Kadınlar 2 Mart’ta ‘Genişletilmiş Ulusal Birlik’ toplantısı düzenleyecek

Kürt Kadın Birliği Platformu, 2 Mart’ta Amed’de “Genişletilmiş Ulusal Birlik Toplantısı” düzenleyecek. Birlik, yaptıkları açıklamayla kadınları toplantıya katılmaya çağırdı.

Amed - Kürt Kadın Birliği Platformu, ulusal birlik için Amed’de 2 Mart’ta yapılacak genişletilmiş toplantıya ilişkin ÇandAmed Kongre Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Çok sayıda kadının katıldığı toplantıda, basın metnini platform üyesi Laleş Biçimli okudu.

Okunan metinde şu ifadeler yer aldı: “Bölgedeki tüm halklar gibi biz de coğrafyamızda hiç olmadığı kadar kaos ve savaş durumuyla karşı karşıyayız. Bugün emperyalist güçlerin desteğiyle İsrail'den Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmesi isteniyor. DAİŞ kalıntılarının katılımıyla kurulan ve hegemonik güçler tarafından kendini arındırması ve meşruiyet kazanması istenen yeni Suriye rejimi, Mart 2025'te Lazkiye'de Alevi halkını ve Temmuz 2025'te Süveyda'da Durzî halkını tüm dünyanın gözü önünde vahşice saldırılarla katletti. Kadınların, halkların, farklı inanç gruplarının ve tüm insanlığın düşmanı olan bu cihatçı çeteler, egemen güçlerden onay ve izin alarak Kürt soykırımını gerçekleştirmeye çalıştı. Bu izin ve onay ise, 6 Ocak'ta ABD'nin arabuluculuğu, Fransa'nın desteği ve Türkiye'nin gözetimi altında Paris'teki Şam-İsrail görüşmesinde verilmiştir. Aynı akşam da, Halep'in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde Kürtler, Şara hükümeti ve çeteler tarafından saldırıya uğramış, Kobanê kuşatmasıyla aynı durum ve tehlike bugün de devam etmektedir. 

Rojava Devrimi'ni boğmayı, yok etmeyi ve ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar

Bu anlayışla, Lozan Antlaşması'ndan yüzyıl sonra Kürtleri tekrar kanun dışı bırakmak istiyorlar. 14 yıldır, savaş, şiddet, sömürgecilik ve kadınlara yönelik düşmanlığa karşı demokratik bir ulus perspektifiyle, Kuzey-Doğu Suriye ve Rojava’da kurulan demokratik yönetimi yıkmaya ve ortadan kaldırmaya, planlanan entegrasyonu engellemeye çalışıyorlar. Batı Kürdistan'da, özellikle Kobanê'de Kürtlere karşı halkların ve inançların varlığına yönelik bu kuşatma ve savaş, bölgedeki egemen güçlerin ve ortaklarının büyüklüğünü göstermiştir. Bu kapitalist ve sömürgeci güçler, bir kadın devrimi olan Rojava Devrimi'ni boğmayı, yok etmeyi ve ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu nedenle, halkların barış içinde birlikte yaşama iradesini engellemek ve yenmek için Ortadoğu'da böyle bir uluslararası komplo devreye koydular.

Açıkça ve net bir şekilde belirtmek gerekir ki, bu komplo Barış ve Demokratik Toplum Süreci sırasında gerçekleştirilmiştir. Mevcut durum, Kürtlerin tarih boyunca her türlü baskı, zulme, sömürgeciliğe ve yıkım politikalarına rağmen büyük direniş ve fedakarlıklarla elde ettikleri kazanımlara karşı bir plandır. Bu, Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlük, demokrasi ve ortak yaşam çözüm perspektifine karşı geliştirilmiştir. Ancak emperyalist güçler bölgemizde ve coğrafyamızda tartışma ve karışıklık yaratmak isteseler de, hiçbir uluslararası yasayı tanımasalar da, ‘her şeyi yapabilirim’ yaklaşımıyla hareket etseler de, bu Kürtlerin direnişiyle bir kez daha boşa çıkarılmış ve anlamsız hale getirilmiştir. Kürt halkı, öz savunmasıyla, direnişiyle, siyasi ve örgütsel gücüyle kendini kanıtlamıştır.

Sykes-Picot Anlaşması'nın yenilendiği bu süreçte, ulusal birlik Kürtler için hayati gerekliliktir

Kürdistan'ın her köşesinde ve dünyanın her yerinde Kürtler, Kobanê kuşatması sırasında günlerce meydanlarda ve sokaklarda sıralanıp hep birlikte haykırıyorlar. Kobanê'deki Kürt halkının direnişi ve bu kuşatma karşısında sessiz kalmamaları, halkımız arasında sosyal ve duygusal bağ kurarak ortak ve güçlü bir duruş oluşturmuş, Rojava için ulusal birlik yaratmış ve Kürdistan'da çizilen yapay sınırları anlamsız kılmıştır. Sykes-Picot Anlaşması'nın yenilendiği bu süreçte, ulusal birlik Kürtler için hayati ve kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir.  Bu her Kürt ve Kürdistanlı için bir zorunluluktur. Kürt siyaseti de kamuoyundan şu soruyla karşı karşıya kalmıştır: ‘Bugün değilse ne zaman?’ Kürt siyaseti de sorumluluğunu yerine getirmelidir.

Kürdistanlı kadınlar, ulusal birliğine öncülük etmek için gerekli güce sahiptir

Demokratik ulusal birlik inşasında en dinamik güç, şüphesiz ki bugün dünya çapındaki mücadelesiyle Kürdistan özgür kadın mücadelesidir. Kadınların bu gelişimi ve liderliği, ulusal birliğin gerçekleşmesi için zemin hazırlamıştır. Kürdistan ve dünya genelinde eşsiz ve sürekli bir mücadele yürüten Kürdistanlı kadınlar, halkın ulusal birliğine öncülük etmek için gerekli bilgiye, beceriye ve güce sahiptir. Statüsüz bırakılıp yağma ve sömürgeleştirme yeri haline getirilen Kürdistan coğrafyası, özellikle kadın bedeni üzerinden tüm insani değerlerin yok edildiği ve ihlal edildiği bir yerdir. ‘Savaşçı kadınlara’ karşı gerçekleştirilen insanlık dışı eylemlerin ve DAİŞ zihniyetinin uygulanmasının birçok örneğini gördük. Kürtler için kadınlar ve kadınlarla ilgili her şey kutsaldır ancak bu çağın vahşileri ve barbarları onları yok etmek istiyor. Paylaştıkları ve sergiledikleri örgülü saçlar, bugün kadınlar için bir özgürlük sembolü haline geldi ve Kürtler arasında ulusal birlik duygusunu en üst düzeye çıkardı.

2 Mart toplantısına davet

Bugün Kürt halkının demokratik birliğinin gerçekleştirilmesi, kadınların özgür iradesine dayanan stratejik bir karar ve dolayısıyla tarihi bir girişimdir. Kadınlar tarafından toplumsal bir sözleşme temelinde belirlenen bu strateji, Kürtlerin tüm farklılıklarının, renklerinin ve seslerinin ortak yaşamının garantisidir. Çünkü Kürt kadınların birliği, ulusal birliğin ve demokratik bir ulusun birliğinin harcıdır. Bu hassas ve önemli süreçte, ‘Jin, jiyan, azadî’ ruhuyla Kürdistan'da ve dünyanın her yerinde yaşayan tüm Kürt kadınları, bir araya gelmeye, birlikte barış ve demokratik bir toplum inşa etmeye çağırıyoruz. Sizleri 2 Mart 2026'da Amed’de yapılacak toplantıya davet ediyoruz.”

Açıklama "Jin, jiyan, azadî" ve "Biji yekitiya jinên Kurd" sloganlarıyla son buldu.