Husi milislerinin cezaevlerinde kadınlara yönelik sistematik ihlalleri raporlandı
Husi kontrolündeki Yemen cezaevlerinde kadınların keyfi gözaltı, işkence, cinsel saldırı girişimleri ve iftiraya maruz kaldığı ortaya kondu. Hanen Cafer’in yaşadıklarına dikkat çekildi.
Haber Merkezi - Husi milisleri, cezaevlerinde kadınlara yönelik sistematik ihlaller gerçekleştiriyor. Yeni raporlar, keyfi gözaltı, zorla kaybetme, psikolojik ve fiziksel işkenceye ek olarak cinsel saldırı girişimleri ve iftira atma gibi uygulamaları “dehşet verici” olarak niteliyor ve bunun ulusal yasalar ile uluslararası insan hakları sözleşmelerine açık bir ihlal olduğunu ortaya koyuyor.
Yemen’de Kadınlar için Barış İttifakı, Husi kontrolündeki bölgelerde kadınlara yönelik en vahşi suçlara dikkat çeken kapsamlı bir insan hakları raporu yayınladı. Raporda, başkent Sana’da mağdur olan Hanen Cafer’in uğradığı ağır ihlaller belgeleniyor. Rapor, Hanen Cafer’in “bir yıl süren cehennem” olarak nitelendirdiği süreci şok edici bir biçimde anlatıyor. Rapora göre Hanen Cafer, herhangi bir mahkeme kararı veya yasal gerekçe olmaksızın Husi güvenlik güçleri tarafından kaçırılmış ve keyfi olarak alıkonulmuş. Bu durum, ulusal yasalar ve uluslararası insan hakları sözleşmeleri açısından ciddi bir ihlali oluşturuyor.
Gözaltında cinsel saldırı girişimi
Rapor, Hanen Cafer’in Polis Fakültesi mezunu ve 2004’ten beri İçişleri Bakanlığı çalışanı olduğunu belirtiyor. Hanen Cafer’in zorla kaybettirme sürecine tabi tutulduğu, ailesiyle iletişim kurmasının veya ziyaret almasının engellendiği, çeşitli psikolojik ve fiziksel işkenceye uğradığı ve itibarını zedelemek için sistematik taciz edildiği ifade ediliyor. Raporda, Hanen Cafer’in planlı olduğu belirtilen bir cinsel saldırı girişimine maruz kaldığı, bunun yanında ahlaki ve yasal iftiralara da uğradığı aktarılıyor. Bu yöntemler, Husi milisleri tarafından kadınları susturmak, toplumu korkutmak ve mağdurları psikolojik olarak sindirmek amacıyla sistematik olarak uygulanıyor.
Faillere dokunulmazlık
Husilerin bazı liderleri ve güvenlik yetkililerinin bu ihlallerde doğrudan rol aldığı belirtilirken, kapalı bir baskı sistemi içinde faillerin korunduğu ve görünmeyen bir dokunulmazlık sağlandığı vurgulanıyor. Hanen Cafer’in daha sonra serbest bırakılması, kendisine karşı herhangi bir yasal dosya veya suçlama bulunmadığını ortaya koyuyor ve Husi iddialarının gerçek dışı olduğunu kanıtlıyor. Raporda, alıkoymanın tamamen intikam ve siyasi motivasyonlarla gerçekleştirildiği, yasa ve insan onuruna saygısı olmayan bir milis zihniyetiyle yapıldığı ifade ediliyor.
Rapor, uluslararası toplumun sessizliğinin Husilerin bu suçları sürdürmesini teşvik ettiğini vurgularken, Husileri Yemenli kadınlara yönelik korkunç ihlallerden tamamen sorumlu tutuyor ve suçluların cezasız kalmasını önleyecek acil bir müdahale çağrısında bulunuyor.