Kalnaz Osman: İbadet yerlerine saldırı ülkeyi istikrarsızlığa sürükler
Demokratik İslam Konferansı Kadın Konseyi’nden Kalnaz Osman, Suriye’de din adına işlenen şiddetin toplumsal barış ve birliği tehdit ettiğini vurgulayarak, ibadet yerlerine yönelik saldırıların ülkeyi istikrarsızlığa sürüklediğini kaydetti.
ASMA MUHAMMED
Qamişlo - Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde faaliyet gösteren Demokratik İslam Konferansı, dinin şiddet aracı olarak kullanılmasının tehlikelerine dikkat çekerek bunun Suriye toplumunun iç barışı ve birliği için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Açıklama, Suriye’nin merkezindeki Humus kentinde bir Şii camisinin hedef alınmasının ardından yapıldı. Demokratik İslam Konferansı Kadın Konseyi yöneticisi Kalnaz Osman, Suriye’de ibadet yerlerine yönelik saldırıların arttığını belirterek, din adına işlenen suçların sivil barışı ciddi biçimde tehdit ettiğini ifade etti. Kalnaz Osman, bu tür saldırıların mezhep çatışmalarını körüklediğini, ülkeyi daha fazla bölünme ve istikrarsızlığa sürüklediğini söyledi.
İbadet yerlerinin hedef alınması
Kalnaz Osman, bu ihlallerin Suriye’de farklı toplumsal ve inanç grupları arasındaki birlikte yaşamın geleceği açısından ciddi bir tehlike oluşturduğuna dikkat çekti. Kalnaz Osman, bugün ülkede cami ve kilise gibi ibadet yerlerine yönelik tekrarlanan saldırıların, dini söylemde tehlikeli bir gerilemeyi ve dinin şiddet ile öldürmenin aracı haline getirilmesinde endişe verici bir dönüşümü yansıttığını ifade etti. Vadi El-Dahab Camisi’nin bombalanmasından önce Hristiyan kiliselerinin de hedef alındığını hatırlatan Kalnaz Osman, bu durumun ibadet mekanlarının Suriye halkına karşı işlenen suçların sahnesine dönüştüğünü açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
‘Toplumu parçalamayı, korku ve nefreti yaymayı amaçlıyorlar’
Kalnaz Osman, söz konusu suçları işleyenlerin kendilerini İslam’a mensup olarak tanıtan aşırılıkçı gruplar olduğunu belirterek, bu yapıların din adına katliam ve yıkım saldırıları gerçekleştirdiğini söyledi. Kalnaz Osman, bu saldırıların dinle hiçbir ilgisinin olmadığını vurgulayarak, barış, merhamet ve insanlığa saygı gibi temel değerlerin açıkça çarpıtıldığını ifade etti. Bugün yaşananların, Müslümanların İslam adına yine Müslümanları hedef alması anlamına geldiğini dile getiren Kalnaz Osman, bunun toplumu parçalamayı, korku ve nefreti yaymayı amaçlayan son derece tehlikeli bir paradoks olduğunu kaydetti. Bu saldırıların sürmesinin, ibadet yerlerini barış ve manevi huzur mekanları olmaktan çıkararak korkunun hakim olduğu alanlara dönüştürdüğünü belirten Kalnaz Osman, artık birçok insanın hedef alınma endişesiyle bu mekanlara gitmekten çekindiğine dikkat çekti.
‘Bugün yaşananlar açıkça adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlalidir’
Kalnaz Osman, sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün Suriye’de yaşanan katliam, insan kaçırma ve ağır ihlaller dalgası, şiddeti haklı çıkarmak ve ona sahte bir meşruiyet kazandırmak için dinin tehlikeli bir kılıf olarak kullanılmasının açık bir göstergesidir. Bu ihlallerin son dönemde Alevi, Dürzi ve Hristiyan topluluklarının üyeleri de dahil olmak üzere farklı dini ve toplumsal grupları hedef aldığını görüyoruz. Tüm bunlar, geçici yönetimin iktidarı ele geçirdiği ve bu politikaların sürdürülmesindeki rolüne ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yaşanmaktadır. Bugün yaşananlar açıkça adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlalidir; ortada hukuki bir suçtan ziyade, insanların dini mensubiyetleri temel alınarak hedef alınması ve katledilmesi söz konusudur. Bu durum, cezalandırmanın mezhepsel temizliğe dönüşmesine yol açmakta ve Suriye toplumunun geleceği açısından son derece tehlikeli bir tablo ortaya koymaktadır.”
Bu uygulamaların toplumda korku ve endişenin yayılmasına yol açtığını söyleyen Kalnaz Osman, “İnsanları dayanışma ve karşılıklı destek yerine şüphe ve ayrılıkla birbirlerine yaklaşmaya itmektedir. Bu gerçekle yüzleşmek, aşırılıkçı söylemleri ifşa etmeyi, birlikte yaşam ve barış değerlerini esas alan, toplumu daha fazla şiddet ve parçalanmaya sürüklenmekten koruyan insancıl bir dini anlayışı teşvik etmeyi gerektirir” dedi.
Kalnaz Osman, Demokratik İslam Konferansı’nın tüm bileşenlere ve dinlere saygı duyan, birlikte yaşamın ve çeşitliliğe saygının önemine inanan, bunu toplumun birliğinin, ülkenin güvenliğinin ve istikrarının gerçek garantisi olarak gören demokratik bir ideoloji inşa etmek için çalıştığını söyledi. Demokratik İslam Konferansı’nın İslam adına işlenen ve fitneye teşvik eden her türlü ihlali reddettiğini sözlerine ekleyen Kalnaz Osman, “Bu bağlamda sesimizi Suriye’nin farklı bölgelerine duyurmayı, etkilenen insanlarla tam dayanışmamızı ifade etmeyi ve her türlü şiddet ile aşırıcılıkla mücadelelerinde onlara desteğimizi vurgulamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeni bir iç savaş tehlikesi
İhlallerin devam etmesinin ülkeyi yeniden iç savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulunan Kalnaz Osman, sözlerini şöyle tamamladı:
“Nefret söylemleri farklı gruplar arasında düşmanlık duygularını pekiştirir. Nefret söylemini görmezden gelmek ve yayılmasına izin vermek, Suriye’yi daha fazla çöküşe ve yıkıma götürecektir. Bu kaderden kaçınmak ise, dinin özüne, merhamet ve saygıya dayalı olan, kışkırtma ve şiddet aracı olarak istismar edilmemesi gereken özüne geri dönmeyi gerektirir.”
Demokratik İslam Konferansı Kadın Konseyi, dijital iletişim yoluyla yürütülen eğitim ve bilinçlendirme programları aracılığıyla sivil barışı teşvik etmeyi, birlikte yaşama kültürünü güçlendirmeyi ve farklı toplumsal bileşenleri karşılıklı saygı ve ortak yaşam temelinde bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Öte yandan son iki gün içinde Suriye’nin kıyı şeridindeki çeşitli kentlerde, Humus ve Hama’da federalizm, ademi merkeziyetçilik ve kendi kaderini tayin hakkı talebiyle barışçıl gösteriler düzenlendi. Ancak bu saldırıları, Heyet Tahrir El-Şam’a (HTŞ) bağlı cihatçı grupların müdahalesiyle saldırı ve sert baskıyla karşılaştı. Gösterilerin dağıtılması sırasında su sıkıldığı, gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanıldığı, araçlarla kalabalığın üzerine sürüldüğü ve keskin nişancı ateşi açıldığı bildirildi. Yaşanan müdahaleler sonucunda ölümlerin ve yaralanmaların olduğu teyit edildi.