Kabil’de rehabilitasyon merkezi vuruldu: Aileler kayıplarının izini sürüyor

Pakistan’ın hava saldırısında hedef alınan rehabilitasyon merkezinde yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Yakınlarından haber alamayan aileler merkez önünde beklerken, olay Afganistan’daki insani krizin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

BAHARİN LEHİB

Kabil – Pakistan 17 Mart’ta bir kez daha Kabil ve Nangarhar’a hava saldırısı düzenledi. Kabil’de hedef alınan yerlerden biri de uyuşturucu bağımlılarının tutulduğu bir rehabilitasyon merkezi oldu.

Eski hükümetin Sağlık Bakanlığı’nın 2020 verilerine göre Afganistan genelinde yaklaşık 3.5 milyon bağımlı bulunuyordu. Bunların 850 bini kadınlardan oluşurken, 2 bin 670 kişi yüksek riskli kullanıcı olarak sınıflandırılmıştı. Aynı yıl bağımlı çocuk sayısı ise 2 bin 150 olarak açıklanmıştı. Afganistan, uzun yıllardır dünyada uyuşturucu üretiminin başlıca merkezlerinden biri olarak biliniyor.

2021 yılında Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından, uyuşturucu üretiminin azaldığı iddia edildi. Ancak Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2023 verilerine göre, hem üretim hem de bağımlılık oranları artmaya devam ediyor. Kuruma göre 27 bin kişi en tehlikeli uyuşturucu türlerini kullanıyor; bunların yüzde 10’unu kadınlar, yüzde 8’ini ise 15 yaş altı çocuklar oluşturuyor.

Afganistan’da uyuşturucu üretiminin geçmişi çok eskiye dayanmıyor. Bu durum, Sovyet işgali (1979-1991) sonrası yaygınlaştı. Ardından iç savaş yılları (1991-1996) ve Taliban’ın ilk dönemi (1996-2001) ile birlikte daha da arttı. ABD ve NATO’nun 2001’deki müdahalesiyle kurulan dönemde ise üretim ve bağımlılık daha da yükseldi ve bu süreç günümüze kadar sürdü. Tanıklar, son 20 yılda büyük uyuşturucu üreticilerinin üst düzey yetkililer tarafından korunduğunu, bugün ise bazı Taliban yetkililerinin benzer destek sunduğunu öne sürüyor.

Resmi olarak Taliban güçlerinin uyuşturucu ekim alanlarını yok ettiği belirtilse de, gerçekte küçük alanların hedef alındığı ve bunun daha çok göstermelik bir uygulama olduğu iddia ediliyor.

Bu süreçte en büyük zararı yine yoksul ailelerin gençleri görüyor. Uyuşturucu bağımlılığı, gençlerin hayatlarını yok ederken, son saldırıda da yüzlerce kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.

Saldırının ardından bağımlıların tutulduğu kampın önüne giden aileler, çocuklarının akıbetini öğrenmeye çalıştı. Ancak kimsenin içeri girmesine izin verilmedi. Kamp çevresine yaralı ve hayatını kaybedenlerin listeleri asıldı, fakat birçok aile yakınlarının isimlerini bu listelerde bulamadı.

‘Ahşaplardan dolayı yangın çok yayıldı’

22 yaşındaki Veli Noroz, yaklaşık bir ay önce kamptan ayrıldığını belirterek, Avrupa’ya gitmek için Afganistan’dan İran’a geçtiğini, orada çalıştıktan sonra Türkiye’ye ulaştığını söyledi. Veli Noroz, burada kaldığı kişiler aracılığıyla uyuşturucu kullanmaya başladığını ifade etti. Daha sonra yakalanarak Türkiye’deki bir kampa götürüldüğünü, burada dini eğitim ve meslek kursları verildiğini, tedavi sonrası serbest bırakıldığını aktardı.

Veli Noroz, kampın ahşap yapılarından dolayı saldırı sonrası büyük bir yangın çıkmış olabileceğini ve çok sayıda kişinin bu nedenle hayatını kaybetmiş olabileceğini söyledi.

Kampın önünde bekleyen annelerden biri olan Sekine Ali ise oğlunun durumunu öğrenmek için kapıya vurdu, ancak yanıt alamadı. Daha sonra listelerde oğlunun adını bulan anne büyük bir acı yaşadı. Çevrede bulunan bazı kişiler, bazı cenazelerin tanınamayacak halde olduğunu ifade etti.

Olay yerinde büyük bir kaos, korku ve acı hâkimdi. Saldırıda kamp çalışanlarının da hayatını kaybettiği belirtildi.

Bu olay, Afganistan’daki uyuşturucu krizinin yalnızca sağlık sorunu olmadığını; aynı zamanda insani, toplumsal ve güvenlik boyutları olan büyük bir felakete dönüştüğünü bir kez daha ortaya koydu. Yıllardır süren savaş, yoksulluk ve istikrarsızlık bağımlılığı artırırken, tedavi merkezlerinin bile artık güvenli olmadığı görülüyor. Bu saldırı, sadece savunmasız insanların hayatını değil, aynı zamanda ailelerin umutlarını da yok etti.