Kerküklü Mihabad Necîm’in dağlardan şehre direniş öyküsü
Yaşamın zorluklarına rağmen çocuklarını Kürt yurtseverliği bilinciyle yetiştiren Mihabad Necîm, dağlardan cezaevine, göçten direnişe uzanan mücadelesinde, Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınların direnişinden örnek alınması gerektiğini söyledi.
HÊLÎN EHMED
Silêmanî- Kerkük’te 1962 yılında dünyaya gelen Mihabad Necîm Heme Hesen Merûf, henüz 6 yaşındayken babasını kaybetti ve dayısının yanında büyüdü. Ortaokulu tamamladıktan sonra Hewlêr’de öğretmenlik eğitimi almak istedi, ancak Baas rejiminin baskıcı uygulamaları nedeniyle başvurusu kabul edilmedi. 1980’li yıllarda vatansever kimliğiyle tanınan biriyle evlendi. Kürt bir aile olarak rejimin zulüm ve baskıları altında yaşam mücadelesi verdi, bu süreçte eşiyle birlikte dağ çalışmalarına katıldı ve 11 aydan fazla Rojhilat Kürdistan ile İran’a göç etmek zorunda kaldı. Irak’a döndükten sonra eşinden 5 ay boyunca haber alamadı, daha sonra cezaevinde olduğunu öğrendi.
Dört çocuk annesi olan Mihabad Necîm, Baas rejiminin yıkılmasının ardından 1995 yılında Sîlêmanî Üniversitesi’nde su ve elektrik işleri bölümünde memur olarak göreve başladı. 2007 yılında Erdelan Okulu’nda kütüphane sorumlusu olarak çalıştı. 2024–2025 eğitim öğretim yılı sonunda emekli oldu. Çocuklarını vatansever bir bilinçle yetiştiren Mihabad Necîm, bu yıl Kuzey ve Doğu Suriye direnişine destek amacıyla çeşitli etkinliklere katıldı. Ayrıca Kuzey-Doğu Suriyeli ve Êzidî kadınlar üzerine bir şiir kaleme aldı.
Baskı ve şiddet…
Ajansımıza konuşan Mihabad Necîm, Baas rejimi döneminde Kerkük’te yaşayan Kürtlerin sistematik baskı, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını söyledi. Kürtlerin ağır koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Mihabad Necîm, “Eğer bir ailede peşmerge ya da şehit varsa rejim tarafından daha fazla hedef alınırdı. Biz de vatansever bir aileydik, babam ve dayım peşmergeydi. Babam şehit düştü, dayım ise şehirde örgütlü faaliyetlerde aktif rol alıyordu ve peşmerge ailelerine destek veriyordu” dedi.
‘Kürtlere yaşam alanı tanınmıyordu’
Eğitim hayatında da ciddi engellerle karşılaştığını anlatan Mihabad Necîm, anadilinde eğitim almasının engellendiğini ve eğitimini sürdürebilmek için dil değiştirmek zorunda kaldığını ifade etti. Bir süre Hewlêr’de eğitim gördüğünü belirten Mihabad Necîm, sekizinci sınıfta Selahaddin Lisesi’nde okuduğunu aktardı. Baas rejiminin Kürtlere yönelik baskılarının sürekli olduğunu dile getiren Mihabad Necîm, bir halk eylemine siyah kıyafetlerle katıldığı ve slogan attığı için rejimin silahlı güçleri tarafından tehdit edildiğini söyleyerek, “Kürtlere yaşam alanı tanınmıyordu, sürekli baskı altındaydık” diye konuştu.
Mücadelesi her zaman merkezde yer aldı
Mihabad Necîm, çocuklarını ulusal bilinç temelinde büyüttüğünü belirterek, 1980 yılında evlendiğini ve yaşamını ulusal değerler üzerine inşa ettiğini söyledi. Eşinin de öğretmen olduğunu ve şehirdeki örgütlenmeler içinde aktif şekilde ulusal çalışmalar yürüttüğünü aktaran Mihabad Necîm, bir dönem gizli faaliyetlerde bulunduklarını ifade etti. “Yazılı belgeleri hem kendim hem de çocuklarım için koruyordum” diyen Mihabad Necîm, mücadele sürecinin aile yaşamlarının merkezinde yer aldığını vurguladı.
Şehir çalışmalarının ardından dağ mücadelesine yöneldiklerini belirten Mihabad Necîm, eşinin dağ kadrolarına katıldığını söyledi. İki çocuğuyla birlikte Kanîgiran köyüne giderek eşini uğurladıklarını ve bir süre zor koşullar altında burada kaldıklarını dile getirdi. Çocuklarının babalarını sürekli sorduğunu anlatan Mihabad Necîm, daha sonra Mêwalke köyüne geçerek eşinin yanında peşmerge çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Başlangıçta öğretmen olarak Awejê köyünde görev yaptığını ancak bölgedeki yoğun saldırılar nedeniyle burada kalamadığını belirten Mihabad Necîm, ardından peşmerge güçleriyle birlikte hareket ettiklerini kaydetti.
‘Sürekli saklanıyorduk’
Mihabad Necîm, Mêwlake’den Heledan’a, ardından Gerade ve Qezler köylerine geçtiklerini belirterek, bu süreçte peşmergelerle birlikte hareket ettiklerini söyledi. Silahlı faaliyetlere doğrudan katılmadığını ancak temel ihtiyaçların karşılanmasında destek sunduklarını ifade eden Mihabad Necîm, özellikle Qezler’de Baas rejiminin yoğun saldırılarıyla karşı karşıya kaldıklarını aktardı. Saldırılar sırasında çocuklarıyla birlikte dolapların içine saklandıklarını belirten Mihabad Necîm, “Çocuklarım çok korkuyordu. Uçaklardan korunmak için sürekli saklanıyorduk” dedi.
Yoğun kar yağışı ve ağır yaşam koşulları nedeniyle çocuklarının sık sık hastalandığını dile getiren Mihabad Necîm, daha sonra Germiyan’a geçtiklerini ve bu sırada Enfal sürecinin başladığını söyledi. Mihabad Necîm, ardından Mêrgepan’a döndüklerini ve burada kendilerine bir oda inşa ettiklerini, ancak baskı ve zorunlu koşullar nedeniyle oradan da ayrılmak zorunda kaldıklarını ifade etti.
‘Çocuklarım savaşın içinde büyüdü’
Mihabad Necîm, dağdan dönüş sürecinde ağır bir hastalık geçirdiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“Dağdan dönerken yolda ağır şekilde hastalandım. Eşime beni bırakmasını, çocukları kurtarmasını söyledim. Uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Rojhilat Kürdistan ve İran’a ulaştık. Göç sürecinde hastalığım ilerledi ve ameliyat olmak zorunda kaldım. Yaşamımız çok zordu, hiçbir geçim kaynağımız yoktu. 11 ay sonra yeniden Güney Kürdistan’a döndük. Döndükten sonra eşim Irak güçleri tarafından tutuklandı. Beş ay boyunca ondan hiçbir haber alamadım, nerede olduğunu bilmiyordum. Hakkında idam cezası verildiğini öğrendim. O günler benim için çok ağırdı. Ancak daha sonra çıkarılan genel af sayesinde serbest bırakıldı. O süreci asla unutamam.
Yaşamımız çok ağır koşullarda geçti ama ben çocuklarımı savaşın ve göçün içinde Kürt yurtseverliği bilinciyle büyüttüm. Onlar küçük yaşlardan itibaren hem zorlukları hem de direnişi gördüler. Hiçbir zaman kimliklerinden ve değerlerinden kopmadılar. Bugün her biri Silêmanî ve çevresinde kendi alanlarında mücadele ediyor. Kürdistan’ın toprağını ve doğasını korumak için çalışıyorlar. Çocuklarım savaşın içinde büyüdü, bizden vatanseverliği öğrendiler ve şimdi yaşamlarını bu temel üzerinde sürdürüyorlar.”
‘Kadınlar direnişin öncüsü’
Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların elde ettiği kazanımlara dikkat çeken Mihabad Necîm, “Rojava Kürdistan’daki kadınların sahip olduğu gibi bir düşünsel okula ihtiyacımız var. Kadınlar hem annelik yapıyor hem de devrime destek veriyor. Kendilerini ve topraklarını koruyabilmeleri için bu bilinç gereklidir. Kadınlar gerektiğinde silahlanmalı ve savaş koşullarında Rojava Kürdistan’daki gibi direniş göstermelidirler. Rojava’da var olan bu düşünsel okulun Güney Kürdistan’da da olması gerekir ki siyasal İslam çevreleri müdahale edemesin ve gelecek nesiller bu temelde yetiştirilebilsin” şeklinde konuştu.
Mihabad Necîm, konuşmasının sonunda, “Rojava Kürdistan’daki eğitim, gelecek nesiller üzerinde büyük bir etki yaptı. Herkes çocuklarını Rojava Kürdistan’daki kadınların direniş anlayışı temelinde yetiştirmeli. Kadınlar Kürdistan’ın her yerinde korkusuzca düşmana karşı direniş gösterdi. Biz de Güney Kürdistan’daki deneyimlerimizde, kadınların Rojava’ya verdikleri desteğin etkisini gördük. Aynı şekilde Rojhilat Kürdistan ve İran’da da kadınlar ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganıyla işgalci rejime karşı direnç gösterdi. Kuzey Kürdistan’da kadınlar direnişin öncüsü oldu ve Rojava’da kadınlar tüm dünyada direnişin ve birlikte yaşamın sembolü haline geldi” diye kaydetti.