Hama Adliyesi’nde avukatlara yönelik gözaltılar tepki çekti
Hama Adliyesi’nde kadın avukatlara yönelik gözaltılar ve sorgularda mezhepçi ifadelerin kullanıldığı iddiaları hukuk çevrelerinde tepki çekti.
Haber Merkezi – Suriye’nin Hama kentinde bazı kadın avukatların gözaltına alınması ve sorgu süreçlerinde mezhepçi ifadelerin kullanıldığı iddiaları, hukuk ve insan hakları çevrelerinde büyük tepkiye yol açtı. Yaşananlar, yargı kurumları içindeki “gayriresmi yapıların etkisi” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Hama Adliyesi’nde yaşanan gözaltı ve uygulamalar, hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Kadın avukatlara yönelik işlemlerin “alışılmış yargı prosedürlerinin dışında” gerçekleştiği belirtilirken, olayların ardından adliye içinde gerginlik yaşandığı aktarıldı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre tartışmalar, “Ebu Şeyma” adlı bir kişinin avukat Faten Dabbul’u adliye kafeteryasında gözaltına alıp görüntü kaydı almasıyla başladı. Çok sayıda hukukçu, bu durumu adliye içerisindeki “kaos ve yetki aşımı”nın göstergesi olarak değerlendirdi.
Faten Dabbul daha sonra adli teftiş birimine sevk edilirken, beraberinde üç kadın avukatın daha gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınan avukatların Devle İbrahim, Rim İsa ve Meryem İbrahim olduğu kaydedildi.
Mezhepçi sorular
Suriye’deki hak örgütleri ve hukuk platformlarının aktardığı bilgilere göre, dört kadın avukatın sorguları sırasında mezhep temelli sorular yöneltildi. İddialara göre avukatlara, “Sünni müvekkillerin neden kendilerini vekil olarak seçtiği” yönünde sorular soruldu ve mezhepsel imalar içeren ifadeler kullanıldı.
Hak savunucuları, bu yaklaşımın hukuk önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve avukatlık mesleğinin dokunulmazlığına zarar verdiğini belirtti.
Öte yandan hukuk kaynakları, aynı dönemde başka kadın avukatların da gözaltına alındığını ve bazılarının adli teftişe sevk edildiğini aktardı. Sorgu süreçlerinde kullanılan ifadelerin “kışkırtıcı ve mezhepçi” olduğu yönündeki iddiaların, adliye içindeki gerilimi daha da artırdığı ifade edildi.
Yaşanan gelişmelerin ardından hukuk çevrelerinde, “Adliye içerisinde resmi yetki olmadan kimlerin gözaltı işlemi yapabildiği” sorusu gündeme geldi. Tartışmalar, mezhepçi söylemlerin yargı süreçlerine taşınması ve baronun üyelerini korumakta yetersiz kaldığı eleştirileri etrafında yoğunlaştı.