KCDP: Şüpheli kadın ölümleri artıyor, cezasızlık yaşamları tehdit ediyor
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerinin arttığına dikkat çekerek cezasızlığın kadınların yaşam hakkını tehdit ettiğini vurguladı.
ELİF AKGÜL
İstanbul- Şüpheli kadın ölümleri son yıllarda giderek artan bir mesele haline geldi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2025 yılı raporuna göre en az 294 kadın erkekler tarafından katledildi, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Bu tabloya göre şüpheli kadın ölümlerinin sayısı kadın cinayetlerini aşmış durumda.
KCDP’nin Ocak 2026 raporu da benzer bir tabloya işaret ediyor. Rapora göre yılın ilk ayında 22 kadın erkekler tarafından katledildi, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Şubat ayında ise 23 kadın katledilirken, 29 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. KCDP bu tablonun birçok ölümün etkin soruşturulmadığına ve şüpheli vakaların aydınlatılamadığına işaret ettiğini vurguluyor. KCDP İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, kadınların yıllardır dile getirdiği taleplerin karşılanmadığını ve özellikle koruyucu mekanizmaların etkin uygulanmamasının kadınların hayatına mal olduğunu söylüyor.
‘Başka bir 8 Mart isterdim’
Şirin Yalıncakoğlu “8 Mart'ta kadın cinayetinden bahsetmek, şüpheli kadın ölümlerinden bahsetmek yerine kadın örgütlenmesinden bahsetmek isterdim. İşçi kadınların uğradığı hak kaybından bahsetmek isterdim” diyor ve ekliyor:
“Nasıl kazanımlar elde ettiğimizi konuştuğumuz, eşit temsiliyet, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir 8 Mart'a gitmek isterdik. Özgürce Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak isterdik.”
KCDP’nin uzun yıllardır kadın katliamlarına ilişkin veri tuttuğunu hatırlatan Şirin Yalıncakoğlu, bu verilerin Türkiye’de kadın katliamlarının görünür hale gelmesinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor:
“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2010 yılından bu yana kadın cinayeti kavramını ortaya çıkararak bunun bir verisini tuttu. 2016 yılına kadar devletin böyle bir veri tutmadığını ve dolayısıyla bu kavramın farkına varmadığını ve bunun önlenebilir cinayetler olduğunu anlamadığını, ne yazık ki, gördük ve bunu sürekli dillendirdik.”
Şirin Yalıncakoğlu’na göre İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının ardından yürürlüğe giren 6284 Sayılı Kanun, kadınları korumaya yönelik en önemli yasal araçlardan biri. Ancak sorunun yasanın varlığında değil, uygulanmasında olduğunu söylüyor:
“İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanmasından sonra 6284 Sayılı Kanun gibi kadını ve aileyi şiddetten koruyan bir yasa çıkarılması çok kıymetli. Gerçekten çok kıymetli ve çok koruyucu, önleyici bir yasa tedbiri. Kadın boşanmak istediği zaman, birlikte olmak istemediği zaman veya sokakta özgürce gezmek istediği zaman ona yönelen herhangi bir erkek şiddetine maruz kaldığında bu yasa kapsamında uzaklaştırma kararı çıkarılabilir.”
‘6284’ü hedef alanlar failleri korumaya çalışıyor’
Şirin Yalıncakoğlu, şiddetin ağırlaşması durumunda yasada öngörülen farklı koruma tedbirlerinin de devreye girebildiğini hatırlatıyor:
“Şiddetin boyutu yükseliyorsa, evli olduğu erkek veya başka bir erkek tarafından şiddet uygulanıyorsa, kadının gizlilik kararı, yani adres değişikliği sağlanabilir. Eğer bu sağlanamıyorsa, okul, iş, eğitim düzenini bozmak istemeyen kadınlar için şiddet faili erkeklere elektronik kelepçe uygulanabilir.”
Ancak Şirin Yalıncakoğlu’na göre İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından bu mekanizmaların uygulanmasında ciddi gerilemeler yaşandı:
“Uzaklaştırma kararı da İstanbul Sözleşmesi'nden çekilindikten sonra daha kısa süreler için verilmeye başlandığı gibi, şiddet failine de herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Birçok dosya var böyle. Uzaklaştırma kararının bittiği günün ertesi gününde şiddet faili tekrar ortaya çıkıp kadını öldürebiliyor, şiddet gösterebiliyor.”
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin kadınların hayatını doğrudan etkilediğini söyleyen Şirin Yalıncakoğlu, “İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilmesi kadınların hayatını daha da zorlaştırdı, kadın cinayetlerini artırdı, çocuk istismarını ve kadınlara yönelik tecavüzleri artırdı, ne yazık ki. Çünkü oradaki toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmadığında kendinde güç atfedilen erkek cinsiyetinin kadın cinsiyeti üzerindeki tahakkümüne sebep oldu” diyor.
6284 Sayılı Kanun’un da hedef halin egetirildiğini belirten Şirin Yalıncakoğlu şöyle devam ediyor:
“‘6284 Sayılı Kanun işe yaramıyor’ gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. ‘Onu da tırpanlayacağız’ veya ‘bir kısmını ortadan kaldıracağız’, ‘erkekleri evden uzaklaştırıyorlar, mağdur oluyorlar’ gibi söylemler tamamen mağdur suçlayıcılığı ve faili, yani erkeği koruma ve bu yasayı toptan ortadan kaldırma çabasıdır.”
‘Kadınlar öylesine balkondan düşüp ölmüyor’
Son yıllarda sayısı giderek artan şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken Şirin Yalıncakoğlu, “Kadınlar tek başına cam silerken ya da tek başına yaşadıkları evlerden, balkonlarından, camlarından düşmüyor” diyerek birçok şüpheli kadın ölümünde etkin soruşturma yürütülmediğine dikkat çekiyor.
Şirin Yalıncakoğlu’na göre kadın katliamları ve şüpheli ölümlerin arkasındaki en önemli faktörlerden biri cezasızlık. “Çünkü cezasızlık kavramı da birçok erkeği kadını öldürmeye, çocuğunu öldürmeye veya o cinayeti şüpheli bırakmaya yönlendiriyor” diyen Şirin Yalıncakoğlu, “Asıl altta yatan neden cezasızlık” diyerek sorunun altını çiziyor.
Platform verilerine göre şüpheli kadın ölümlerinin kadın katliamlarının önüne geçtiğini, bu perspektiften bakıldığında geçen yıl 500 kadının hayattan koparıldığını belirten Şirin Yalıncakoğlu, devletin kadınları koruma yükümlülüğünü hatırlatıyor:
“Devletin görevi her bir vatandaşının her türlü mağduriyetinin yanında olmak. Bunu yapmak zorundalar. Derhal önlem alınmalı. İstanbul Sözleşmesi'ne dönülmeli ve şiddet gördükleri için koruma tedbiri talebinde bulunanlar korunmalı, şikayeti olmasa bile şiddet durumunda re'sen koruma talepleri uygulanmalı.”