Gerçeği kim üretiyor?: Bağdat’ta kadınlar medya manipülasyonunu tartıştı

Bağdat’ta kadınlara yönelik medya manipülasyonu ve dezenformasyon politikaları tartışıldı. Katılımcılar, dijital medyada yayılan yanıltıcı içeriklerin kadınlar ve gençler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

RAJA HAMİD RAŞİD

Irak - Irak’ta kadınların toplumsal rolünü güçlendirmeyi amaçlayan “Ta Projesi”, Kadın Kültür Salonu ve Riwaq Kamu Politikaları Merkezi iş birliğiyle “Gerçeği Kim Üretiyor?” başlıklı bir oturum gerçekleştirildi. Oturumda kadınların medya manipülasyonundan nasıl korunabileceği, doğru bilgi ile sahte haberlerin nasıl ayırt edileceği ve medya okuryazarlığının önemi tartışıldı.

Etkinlikte Ta Projesi Direktörü Dr. Şehd El-Rubeyyi’nin yanı sıra, Soussa Kültür Evi Müdürü Sara El-Sarraf ile Riwaq Kamu Politikaları Merkezi Müdürü Sara Sabah konuşmacı olarak yer aldı.

Düşük içerikler ve denetimsiz paylaşımlar manipülasyonu artırıyor

Soussa Kültür Evi Müdürü Sara El-Sarraf, dijital medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte herkesin içerik üreticisine dönüştüğünü belirterek, manipülasyonun tek bir merkezden yönetildiğini söylemenin zor olduğunu ifade etti.

Sara El-Sarraf, “Asıl sorun kimin konuştuğunu ve bilginin kim tarafından yayıldığını bilmememizdir. Sosyal medya hayatın her alanına girdi ve bizler de bunun bir parçası hâline geldik” dedi.

Toplumda “düşük içerikli” videoların neden hızla yayıldığına da değinen Sara El-Sarraf, insanların çoğunlukla kolay ve sıra dışı içeriklere yöneldiğini, bunun da özellikle gençler üzerinde yanıltıcı bir etki yarattığını söyledi. Dijital medya üzerinden ürün tanıtımı yapan bazı kadınların gençlere yanlış bir yaşam algısı sunduğunu belirten Sara El-Sarraf, bunun da medya manipülasyonunun bir biçimi olduğunu kaydetti.

‘Toplumsal farkındalık en önemli mücadele aracı’

Manipülasyonun yalnızca Irak’a özgü olmadığını belirten Sara El-Sarraf, dijital medyada haklardan söz edilirken sorumlulukların geri planda bırakıldığını ifade etti. İnsanların, kendilerine tavsiye veren kişilerin kim olduğunu sorgulaması gerektiğini söyleyen Sara El-Sarraf, “Öncelikle konuşan kişinin kim olduğunun bilinmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sivil toplum kuruluşlarının bu konuda önemli bir sorumluluğu bulunduğunu dile getiren Sara El-Sarraf, medya manipülasyonuna karşı en etkili yöntemin bilinçlendirme çalışmaları, seminerler ve açık tartışma ortamları olduğunu söyledi.

Ayrıca gazetecilik ilkelerine bağlı kalınmasının önemine dikkat çeken Sara El-Sarraf, medyanın tarafsız olması, yanlış bilgileri yaymaması ve kamuoyuna doğru bilgi ulaştırması gerektiğini vurguladı.

Kurumlar kadınları korumada temel aktör

Riwaq Kamu Politikaları Merkezi Müdürü Sara Sabah ise kadınların medya manipülasyonundan korunmasının kurumların da sorumluluğunda olduğunu belirtti. Kadınların çalıştıkları kurumlarda zaman zaman dezenformasyon ve karalama kampanyalarına maruz kaldığını söyleyen Sara Sabah, bu noktada kurumların kadınları koruyacak mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Kadının toplumdaki rolünü görünür kılmaya çalıştıklarını belirten Sara Sabah, kadınların aile ve toplumun temel yapı taşı olduğunu söyledi. Kurumsal medyanın dijital medya platformlarından daha güvenilir olduğunu kaydeden Sara Sabah, “Kuruluşlar haberleri yayımlamadan önce doğrulama süreçlerinden geçiriyor. Sosyal medyada ise çoğu zaman bilgiler denetlenmeden dolaşıma sokuluyor” dedi.

‘Kadınların sesini duyurabilecekleri alanlar yaratılmalı’

Sara Sabah, kadınların karşılaştığı sorunların aşılması için kurumlar ve sivil toplum örgütleri arasında güçlü ortaklıklar kurulmasının önemine dikkat çekti. Düzenlenen oturumlar, kampanyalar ve kültürel etkinliklerin kadınların seslerini duyurabilecekleri alanlar yarattığını belirtti.

Oturum, katılımcı kadınların medya manipülasyonuna karşı mücadele yöntemleri ve toplumsal farkındalığın artırılmasına ilişkin görüşlerini paylaşmasıyla sona erdi.