Gazze’de yağmur çocuklara ölümü hatırlatıyor
Gazze’de çocuklar gökyüzünün bulutlarla kaplanmasından korkuyor. Çünkü yağışlı havalar; onlar için sel sularına kapılma, hastalık ve kimi zaman ölüm nedeniyle kabusa dönüyor.
RAFIF ESLEEM
Gazze - Gazze Şeridi’ndeki çocuklar son derece zor yaşam koşulları altında hayatlarını sürdürüyor. Ne eğitim ne barınma ne sağlık hizmetleri ne de dengeli beslenme imkânına sahipler. Üstelik hava koşulları da bu acı zincirini tamamlıyor; günlerce yağmur sularının içinde kalıyor, onları soğuktan koruyacak örtü ya da kıyafet bulamıyorlar. Bu durum birçok çocuğun hayatını kaybetmesine neden oldu.
Hacer Ebu Cazar’ın çocuklarının hayatı, Gazze’ye yönelik saldırıların başlamasından bu yana tamamen değişti. Özellikle Refah kentindeki evlerini kaybettikten sonra Han Yunus’un Mevasi bölgesinde bir çadıra sığınmak zorunda kaldılar. Bu çadır ne yazın sıcağından ne de kışın soğuğundan koruyor. Bir yağışlı ve soğuk bir günde ise henüz birkaç aylık olan kızını kaybetti.
‘Sel suları bebeğimi sürüklemişti’
Kasım/Aralık aylarında Gazze’yi vuran soğuk ve yağış sırasında hayatını kaybeden bebeğin annesi Hacer Ebu Cazar, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Tepelerden gelen yağmur ve sel suları çadırlara akarak içini dolduruyor. O gün çadırın içinde su neredeyse ayak bileklerime kadar yükselmişti. Uyandığımda her yer sular içindeydi ve çocuklar ağlıyordu. Bebeğimi aradım onu bulamadım sel suları onu sürüklemişti.”
Birkaç dakika sonra bebeği çadırın yakınında suyun yüzeyinde buldu. Ancak bebeğinin kalbi durmuştu.
Hacer Ebu Cazar’a göre, minik Rahaf’ın onu soğuktan koruyacak kıyafetleri yoktu. Yaşadığı aylar boyunca titreyerek ve açlıktan ağlayarak büyüdü. Ailenin diğer fertleri gibi plastik bir örtünün üzerinde uyuyor, yastık olarak ise annesinin başörtüsünü kullanıyordu.
Hacer Ebu Cazar, çadırda kalan dört çocuğunu ısıtmak için ateş yakamadığını söylüyor. Çocuklar havanın soğuk ve yağışlı olduğu günlerde sürekli “Anne, çok üşüyoruz” diyor.
Hayatın en temel ihtiyaçlarından yoksunlar
Hacer Ebu Cazar, çocuklarının artık gökyüzünün bulutlarla kaplanmasından korktuğunu dile getiriyor. Yaklaşan bir fırtına ve yağmur duyduklarında saatlerce ağlıyor ve yağmur yağmaması için gökyüzüne bakıp dua ediyorlar; çünkü yeniden sular altında kalmaktan ya da hastalanmaktan çok korkuyorlar.
Hacer Ebu Cazar , “Oysa saldırılardan önce yağmuru heyecanla bekler, altında oynar ve ıslanarak eğlenirlerdi” diyor ve devamında şöyle konuşuyor: “Bugün ise yağmur onlar için kayıpla özdeşleşmiş durumda. Birinin daha ölmesinden korkuyor, uykularından su ve çamur içinde uyanıyorlar; çadır rüzgârda savrulurken kendilerini adeta bir su birikintisinin içinde buluyorlar.”
Hacer Ebu Cazar, çocuklarının en temel ihtiyaçlardan mahrum kaldığını söyleyerek; “Yiyecek, içecek, barınma, eğitim, sağlık, hatta eğlence bile artık eskisi gibi değil. Bu nedenle, eğitimden yoksun kalacak çocukların belirsiz geleceğinden endişe ediyorum. Yapay zekâ ve teknolojinin geliştiği bir çağda, okuma yazmayı bile zar zor bilen bir çocuk dış dünyayla nasıl başa çıkacak? Okuma yazma bilmeden ne yapabilir” diye soruyor.
Ailenin şu anda yaşadıkları çadır, bebeklerinin ölüm haberini duyan hayırseverler tarafından bağışlanmış. Amaç, diğer küçük kızlarının da ölmesini engellemek. Hacer Ebu Cazar konuşmasının sonunda tek dileğini, “Bu durumun sona ermesi ve kendisi ile çocuklarının insanca bir yaşam sürmesi” olarak açıkladı.