Kadın genital mutilasyonu: Yasaklara rağmen küresel bir tehdit
Kadın genital mutilasyonu, Ortadoğu, Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde milyonlarca kadını etkilemeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler’in 2020 verilerine göre, dünya genelinde 200 milyon kadın ve kız çocuğu sünnet edildi.
HERO ALİ
Haber Merkezi – Kadın genital mutilasyonu (FGM), kadınların cinsel organlarının dış kısmının kısmen veya tamamen çıkarılması uygulamasıdır. Bu uygulamayı ortadan kaldırmak için yıllardır küresel çapta çeşitli çabalar yürütülse de, bazı ülkelerde FGM hala devam etmektedir. Birleşmiş Milletler, 6 Şubat’ı Kadın Genital Mutilasyonuna Karşı Mücadele Uluslararası Günü ilan ederek, her yıl bu tarihte farkındalık yaratılmasını hedeflemektedir.
Sünnetin tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, araştırmalar yaklaşık 2 bin yıl öncesine kadar uzandığını göstermektedir. Bazı Mısır mumyalarında kadın sünnetine dair izler bulunması, uygulamanın eski Mısır uygarlığında başladığını düşündürmektedir. Daha sonra tropikal Afrika, Filipinler ve Amazon’un üst bölgelerindeki bazı kabileler tarafından da uygulanmış ve birçok toplulukta gelenek haline gelmiştir.
Kadın sünneti ciddi riskler taşıyor
Kadın sünneti, uluslararası alanda kadın haklarının ihlali olarak kabul ediliyor ve köklü cinsiyet eşitsizliğini yansıtan bir ayrımcılık biçimi olarak görülüyor. Bazı toplumlarda bu uygulamanın genç kadınların cinsel davranışlarını kontrol etmek veya tam kadınlığa ulaşmanın bir yolu olduğu düşünülse de, Dünya Sağlık Örgütü ve birçok uluslararası sağlık kuruluşu, kadın sünnetinin tıbbi bir faydasının olmadığını ve ciddi sağlık riskleri taşıdığını vurguluyor. Riskler, sünnetin daha şiddetli türlerinde daha yüksek olurken, doktor ve sağlık çalışanlarının bu uygulamalara katılmamaları ve katılanların yasal yaptırımlarla karşılaşmaları gerektiği bildiriliyor.
Kadın genital mutilasyonu genellikle 5-9 yaşları arasında gerçekleştirilse de, bazı bölgelerde doğumdan sadece birkaç gün sonra veya evlilik ile ilk gebelik sırasında da yapılabiliyor. Uygulamanın nedenleri bölgeden bölgeye farklılık gösteriyor ve toplumsal, kültürel ve ailevi faktörlerin bir karışımı olarak şekilleniyor. Bazı topluluklarda sünnet, kız çocuklarını yetişkinliğe ve evliliğe hazırlamanın bir gereği olarak görülüyor ve dini bir dayanak olduğu düşünülse de, hiçbir dini metin bu uygulamayı zorunlu kılmıyor. Kadın genital mutilasyonunun sağlık riskleri ciddi boyutlarda. Ani komplikasyonlar arasında aşırı ağrı, kanama, genital dokuda şişme, enfeksiyon, idrar zorluğu, yara iyileşme sorunları ve hatta ölüm yer alıyor. Bunun yanı sıra, uygulama hem kısa hem de uzun vadede stres, kaygı ve depresyon gibi psikolojik etkilere yol açabiliyor.
92 ülkede bu uygulamaya başvurulmuş
Kadın genital mutilasyonu (FGM), dünya çapında 92 ülkede belgelenmiş olup, bu zararlı uygulamanın küresel boyutunu ve ortadan kaldırılması için kapsamlı bir çaba gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ortadoğu'da bu uygulama Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Irak, İran, Ürdün, Filistin, Hindistan, Endonezya, Malezya, Sri Lanka, Bangladeş, Tayland, Brunei, Singapur, Kamboçya, Vietnam, Laos, Filipinler, Afganistan, Pakistan ve Maldivler'de görülmektedir.
7 milyonun üzerinde yeni vaka tehlikesi
Kadın sünnetinin Avustralya, Gürcistan, Rusya ve İngiltere'de de uygulandığı bildirilmiştir. Ayrıca Güney Amerika'da Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Kolombiya, Ekvador, Panama ve Peru'da da kaydedilmiştir. Kadın sünneti, Ortadoğu, Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde her yıl milyonlarca kadının ölümüne neden olmaktadır. Birleşmiş Milletler’in 2020 verilerine göre, dünya genelinde bugün 200 milyon kadın ve kız, bir tür FGM geçirmiş durumdadır. Bu sayının 2030 yılına kadar 4,6 milyon, önümüzdeki 10 yıl içinde ise 7 milyonun üzerinde yeni vakaya ulaşması öngörülmektedir.
Dünya genelinde 84 ülkede, kadın sünnetini yasaklayan veya cezalandırmayı öngören yasalar bulunuyor. Bu yasalar, doğrudan ceza kanunları, çocuk koruma kanunları, kadına karşı şiddet kanunları veya aile içi şiddet yasaları aracılığıyla uygulanabiliyor. Örneğin, 2011 tarihli 8 numaralı Kanun’a göre, kadın genital mutilasyonu yasaklanmış olup, bu uygulamaya katılan veya girişimde bulunan kişiler en az altı ay, en fazla iki yıl hapis cezasıyla yargılanabiliyor. Uygulamaya yardım edenler ise mahkeme kararıyla üç yıl süreyle meslekten men edilebiliyor.
Federal Kürdistan’da faaliyet gösteren Alman Vadisi Örgütü’nün verilerine göre, 2022 yılında Ranya’da 147, Hewlêr’de 66 olmak üzere toplam 200’den fazla vaka kaydedildi. Bu vakalarda mağdurlar bebeklikten 18 yaşına kadar farklı yaşlarda sünnet edildi. 2024 yılı istatistiklerine göre ise bölgede 100 vaka tespit edilirken, bunların 60’ı Ranya, 40’ı Hewlêr’de gerçekleşti ve tüm vakalar 18 yaşın altındaki kız çocuklarını kapsıyordu.
Bu nedenle, kadın genital mutilasyonu olgusunu ortadan kaldırmak için devam eden çabalara rağmen, yeniden ortaya çıkma riski her zaman mevcuttur. 2024 yılındaki son istatistiklere göre, her yıl milyonlarca kadın bu olgunun kurbanı olmakta ve bu sayı artmaya devam etmektedir.