Kadın bilimi ve toplumsal dönüşüm: Yeni bir özgürlük perspektifi
Kadın bilimi (jineoloji), kadın devrimine bilimsel zemin sunarak özgür yaşamın imkanlarını görünür kılıyor; Rojava’da yaşanan dönüşüm ise kadın özgürlüğünün bir ütopya değil, bugünden inşa edilen somut bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.
BANYAN MAGOSA*
Haber Merkezi - Devrim çoğu zaman yalnızca iktidarın el değiştirmesi olarak görülür. Oysa tarih bize, iktidar değiştiği halde yaşam değişmiyorsa bunun yalnızca başka bir tahakküm biçimi olduğunu gösterir. Bu nedenle kadın devrimi, geleneksel devrim tanımlarını aşar; çünkü hedefi iktidar değil, bizzat yaşamın kendisidir.
Kadın devrimi; ekonomi, siyaset, bilgi üretimi, aile ve cinsellik gibi tarih boyunca kadınların sistematik biçimde dışlandığı alanlarda köklü dönüşümler yaratmayı amaçlar. Bu anlamda kadın özgürlüğü ideolojik bir hayal değil, somut bir özgürleşme sürecidir. Günümüzde “kadın özgürlüğü” adıyla elde edilen kazanımların önemli bir bölümü kota sistemleri, hukuki eşitlik ve sınırlı temsil hakları gibi yapısal reformlarla sınırlıdır. Ancak bu kazanımlar, erkek egemen bir sistem içinde kaldığı sürece kırılgandır. Nitekim savaş, kriz ve otoriter dönemlerde ilk ihlal edilen haklar çoğu zaman kadın hakları olur. Bu gerçek, kadın özgürlüğünün yalnızca reformlarla değil, toplumsal devrimle güvence altına alınabileceğini gösterir.
Kadınların önemli kazanımları nereden doğdu? Bu sorunun yanıtı soyut teorilerde değil, somut deneyimlerde aranmalıdır. Kürdistan kadın özgürlük hareketinin deneyimi bu açıdan çarpıcı bir örnektir.
Kadın iradesinin siyasetteki yeri
Eşbaşkanlık sistemi gibi yapılar sayesinde kadınlar yalnızca sembolik temsille sınırlı kalmamış, doğrudan karar alma mekanizmalarının öznesi haline gelmiştir. Böylece siyaset, erkeklerin tekelinden çıkarak toplumsal ve kolektif bir alan haline dönüşmüştür. Kadınlar yalnızca temsil değil, yönetim ve liderlik düzeyinde de aktif rol üstlenmiştir.
Kadın ekonomisi ve kooperatifler
Rekabet ve sömürüye dayalı kapitalist ekonomi modelinin karşısında, kadın öncülüğünde gelişen kooperatifler dayanışma ve ortak üretim temelinde alternatif bir ekonomik alan yaratmıştır. Bu yapılar, kadınları ücretsiz ev içi emek ve güvencesiz işlerden kısmen kurtarmış; kadınların ekonomik kararlarını kendi iradeleriyle alabilmelerinin önünü açmıştır.
Öz savunma
Kadın devriminin en önemli kazanımlarından biri öz savunma anlayışıdır. Kadınlar öz savunmayı yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak benimsemiş; böylece korunmaya muhtaç varlıklar olmaktan çıkıp yaşamlarını savunan öznelere dönüşmüştür.
Aile ve toplumsal ilişkilerde dönüşüm
Aile, tarih boyunca kadınların en eski tahakküm alanlarından biri olarak görülmüştür. Bu nedenle zorla evlilik, çok eşlilik ve kadın bedenini denetleyen gelenekler reddedilmiş; kadın ve erkek arasındaki ilişkilerde eşitlik ve özgürlük temelinde yeni yaşam biçimleri geliştirilmiştir. Bu dönüşüm, hem kadınların hem erkeklerin özgürleşmesini hedefleyen bir toplumsal proje haline gelmiştir.
Bilgi ve eğitim alanında kazanımlar
Kadın biliminin gelişmesiyle kadınlar bilginin nesnesi olmaktan çıkıp öznesi haline gelmiştir. Akademiler, araştırma merkezleri ve eğitim faaliyetleri aracılığıyla kadın tarihinin yeniden yazılması yönünde çalışmalar başlatılmıştır.
Jineoloji, kadın biliminin bilimsel temelidir
Kadın bilimi yalnızca kadın devrimini savunmakla kalmaz; ona bilimsel bir zemin de sağlar. Erkek egemen sosyal bilimlerin görmezden geldiği gerçekleri açığa çıkarır. Kadının tarihsel rolünü, toplumdaki konumunu ve köleleştirilme mekanizmalarını analiz ederek özgür yaşamın olanaklarını görünür kılar. Bu nedenle kadın bilimi feminist hareketin alternatifi değil; onu besleyen, derinleştiren ve özgürlüğe evrensel bir temel kazandıran bir kaynaktır. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya kadar kadınların deneyimlerini ortak bir özgürlük perspektifinde buluşturma potansiyeline sahiptir.
Kadın devrimi geleceğe ertelenmiş bir ütopya değil, bugün Rojava’da yaşanan somut bir toplumsal dönüşümdür. Kazanımları yalnızca yasalarla sınırlı değildir; doğrudan yaşamın içinde karşılık bulur. Kadın devrimi bireyi özgürleştirirken toplumu dönüştürür; toplumu dönüştürerek de insanlığı yeniden kurar. Bu nedenle kadın devrimi yalnızca “kadın meselesi” değil, insanlığın özgürleşme meselesidir.
*Jineoloji Akademisi üyesi