‘Kadınlar barış sürecinin izleyicisi değil kurucu özneleridir’

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Berfin Atlı, 8 Mart haftasında Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme tartışmalarına kadınların eşit ve etkin katılımının şart olduğunu vurguladı.

ELİF AKGÜL

İstanbul- Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne ilişkin süreç ilerlerken, Meclis’te kurulan komisyonun hazırladığı rapora dair kadınlar da eleştirilerini dile getirdi. Daha önce komisyonda dinlenmiş olan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Meclis’te kurulan komisyonun hazırladığı rapora ilişkin yaptığı açıklamada, kadınların deneyimlerinin ve taleplerinin raporda yer almadığını belirterek itirazlarını kamuoyuyla paylaştı.

İnisiyatif, komisyona sundukları raporda savaşın kadınlar üzerindeki etkilerini, zorunlu göçü, yoksullaşmayı, bakım emeğinin artmasını ve cinsel şiddeti gündeme getirdiklerini ancak bu uyarıların nihai raporda karşılık bulmadığını ifade etti. Açıklamada, “kadınların deneyimi, emeği, hafızası ve sözü dışlanarak kurulan hiçbir sürecin gerçek ve kalıcı bir barış yaratamayacağı” vurgulanarak kadınların barış sürecinde eşit temsilinin zorunlu olduğu belirtildi.

‘Kadın’ kelimesi neredeyse yok!

İnisiyatif ayrıca komisyonun yapısına ve raporun yaklaşımına da eleştiri yöneltti. 51 üyeli komisyonda yalnızca 10 kadının yer aldığına dikkat çekilirken, dinlenen kurumlar arasında da kadın örgütlerinin çok sınırlı sayıda olduğu ifade edildi. Açıklamada, 18 Şubat 2026’da kabul edilen raporda “kadın” kelimesinin neredeyse hiç geçmediği belirtilerek raporun sorunu dar bir güvenlik ve “terör” çerçevesinde ele aldığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokratikleşme perspektifinin ise yok sayıldığı dile getirildi. Kadınların barış süreçlerinde yalnızca dinlenen değil, karar alan aktörler olarak yer alması gerektiği vurgulandı.

‘Barışın kurucu özneleriyiz’

Kadınların barış süreçlerinde kurucu özne olarak yer alması gerektiğini vurgulayan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Berfin Atlı kadınların en temel beklentisinin barış sürecinin demokratik ve kapsayıcı bir toplumsal dönüşüme evrilmesi olduğunu vurguluyor. Berfin Atlı, bu süreçte kadınların deneyimlerinin ve sözünün belirleyici olması gerektiğini ifade ediyor:

“Kadınlar olarak en temel beklentimiz aslında bir yılı aşkındır üzerinde konuştuğumuz, mücadelenin bir parçası olduğumuz bu sürecin, gerçekten bir barış sürecine dönüşmesi, demokratik, kapsayıcı, farklı aktörleri de içeren toplumsal bir barışa dönüşmesi. Türkiye'deki deneyimlerimiz bize bir şeyi çok açık bir şekilde gösterdi. Sözümüzün olmadığı, deneyimlerimizin, tecrübelerimizin hesaba katılmadığı hiçbir süreç toplumsal olarak kalıcılaşamaz. Bugün kadınlar olarak yalnızca süreci izleyen bir yerde durmuyoruz. Bu sürecin aynı zamanda kurucu özneleriyiz; bu süreci ören, bunun için mücadele eden özneleriz.”

‘Savaşın yükü kadınların omzunda’

Kadınların savaş ve çatışma süreçlerinden doğrudan etkilendiğini belirten Berfin Atlı, militarizmin gündelik hayat üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Berfin Atlı’ya göre çatışma ortamı kadınlar açısından yoksullaşma, zorunlu göç ve şiddetin farklı biçimlerinin yoğunlaşmasına yol açıyor:

“Savaş ve çatışma süreçlerinin yükünün kadınların boynuna kaldığını da çok iyi biliyoruz. Bunun farklı farklı çalışmalarını da yaptık. Yerinden edilme, yoksullaşma, bakım yükünün artması, erkek şiddeti, cinsel şiddet gibi farklı şiddet türlerinin de yoğunlaşması aslında çoğu zaman bu savaş zemininde gerçekleşiyor. Tüm bunlara rağmen aslında barış ve çözüm tartışmalarında hala kadınların temsilinin çok sınırlı olduğunu görüyoruz. Hem raporlarda hem kurulan komisyonlarda hem müzakere masalarında yeterince yer almadığımızı görüyoruz.”

‘Kadınlar sürece aktif özneler olarak dahil edilmeli’

Dünya deneyimlerine bakıldığında kadınların barış süreçlerine katılımının süreçleri daha kalıcı ve demokratik hale getirdiğinin altını çizen Berfin Atlı, bu nedenle kadınların sürece aktif özne olarak dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor:

“Oysa dünyanın farklı yerlerindeki barış süreçlerine baktığımızda kadınların, LGBTİ+'ların katılımının çok daha işe yaradığını, süreçleri çok daha kalıcılaştırdığını, demokratik sonuçlar ürettiğini görebiliyoruz. Bu nedenle kadınlar olarak aslında beklentimiz çok açık: Tanık olmak değil, izleyici olmak değil, aktif özneler olarak tanımlanmak. Çünkü kendimizi zaten böyle tarifliyoruz.”

Meclis’te hazırlanan rapora da değinen Berfin Atlı, kadınların deneyimlerinin ve demokratikleşme başlığının yeterince güçlü ele alınmadığını söylüyor. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin hazırladığı raporun Meclis’e sunulduğunu ancak bu görüşlerin yeterince karşılık bulmadığını belirterek şöyle devam ediyor:

“Meclis’in hazırladığı rapora da baktığımızda, önemli başlıkların oldukça sınırlı ele alındığını görüyoruz. Yeterince güçlü alınmayan başlıklardan biri demokratikleşme, ama bir yandan da kadınların özgün deneyimleri ve talepleri olduğunu görüyoruz. Aslında rapordan önce Meclis’e gidip Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak bir konuşma gerçekleştirmiştik, sunum gerçekleştirmiştik ve bunun sonucunda Meclis’e raporumuzu sunmuştuk. Raporda bunların pek de bir karşılığının olmadığını görüyoruz.”

‘Kadınların deneyimleri ve demokratikleşme perspektifi raporda yok’

Kadınların yaşadığı deneyimler, militarizmin gündelik hayata etkileri ve savaşın yarattığı kadın yoksulluğu, zorunlu göç, bakım emeği ve cinsel şiddet gibi meseleler görünür değil” uyarısı yapan Berfin Atlı, “Dolayısıyla biz eşitsizliğin şiddetinin, adaletsizliğin kadınların perspektifinden de bu raporda yer almasını isterdik” diyor.

Berfin Atlı, demokratikleşme başlığının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek ana dil hakkı, ifade özgürlüğü ve kayyım politikaları gibi konuların da barış tartışmalarının parçası olması gerektiğini kaydederek şunları ifade ediyor:

“Bununla beraber tabii ki en önemli eksiklik bir demokratikleşme perspektifinin olmaması, bunun yeterince güçlü bir şekilde ele alınamıyor olması. Ana dil hakkının, siyasetin suç gibi lanse edilmesi, terör söyleminin devam etmesi, ifade özgürlüğü ve kayyım politikaları gibi meseleler yeteri kadar incelikli bir şekilde işlenmemiş maalesef.”

‘Barış talebimizde ısrarcıyız’

Kadınların barış sürecinde eşit ve anlamlı biçimde temsil edilmesi gerektiğini vurgulayan Berfin Atlı, hukuki düzenlemeler yapılması ve demokratik siyasetin alanının genişletilmesi gerektiğini söylüyor:

“Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak tam da bu nedenle bu çalışmaların yeterli olmadığını, somut adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz ve sıklıkla dile getiriyoruz. Kadınların eşit ve anlamlı temsili sağlanmalı. Kadın aktörler ve farklı birçok aktör bu sürecin bir parçası haline gelmeli. Demokratikleşmenin önünü açacak hukuki düzenlemeler bir an önce yapılmalı. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu yeniden ele alınmalı.”

“Siyasetin suç olmaktan çıkarılması için demokratik siyasetin ve demokratik siyasi alanın hem bu gibi çalışma alanlarıyla hem de doğrudan toplumsal tabanda genişletilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Berfin Atlı, “Tekrar hatırlatmak istiyoruz: Barış talebimizde ısrarcıyız. Bu mücadeleyi büyüteceğiz ve bu mücadeleyi büyütmek için sizler de isterseniz, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi'ne dahil olabilirsiniz” çağrısında bulunuyor.