının sorumluluğunu omuzlarında taşıyor.”
‘Güçlü ve birleşik bir Kürdistan için hep birlikte çalışmalıyız’
Kevser Muhammed, konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “‘Jin, jiyan, azadî’ de bizim sürekli dile getirdiğimiz sloganlardan biri haline geldi. Kadın, toplumun temel ve önemli bir öznesidir. Benim mesajım şu: Bugünden itibaren mesele ‘ben ve o’ meselesi değildir; mesele Kürt ve Kürdistan’dır. Herkes kendi bulunduğu yerde, kendi imkanları ve sorumlulukları çerçevesinde, farklı bölgelerde kadınlara, gençlere ve Kürdistan’a hizmet etmelidir.”